4.Sınıf İngilizce Konu Anlatımı


Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Burada 4. sınıf İngilizce konu anlatımlarını vereceğiz. Her üniteyi dikkatlice okuyup, özellikle kelimelere dikkat etmenizi tavsiye ediyoruz.

1. Ünite (In the classroom)

Ünite Kelimeleri

Emir cümleleri (Imperatives)

Emir cümlelerini karşımızdakinden bir şey isterken kullanırız.

Emir cümlelerinde fiilin birinci halini kullanırız. Ve fiili cümlenin başına getiririz.


Stand up! (Ayağa kalk!)
Look at the board. (Tahtaya bak.)
Be careful! (Dikkatli ol!)
Listen to me! (Beni dinleyin!)
Put on your jacket. (Ceketini giy.)                                                                      Open the book! (Kitabı aç!)
Come in! (İçeri gir!)
Go out! (Dışarı çık!)
Turn around! (Arkanı dön!)
Be quiet! (Sessiz ol!)
Listen to me! (Beni dinle!)
Clean the board! (Tahtayı temizle!)
Give me the book! (Kitabı bana ver!)
Repeat after me! (Benden sonra tekrar et!)
Turn on the lights! (Işıkları aç!)

Turn off the lights! (Işıkları söndür!)
Look at me! (Bana bak!)

Olumsuz emir cümlelerinde ise fiilin başına “don’t” kelimesi getirilir.

Don’t speak Turkish in class! (Sınıfta Türkçe konuşmayın!)
Don’t be late. (Geç kalma.)
Don’t forget! (Unutma!)
Don’t walk on the grass. (Çimlerde yürümeyiniz.)
Don’t eat junk food. (Abur cubur yeme.)

Emir cümleleriyle yaptığımız ricaları daha nazik bir şekilde ifade etmek istiyorsak cümle başında ya da sonunda “please (lütfen)” kelimesini kullanabiliriz.

Be quiet, please.                       Please be quiet.              (Lütfen sessiz ol.)

Please clean the board.            Clean the board, please.     (Tahtayı temizle lütfen.)

Please come in.                        Come in, please.          (İçeri gir lütfen.)

Plese give me the book.           Give me the book, please.     (Kitabı bana ver lütfen.)

“May” kalıbını soru için kullandığımızda kibar ve resmi bir şekilde izin isterken kullanırız. 

Oluşumu

May +   Özne    +  Fiil  +  Nesne  ?

May I open the window? (Pencereyi açabilir misin?)

May I come in? (İçeriye girebilir misin?)

May I sit down? (Oturabilir miyim?)

Cevap verirken de;

Sorry, not right now.

Yes, you may.  / No,  you may not.

Of course, please.

“Can” kalıbını soru için kullandığımızda izin isterken ve istekte bulunurken kullanmaktayız.

Can +   Özne    +  Fiil  +  Nesne  ?

Can you give me your pencil? (Kalemini verir misin?)

Can you clean the board? (Tahtayı temizler misin?)

Can you I leave the class? (Sınıftan çıkar mısın?)

Cevap verirken de;

Yes, I can.  / No,  you can’t.

Sure.

Of course, please.

Sorry, not right now.

2. Ünite     (Children’s Day)

Ünite Kelimeleri

Ülke ve Millet konusu  (Countries and Nationalities)

Where are you from?  (Ülke sormak için)                                 

What nationality are you? (Milliyet-Ulus  sormak için) 

“What is your nationality?” sorusuda kullanılabilir. İkisininde anlamı aynıdır.

Millet-Ulus sorarken;

– What nationality are you?      (Senin milliyetin ne?)

– I am Turkish.                          (Ben Türk’üm.)

 – What nationality is she?         (Onun milliyeti ne?)

– She is French.                       (O Fransız.)

-What is her nationality?  (Onun milliyeti nedir?)

-Her nationality is Russian. Veya  She is Russian (O Rus.) diyebiliriz.

  Ülke sorarken;

– Where are you from?      (Nerelisin, hangi ülkedensin?) 

– I am from Turkey.           (Ben Türkiye’denim.) 

 – Where is she from?         (O Nereli, o hangi ülkeden?) 

– She is from Spain.           (O İspanya’dan.)

*Bir kişinin hangi millete ait olduğunu  tahmin etmek için;

Is she Mexican?   (O Meksikalı mı?)

– I think so. (Sanırım.)

Look at the girl with red dress. Is she English?  (Kırmızı elbiseli kıza bak. O İngiliz mi?)

-Maybe. I don’t think so. I think she’s Spanish. (Belki. Sanmıyorum. Bence o İspanyol.)

Ülke                     Ulus

Turkey                        Turkish

England                      English

The U.S.A.                 American    

Italy                            Italian

France                       French

Germany                   German 

Spain                          Spanish

Greece                       Greek     

Japan                          Japanese      

China                          Chinese         

Russia                        Russian

India                           Indian

Brazil                          Brazilian

Mexico                      Mexican        

3. Ünite  (Free Time)

Ünite Kelimeleri

Like  ve Don’t like

Sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeyleri anlatırken kullandığımız bir kalıptır.

Like “sevmek” anlamına gelmektedir.

Cümle formu:

I+ like+ nesne(sevdiğimiz şey)

I like playing football.     (Futbol oynamayı severim.)

I like watching TV.    (TV izlemeyi severim.)

I like hamburger.   (Döner severim.)

I like parks.   (Parkları severim.)

Don’t like “sevmemek” anlamına gelmektedir.

Cümle formu:

I+ don’t like + nesne (sevmediğimiz şey)

I don’t like cola. (Kolayı sevmem.)

I don’t like you. (Seni sevmiyorum

I don’t like studying math. (Matemik çalışmayı sevmiyorum.)

I don’t like swimming. (Yüzmeyi sevmiyorum.)

Soru formu:

Do + you + like + nesne?

Do you like swimming? (Yüzmeyi sever misin?)

Do you like cola? (Kola sever misin?)

Do you like watching TV? (TV izlemeyi sever misin?)

Do you like hamburger? (Hamurger sever misin?)

Cevap verirken de

Yes, I do.    Ya da    No, I don’t. Deriz.

Free time activities – Hobbies (Boş zaman aktiviteleri-Hobiler)

Playing football (futbol oynamak)

Fishing (balık tutmak)

Playing basketball (basketbol oynamak)

Taking photograps (fotoğraf çekmek)

Playing the guitar (gitar çalmak)

Playing video games (video oyunları oynamak)

Doing puzzles (yapboz yapmak)

Watching cartoons (çizgi film izlemek)

riding a bike (bisiklet sürmek)

diving (dalış yapmak)

playing chess (satranç oynamak)

climbing (tırmanmak)

collecting coins (bozuk para koleksiyonu yapmak)

drawing a picture (resim çizmek)

reading a book (kitap okumak)

dancing (dans etmek)

4. Ünite  (Cartoon Characters)

Ünite Kelimeleri

Can  – Can’t

Can yapabildiğimiz, becerebildiğimiz şeyleri anlatırken  ve olumsuzu olan “Can’t (can not)” ise yapamadığımız şeyleri anlatırken kullandığımız bir grammar yapısıdır.

*Yapabilir – edebilir manası verir.

*Olumsuzu ise yapamaz – edemez manası vermekte.

Cümle formu:

Özne  +  can + fiil +  nesne (yapabildiğimiz şeyleri anlatırken)

I can swim. (Yüzebilirim.)

A dolphin can swim. (Yunus yüzebilir.)

She can sing. (O şarkı söyleyebilir.)

Enes can draw a picture. (Enes resim çizebilir.)

Özne  + can’t  +  fiil  + nesne   (yapamadığımız şeyleri anlatırken)

I can’t drive a car. (Araba süremem.)

He can’t play basketball. (O basketbol oynayamaz.)

My bird can’t fly. (Kuşum uçamaz-uçamıyor.)

Zeynep can’t cook. (Zeynep yemek yapamaz.)

Zamir      İyelik Sıfatı

I                  my (benim)

He               his (onun)

She             her (onun)

It                  its (onun)

We               our (bizim)

You             your (senin, sizin)

They            their (onların)

İyelik sıfatları nesnenin kime, neye ait olduğunu belirtir ve arkasından isim getirilir.

It is my camera.  (O benim kameram.)

This is her cat. (Bu onun kedisi.)

Their house is beautiful. (Onların evi güzel.)

Your name is Mehmet. (Senin ismin Mehmet.)

His car is blue. (Onun arabası mavi.)

These are their pencils. (Bunlar onların kalemi.)

5. Ünite  (My Day)

Ünite Kelimeleri

Daily Activities

wake up (uyanmak)

get up (kalkmak)

wash your face (yüzünü yıkamak)

brush your teeth (dişlerini fırçalamak)

take a shower    (duş almak)

get dressed   (giyinmek)

eat breakfast  (kahvaltı yapmak)

have a cup of coffee   (kahve içmek)

go to school (okula gitmek)

study a lesson (ders çalışmak)

watch (TV)   (TV izlemek)

read a book (kitap okumak)

listen to the radio  (radyo dinlemek)

go to shopping (alışverişe gitmek)

take a bath (banyo yapmak)

brush your hair  (saçını fırçalamak)

go to bed  (yatağa gitmek)

sleep (uyumak)

Simple Present Tense (Geniş Zaman)

Geniş zaman düzenli olarak yaptığımız ya da yapmadığımız şeyleri anlatırken kullanıdığımız zaman çeşididir.

Cümle formu:

I(ben) +  fiil +  nesne + zaman zarfı (nesne veya zaman zarfı her zaman olmasına gerek yok.)

I brush my teeth everyday. (Her gün dişlerimi fırçalarım.)

I take a shower in the morning. (Sabahleyin duş alırım.)

I sleep at 10 o’clock. (Saat 10’da uyurum.)

I go to shopping with my friend. (Arkadaşımla alışverişe giderim.)

Olumsuz:

I(ben) + don’t +  fiil +  nesne + zaman zarfı (nesne veya zaman zarfı her zaman olmasına gerek yok.)

I don’t eat junk food every day. (Her gün abur cubur yemem.)

I don’t go to school on Saturday.  (Çarşamba günü okula gitmem.)

I don’t play basketball. (Basketbol oynamam.)

I don’t work on Sunday. (Pazar günü çalışmam.)

Soru:

Do + you + fiil + nesne + zaman zarfı (nesne veya zaman zarfı her zaman olmasına gerek yok.) ?

Do you visit your grandfather? (Büyükbabanı ziyaret eder misin?)

Do you cook meal? (Yemek yapar mısın?)

Do you ride a bike? (Bisiklet sürer misin?)

Do you listen pop music? (Pop müzik dinler misin?)

Yes, I do.    No, I don’t.  Diye cevap veririz.

“What” gibi soru kelimeleri kullanıldığında en başa gelmektedir. Ve Yes/No diye cevap vermeyiz.

What do you do in your free time? (Boş zamanında ne yaparsın?)

Örnek cevap: I play computer games in my free time.

What time do you go to the school? (Okula ne zaman gidersin?)

What do you do after work? (İşten sonra ne yapıyorsun?)

What time do you get up? (Ne zaman kalkarsın?)

Clocks (Saatler)

İngilizce saatin kaç olduğunu sorarken “What time is it? What is the time?” sorularını kullanabiliriz. Saatleri söylemenin iki yolu vardır. Bunlardan biri saatleri bir dijital saat ekranında gördüğümüz şekliyle, saat ve dakikayı sırasıyla söylemektir.

Tam saatlerde

04:00 :It is four o’clock.
05:00 :It’s five o’clock.

Yarımlarda half past kullanılır

05:30 : It is half past five.
09:30 : It is half past nine.

Çeyreklerde quarter kullanılır

08:45  : It is a quarter to nine.
02:15  :It’s a quarter past two.

-e var demek için : “to” kullanılmalıdır.

03:40 : It is twenty to four.
06:55 : It is five to seven.

– … geçiyor demek için : “past” kullanılmalıdır.

10:10 : It is ten past ten.
11:20  : It’s twenty past eleven.am ve pm arasındaki fark nedir?

am : Gece 12.00’den öğlen 12.00’ye kadar olan vakit aralığı
pm : Öğlen 12.00’dan gece yarısı 12.00’a kadar olan vakit

Örnekler:

01.10 pm : Öğlen saat 01.10
04.20 am : Sabaha karşı saat 4.20

İkinci olarak, pratik saat söyleme yolu olarak ise Türkçe’de olduğu gibi aynen sayılar okunabilir:

02.20 : two twenty
04.30 : two thirty
09.45 : nine forty five

6. Ünite (Doing Experiments)

Let’s yapısı öneri yaparken kullanılır.

 

Let’s buy a lion. (Hadi bir aslan alalım.)

Let’s go swimming this afternoon. (Bu öğleden sonra yüzmeye gidelim)

Let’s go for a walk. (Yürüyüşe çıkalım)

Preposition of Place (Yer edatları)

In

Near

Behind

In front of

On

In (İçinde)

The books are in the box.  (Kitaplar kutunun içindedir.)

There is some water in the glass.  (Bardağın içinde biraz bardak var.)

Near (Yanında, yakında)

This building is near a subway station.   (Bu bina metro istasyonunun yakınında.)

Our house is near a supermarket.   (Bizim evimiz süpermarketin yanında.)

Behind (Arkasında)

The car is behind the building.  (Araba binanın arkasında.)

Your sister is behind the sofa.  (Kızkardeşin koltuğun arkasında.)

In front of (Önünde)

The cat is in front of the car.  (Kedi arabanın önünde.)

I am in front of my friend.  (Ben arkadaşımın önündeyim.)

On (Üstünde)

There is a Picture on the wall.    (Duvarın üstünde saat var.)

Don’t walk on the grass.  (Çimen üstünde yürüme.)

7. Ünite (Jobs)

Ünite Kelimeleri

Jobs and Working Places

Meslekler ve Çalışma Yerleri

İngilizce Meslekleri sorarken birkaç şekilde sorabiliriz

What is your job ?               İşin (mesleğin) nedir ?

What is your profession  ? Mesleğin (uğraşın) nedir ?

What is your occupation ? Mesleğin (meşguliyetin) nedir ?

What do you do for living ? Yaşamak için ne işle uğraşıyorsun ?

İngilizce Meslekler sorusuna cevap vermek için ;

I am a teacher / I’m an accountant / I am an engineer.

My job (proffession,occupation) is teaching.  /  I work as a teacher.

Çalışma yerleri

Farm (Çiftlik)

Factory (Fabrika)

Office (Ofis)

Hospital (Hastane)

Police Station  (Polis Karakolu)

Theatre (Tiyatro)

School (Okul)

What do you do? Where do you work?

I am a farmer. I work in a farm.

I am a teacher. I work at a school.

I am an actor. I work in a theatre.

Başkasının mesleğini sorarken;

What does he do?

What is his/her job? gibi sorular sorulurken değiştirilmesi gereken bölümler değiştirilir.

Cevap verirken;

His job is teaching. He is a teacher. Gibi cevaplar verilebilir.

Meslekler ve kullanılan araçlar

He is a policeman. He drives a police car.   (O polis. O polis arabası sürer.)

He is a farmer. He drives a tractor.  ( O çiftçi. O traktör sürer.)

He is a pilot. He flies a plane.  (O uçak. O uçak kullanır.)

He is a postman. He rides a bike.   (O postacı. O bisiklet sürer.)

He is a bus driver. He drives a bus.   (O otobüs sürücüsü. O otobüs sürer.)

8. Ünite (My Clothes)

Ünite Kelimeleri

Put on / Wear : Giymek

I am Matt. I wear red socks and a blue shirt.

She has a red dress. She puts on her red dress.

Seasons (Mevsimler)

Spring (Bahar)

Summer (Yaz)

Autumn / Fall (Sonbahar)

Winter (Kış)

Which season is it? (Bu/O hangi sezon/mevsimdir?)

It is summer.

Hava durumunu sormak için sorduğumuz sorular

-What’s the weather like?

-How is the weather?   (Hava nasıldır anlamına gelmektedir.)

Weather Conditions (Hava durumları)

Hot : Sıcak

Warm : Ilık

Cool : Serin

Cold : Soğuk

Rainy : Yağmurlu

Snowy : Karlı

Windy : Rüzgarlı

Cloudy : Bulutlu

Foggy : Sisli

Sunny : Güneşli

Bir şeyi ödünç almak isterken kullanırız:

May I borrow your ……………? 

May I borrow your hat?  (Şapkanı ödünç alabilir miyim?)

9. Ünite (My friends)

Ünite Kelimeleri

Bir kişinin dış görünüşünü yani fiziksel özelliklerini öğrenmek için “What does / do ………………. Look like?” Kalıp sorusunu sorarız.

Örnek:

What does she look like?  (O nasıl gözüküyor?)

She is beautiful.  (O güzeldir.)

What do you look like? (Nasıl gözüküyorsun?)

I am handsome and tall. (Ben yakışıklı ve uzun biriyim.)

Veya

Clark has short legs. (Clark’ın kısa bacakları var.)

Martin has a mustache. (Martin’in bıyığı var.)

Kişilerin karakter özelliklerini sorgulamak için ise “What am / is / are ……………….like?” kalıp sorusunu sorarız:

Örnek:

What is she like?   (O nasıl birisidir?)

She is energetic and funny.  (O enerjik ve komik birisidir.)

What is your brother like? (Senin kardeşin nasıl birisidir?)

He is shy and friendly. (O utangaç ve arkadaş canlısıdır.

What is Semih like?

He is 3 years old. He can play the piano. He is very talented.   

10. Ünite (Food and Drinks)

Ünite Kelimeleri

Miktarları belirtme

A, An

Bir anlamına gelmektedir. Sayılabilen tekil isimlerin önüne gelmektedir.

“a”  sessiz harfle başlayan veya okunan isimlerin önüne gelmekte

A dog        -It is a dog. – I have a dog.

A chair      -It is a chair.    -I sit on a chair.          

  Okunuşu önemli !!!! 

A university    sesli harfle harfle başlamasına rağmen  “yuniversiti” diye okunduğu için “a” getiriyoruz.

“an” sesli harfle başlayan veya okunan isimlerin önüne gelmekte

An apple                       I eat an apple once a day. (Günde bir kez elma yerim.)

An elephant                There is an elephant in the zoo.

Okunuşu önemli !!!! 

An hour — sessiz harfle harfle başlamasına rağmen  “auır” diye okunduğu için “an” getiriyoruz.

Some / Any

Some hem sayılabilen hem de sayılamayan isimlerde kullanılabilir.  Sayılabilen isimlerde birkaç manası verirken sayılamayan isimlerde ise biraz anlamı katmaktadır.

Örnek:

Sayılabilen                                                                                     Sayılamayan

Some pencils  (birkaç tane kalem)                                                      some milk  (biraz süt)

Some books (birkaç tane kitap)                                                          some water  (biraz su)

I want some water.

Give me some apples.

Any

Hiç anlamına gelen “any” hem sayılabilen hem de sayılamayan isimlerin önüne gelebilmektedir. Buna ek olarak olumsuz ve soru cümlelerinde kullanılmaktadır.

I don’t have any hamburger.

Would you like any water?

There is/ are

Var anlamına gelmektedir. Olumsuzu da yok anlamındadır.

There is a pencil on the table.

There isn’t a pencil on the table.

There are books in the bag.

There aren’t books in the bag.

“Some” ve “any” de kullanılabilir

There isn’t any water in the fridge.

There is some water in the fridge.

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.

One thought on “4.Sınıf İngilizce Konu Anlatımı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İngilizcenizi Geliştirin

Türkiye'nin %100 başarı garantili tek online İngilizce kursunu ücretsiz deneyin.