6.Sınıf İngilizce Kelimeler: Türkçe Anlamları ve Okunuşları (1-10 Ünite)


Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

İngilizce Türkçe İngilizce Cümle Türkçe Cümle
Unit 1
leisure boş I spend my leisure time playing computer games. Boş zamanımı bilgisayar oyunu oynarak geçiririm.
count saymak My nephew can count to 100. Yeğenim 100’e kadar sayabiliyor.
win kazanmak He won the game. O oyunu kazandı.
have a snack atıştırmak When she is hungry, she has a snack. Aç olduğunda, atıştırır.
take guitar courses gitar dersleri almak Esra takes guitar courses once a week. Esra haftada bir kez gitar kursuna gider.
do karate karate yapmak My little brother is doing karate. Küçük erkek kardeşim karate yapıyor.
do homework ödev yapmak He should do his homework or he will fail the lesson. Ödevini yapmalı yoksa dersten kalıcak.
well iyi I am very well thanks for asking. Sorduğun için teşekkür ederim çok iyiyim.
get home eve varmak When I get home, I will sleep. Eve vardığımda, uyuyacağım.
leave home evden ayrılmak Don’t forget to turn off the lights when you leave home. Evden ayrılırken ışıkları kapatmayı unutma.
go shopping alışverişe gitmek Mum goes shopping everyday. Annem her gün alışverişe gider.
stay kalmak Please, stay with me! Lütfen, benimle kal!
hang around takılmak I will hang around with my friends tonight. Bu akşam arkadaşlarımla takılacağım.
meet friends arkadaşlarla buluşma After she finishes her job, she will meet friends. İşini bitirdikten sonra arkadaşlarıyla buluşacak.
relative akraba Kıvanç is my very close relative. Kıvanç benim yakın akrabam.
tidy room odayı düzenlemek Mum asked me to tidy my room before leaving the house. Annem evden ayrılmadan önce odamı temizlememi istedi.
would like to istemek I would like to have a cup of coffee. Bir bardak kahve istiyordum.
join katılmak He will join the army. Orduya katılacak.
wear giyinmek I prefer to wear t-shirt in summer. Yazın tişört giymeyi tercih ederim.
cook pişirmek She cooks better. O daha iyi pişiriyor.
traditional geleneksel I will attend to traditional pilaf day of the school. Okulun geleneksel pilav gününe katılacağım.
graph grafik Look at the graph and choose your answer. Grafiğine bak ve cevabını seç.
always her zaman Her dog always eats grilled meat. Onun köpeği her zaman kızarmış et yer.
usually genellikle He usually comes late. O genellikle geç gelir.
often sık sık I often eat pizza. Sık sık pizza yerim.
sometimes ara sıra My father sometimes watches football matches. Babam bazen futbol maçları izler.
never asla Never say never. Asla hiçbir zaman deme.
find out öğrenmek, bulmak We should find out who did this. Bunu kimin yaptığını öğrenmeliyiz.
presentation sunum For my presentation I prepared almost 3 hours a day. Sunumum için günde yaklaşık 3 saat hazırlandım.
Unit 2
bagel simit I eat bagel in the morning. Sabahleyin simit yerim.
bean fasulye Eating bean makes you fart. Fasulye yemek seni osurtur.
blueberry yaban mersini Blueberry cakes are delicious. Yaban mersinli pastalar lezzetlidir.
cereal mısır gevreği Eating cereal in the morning is not always good. Sabahları mısır gevreği yemek her zaman iyi değildir.
croissant kruvasan These croissants are very tasty. Bu kruvasanlar çok lezzetlidir.
muffin kek I bought muffin from patisserie. Pastaneden kek satın aldım.
junk food abur cubur Don’t eat junk food all the time. Her zaman abur cubur yeme.
sushi Suşi Sushi is originated from Japan. Sushi Japon orijini bir yemektir.
fast food Fast food Fast food products are harmful for your body. Fast food ürünleri vücudun için zararlıdır.
garlic sarımsak Don’t forget to drink milkafter eating garlic. Sarımsak yedikten sonra süt içmeyi unutma.
butter Tereyağı Butter with honey is a perfect combination. Balla tereyağ mükemmel bir kombinasyondur.
honey bal Butter with honey is a perfect combination. Balla tereyağ mükemmel bir kombinasyondur.
cheese peynir I love cheese. Peynire bayılırım.
jam reçel My grandmother makes great strawberry jam. Büyükannem harika çilek reçeli yapar.
olive zeytin Olive grows in Egean side mostly. Zeytin çoğunlukla Ege bölümünde yetişir.
blackberry böğürtlen Blackberyy jam is my favorite. Böürtlen reçeli benim favorimdir.
pancake krep Pancake in the breakfast is the best way to start a day. Kahvaltıda krep yemek güne başlamak için en iyi yoldur.
cucumber salatalık Peel cucumber carefully. Salatalığı dikkatlice soy.
cookies kurabiye These cookies are very expensive. Bu kurabiyeler pahalı.
bread ekmek This bread is more expensive. Bu ekmek daha pahalı.
salt tuz Don’t forget to add salt into the soup. Çorbaya tuz eklemeyi unutma.
sugar şeker Can you give me some sugar? Bana biraz şeker verir misin?
enjoy eğlenmek I enjoy being here. Burada olmaktan hoşlanıyorum.
dislike beğenmemek She dislikes your behaviours. O senin davranışlarını beğenmiyor.
want istemek I want you. Seni istiyorum.
invite davet etmek Rachel invited all her friends to the party. Rachel bütün arkadaşlarını partiye davet etti.
tell söylemek I should tell you something. Sana bir şey anlatmalıyım.
have kahvaltı, akşam yemeği vs. yapmak, yemek I had a dinner last night with my girlfriend. Dün akşam kız arkadaşımla akşam yemeği yedim.
mean anlamına gelmek It means you should stay here. Bu demek oluyor ki sen burada kalmalısın.
buy satın almak Buy only necessary things for the picnic. Piknik için sadece gerekli şeyleri satın al.
serve sunmak, hizmet etmek How should we serve cereal? Mısır gevreği nasıl sunmalıyız?
nutritious besleyici Vegetables are nutritious. Sebzeler besleyicidir.
special özel I have got a special gift for you. Senin için özel bir sürprizim var.
baked pişmiş I like baked chicken more. Pişmiş tavuğu daha çok severim.
grilled kızarmış Grilled meat is tastier than the baked one. Kızarmış et pişmiş etten daha lezzetlidir.
Enjoy your meal! Afiyet olsun! Here you go! Enjoy your meal! Buyrun! Afiyet olsun!
omelet omlet Would you like to have an omelet? Omlet ister misiniz?
room temperature oda sıcaklığı You should keep the medicine in room temperature. İlacı oda sıcaklığında tutmalısın.
Yuk! İğrenç! Yuk! What the hell is this? İğrenç! Bu da ne böyle?
Yummy! Nefis! This soup is yummy. Bu çorba nefis.
Unit 3
city şehir A city is more crowded than a country. Şehir kırsal alandan daha kalabalıktır.
country kırsal alan A city is more crowded than a country. Şehir kırsal alandan daha kalabalıktır.
crowded kalabalık A city is more crowded than a country. Şehir kırsal alandan daha kalabalıktır.
noisy gürültülü Downtown is very noisy. Şehir merkezi gürültülü.
Downtown şehir merkezi Downtown is very noisy. Şehir merkezi gürültülü.
traffic light trafik ışığı You should stop when the traffic light is red. Trafik ışığı kırmızı olduğunda durmalısın.
town kasaba A town is bigger than a village. Kasaba köyden büyüktür.
village köy A town is bigger than a village. Kasaba köyden büyüktür.
skyscraper gökdelen Skyscrapers in the city are covering the sky. Şehirdeki gökdelenler gökyüzünü kaplıyor.
population nüfus The population of Istanbul is 20 million. İstanbul’un nüfusu 20 milyon.
average ortalama Average male height in Turkey is 1.70 cm. Türkiye’deki ortalama erkek uzunluğu 1.70 tir.
suitcase bavul Prepare your suitcase before the trip. Seyahatten önce bavulunu hazırla.
neighbourhood mahalle We used to play football in our neigbourhood. Mahallemizde önceden futbol oynardık.
building bina This building is very weak. Bu bina çok güçsüz.
floor zemin The floor is dirty. You should clean it. Zemin kötü. Temizlemelisin.
balcony balkon Sitting in a balcony in summer is a good option for old people. Yazın balkonda oturmak yaşlı insanlar için güzel bir seçenektir.
speech bubbles konuşma baloncuğu Fill the speech bubbles according to the text. Konuşma balnocuklarını parçaya göre doldur.
busy meşgul I am busy tonight so I can not come to the party. Bu akşam meşgulüm bu yüzden partiye gelemiyorum.
queue kuyruk Waiting on a queue to get what you want is really boring. İstediğini alabilmek için kuyruk beklemek sıkıcıdır.
relaxing rahatlatıcı During the massage seance we were listening relaxing songs. Masaj seansı esnasında rahatlatıcı bir müzik dinliyorduk.
traffic jam trafik sıkışıklığı During rush hour, there is traffic jam on the street. İş çıkışı saatinde, caddede trafik var.
Unit 4
affect etkilemek The weather affects the children’s emotions. Hava çocukların duygularını etkiliyor.
anxious endişeli I feel anxious. I can’t go to sleep. Endişeli hissediyorum.  Uyuyamıyorum.
Celcius santigrat It’s 12 degrees Celcius. 12 santigrat derece.
degrees derece It’s 12 degrees Celcius. 12 santigrat derece.
dull donuk I feel tired and sleepy on foggy days because it’s dull outside. Sisli günlerde yorgun hissediyorum çünkü dışarısı donuk.
emotion duygu I think the weather doesn’t affect my emotions. Bence hava benim duygularımı etkilemiyor.
foggy sisli But I feel tired and sleepy on foggy days because it’s dull outside. Sisli günlerde yorgun hissediyorum çünkü dışarısı donuk.
lightning yıldırım Lightining scares me. Yıldırım beni korkutur.
moody karamsar, huysuz I don’t like snowy and freezing winter days. I always feel cold and moody. Dondurucu ve soğuk kış günlerini sevmem. Kendimi soğuk ve karamsar hissederim.
stormy fırtınalı I feel really scared at stormy nights. Fırtınalı havalarda gerçekten korkarım.
weather forecast Hava Durumu Tahmini Prepare a weather forecast poster and compare the weather conditions in different cities. Hava durumu tahmini posteri hazırla ve hava durumlarını farklı şehirlerle kıyasla.
wet ıslak The floor is wet. Because my mom is cleaning the house. Zemin ıslak. Çünkü annem evi temizliyor.
hot Sıcak The weather is hot. Hava sıcak.
snowy kar yağışlı Walking out in snowy weather is very enjoyable. Karlı havalarda dışarıda yürümek çok eğlencilidir.
sunny güneşli I feel happy on sunny days. Güneşli günlerde mutlu hissediyorum.
rainy yağmurlu Today will be rainy don’t forget to get your umbrella. Bugün yağmurlu olacak şemsiyeni almayı unutma.
cloudy bulutlu You can not see the sun on cloudy days. Bulutlu günlerde güneşi göremezsin.
windy rüzgarlı Your umbrella can break down on windy days. Şemsiyen rüzgarlı günlerde bozulabilir.
coat ceket Wear your jacket. It is freezing out there. Ceketini giy. Dışarısı donuyor.
freezing dondurucu Wear your jacket. It is freezing out there. Ceketini giy. Dışarısı donuyor.
mittens eldivenler Mittens protect your hands from cold weather. Eldivenler ellerini soğuk havalardan korur.
fly uçmak Fly like the wind. Rüzgar gibi uç.
kite uçurtma Flying a kite requires some skills. Uçurtma uçurmak beceri ister.
happy mutlu Don’t worry, be happy. Endişenme, mutlu ol.
sleepy uykulu After a tiring work day, I feel sleepy when I get home. Yorucu bir iş gününden sonra, eve vardığımda uykulu hissederim.
upset üzgün She was upset after she heard the bad news. Kötü haberi aldıktan üzgün olmuştu.
anxious endişeli A mother can be very anxious about their children’s lives. Anne çocuklarının hayatları için çok endişeli olabilir.
scared korkmuş She looks scared. Korkmuş gözüküyor.
map harita We will follow the road on the map. Haritadaki yolu takip edeceğiz.
Unit 5
amazing şaşırtıcı She made amazing progress in English. İngilizce’de şaşırtıcı bir gelişme gösterdi.
big wheel dönme dolap When I get fun fair, first off I will get on the big wheel. Lunaparka gittiğimde, öncelikle dönme dolaba binerim.
bumper car çarpışan araba Bumper cars is not my thing. I find them very childish. Çarpışan arabalar bana göre değil. Onları çok çocukça buluyorum.
carrousel atlıkarınca There is a carrousel in the Shopping Centre named “Carrousel.” Carrousel adlı alışveriş merkezinde atlıkarınca var.
crazy çılgın Ghosts trains are for crazy people. Hayalet trenler çılgın insanlar içindir.
fair fuar, panayır We will have fun at the fair. Fuarda eğleneceğiz.
fantastic fantastik It was a fantastic movie. Fantastik bir filmdi.
ghost train hayalet tren Ghosts trains are for crazy people. Hayalet trenler çılgın insanlar içindir.
horrible korkunç Murderers and rapists are horrible people. Katiller ve tecavüzcüler korkunç insanlardır.
nervous gergin I get nervous whenever I argue with someone. Ne zaman birisiyle tartışsam gergin olurum.
roller coaster lunapark hız treni After a roller coaster, it makes me feel like I can puke. Lunapark hız treninden kusabilirim gibi hissediyorum.
skeleton iskelet The skeleton of an adult human consists of 206 bones. Yetişkin bir insan vücudunda 206 tane kemik vardır.
swing salıncak I love to hang up swings. Salıncakta sallanmaya bayılırım.
tap musluk You should turn off the tap while you are brushing our teeth. Dişlerini fırçalarken musluğu kapatmalısın.
terrifying dehşet verici Aren’t roller coasters terrifying? Hız trenleri dehşet verici değiller mi
thrilling heyecan verici Which is more thrilling? The swing or the big wheel? Hangisi daha heyecan verici? Dönme dolap mı yoksa dönme salıncak mı?
vampire vampir Ghost trains show you horrible creatures such as vampires, skeletons and monsters. Hayalet trenleri sana vampir, iskeletor ve canavar gibi korkunç yaratıkları gösterir.
wave swinger dönme salıncak Which is faster? A big wheel or a wave swinger? Hangisi daha hızlı? Dönme dolap mı yoksa dönme salıncak mı?
fearful korkak Are you fearful or fearless? Korkak mısın ya da korkusuz musun?
fearless korkusuz Are you fearful or fearless? Korkak mısın ya da korkusuz musun?
scout camp izci kampı Did you ever go to a scout camp? Hiç izci kampına gittin mi?
creature yaratık Ghost trains show you horrible creatures such as vampires, skeletons and monsters. Hayalet trenleri sana vampir, iskeletor ve canavar gibi korkunç yaratıkları gösterir.
Fasten your seat belts Kemerlerinizi bağlayın Fasten your seat belts in the car. Arabadayken kemerlerinizi bağlayın.
Pets not allowed Evcil hayvan yasaktır Pets not allowed to the restaurant. Restorantta evcil hayvan yasaktır.
Insert your token kartınızı takın Insert your token before entering. Girmeden önce kartınızı takın.
warning uyarı Thank you for warning. Uyarı için teşekkür ederim.
facial expression yüz ifadesi Pay attention to their facial expressions. Yüz ifadelerine dikkat edin.
stick yapıştırmak Stick the speech bubbles next to your friends’ pictures. Arkadaşının resimlerinin yanına konuşma balonlarını yapıştır.
Unit 6
forest orman We walked in the snowy forest. Karlı ormanda yürüdük.
lake göl Which lake is larger? Hangi göl daha büyük?
mountain dağ Which mountain is higher? Hangi dağ daha yüksek?
pick toplamak We climbed mountains and picked flowers. Dağları tırmandık ve çiçekler topladık.
river nehir The Fırat river is longer. Fırat nehri daha uzun.
sail denize yelkenliyle açılmak Let’s sail with our ship. Gemimizle denize açılalım.
seaside sahil They went to the seaside. Sahile gittiler.
sightseeing Gezi Tourists are joining sightseeing tours. Turistler gezi turlarına katılıyorlar.
tower kule Galata Tower is very long. Galata Kulesi çok uzundur.
vacation tatil I need to take a vacation. Tatile gitmem gerekiyor.
Statue of Liberty Özgürlük Anıtı This weekend, I visited Statue of Liberty. Bu hafta sonu Özgürlük Anıtı’nı ziyaret ettim.
holiday tatil My parents are on holiday for 2 months. Anne ve babam 2 aydan beri tatildeler.
stay in a tent çadırda kalmak When we went to camping, we stayed in a tent. Kampa gittiğimizde, çadırda kaldık.
pick berries çilek almak Pick those berries Howard. They look delicious. Şu meyveleri topla Howard. Leziz gözüküyorlar.
hut kulübe They stayed in a hut. Kulübede kaldılar.
get on binmek During my London trip, I got on London Eye. Londra seyahatim esnasında, London Eye’a bindim.
planet gezegen Imagine you visited another planet. Başka bir gezegeni ziyaret ettiğini düşün.
another başka Imagine you visited another planet. Başka bir gezegeni ziyaret ettiğini düşün.
visit ziyaret etmek This weekend, I visited Statue of Liberty. Bu hafta sonu Özgürlük Anıtı’nı ziyaret ettim.
coloured renkli Stick pictures on a coloured cardboard. Resimleri renkli kartona yapıştır.
Buckingham Palace Buckingham Sarayı The tourist group is going to visit Buckingham Palace. Turist grubu Buckingham Sarayı’nı ziyaret edecek.
Hyde Park Hyde Park To rest a little bit, you can stop by Hyde Park. Biraz dinlenmek için Hyde Park’a uğrayabilirsin.
Unit 7
occupation meslek What is your occupation? Mesleğin nedir?
sew dikmek My sister knows how to sew, so I’ll ask her to shorten my pants for me. Kızkardeşim dikmeyi biliyor, bu yüzden ondan pantolonlarımı kısaltmasını isteyeceğim.
fabric kumaş You’ll have to change needles on the sewing machine because this fabric is very thick. Dikiş makinesinin iğnelerini değiştirmek zorunda kalacaksın çünkü bu kumaş çok kalın.
cut kesmek I cut my t-shirt by mistake. Tişörtü yanlışlıkla kestim.
dress elbise She needs a new dress. Onun yeni bir elbiseye ihtiyacı var.
trousers pantolon This trousers is too tight. Bu pantolon çok dar.
skirt etek Girls have to wear skirts. Kızlar etek giymek zorundalar.
prescription reçete I can write prescriptions because I am a doctor. Reçete yazabilirim çünkü ben bir doktorum.
operate ameliyat etmek I can operate on ill people. Hasta insanları ameliyat edebilirim.
plane uçak I can fly the plane and take you anywhere you like. Uçağı uçurabilir ve seni istediğin yere götürebilirim.
spaceship uzay gemisi Can you use a spaceship? Uzay gemisi kullanabiliyor musun?
interview röportaj Listen to the interview and check your guesses. Röportajı dinle ve tahminlerini kontrol et.
write a program program yazmak I am a computer engineering student and I can write a program. Ben bilgisayar mühendisi öğrencisiyim ve program yazabiliyorum.
doctorate class doktora sınıfı She goes to her doctorate class. Doktora sınıfına gider.
starting date başlangıç tarihi When is your starting date of your work? İş başlama saatin ne zaman?
job location iş konumu Where is your job location? İş yerin nerede?
job description iş tanımı Can you tell us about your job description? İş tanımı hakkında bahsedebilir misin?
working days İş günleri What do you do on working days? İş günlerinde ne yapıyorsun?
make a survey anket yapmak Firms are making a survey about incoming election. Firmalar önümüzdeki seçimler hakkında anket yapıyor.
school magazine okul dergisi I’m making a survey for our school magazine. Okul dergisi için anket yapıyorum.
technician teknisyen When did you become a technician? Ne zaman teknisyen oldun?
electrical device elektrikli cihaz I mend the electrical devices. Elektrikli cihazları tamir edebilirim.
repair onarmak You repair the lamps, projectors, etc. at school. Sen okuldaki lambaları, projektörleri vs. tamir ediyorsun.
close friend yakın arkadaş If my close friend has birthday, I’ll get him a toy. Eğer yakın arkadaşımın doğum günü varsa, ona oyuncak alırım.
catching fish balık yakalamak I like catching fish when I am on the beach. Sahildeyken balık yakalamayı severim.
lab laboratuvar My neighbor works in a hospital lab. Komşum hastane labarotuarında çalışıyor.
art gallery sanat galerisi The school brought us to the art gallery to visit. Okul bizi sanat galerisini gezmemiz için getirdir.
charity fair hayır sergisi A rich man donated a great amount of money in a charity fair. Zengin adam hayır sergisinde yüksek meblağda para yardımı yaptı.
reader’s corner okuyucunun köşesi I love reading reader’s corner. Okuyucunun köşesini okumayı severim.
economics and trade ekonomi ve ticaret The economics and trade section of the newspaper has rather boring topics. Gazetenin ekonomi ve ticaret köşesi genelde sıkıcı konuları veriyor.
sensitive hassas He is a very sensitive person. O çok hassas bir insan.
sociable sosyal A sociable person communicates with people a lot compared to other ones. Sosyal insan diğerlerine nazaran insanlarla daha fazla iletişim halinde olur.
logical mantıklı It is a logical result. Mantıklı bir sonuç.
journalist gazeteci My nephew wants to be a journalist. Yeğenim gazeteci olmak istiyor.
writer yazar The writer of the book is Dickens. Kitabın yazarı Dickens’tır.
poet şair In modern time, being a poet is a waste of time. Modern zamanda şair olmak vakit kaybı.
fashion designer moda tasarımcısı I have a fashion designer student. Moda tasarımcısı bir öğrencim var.
physiologist fizyolog She is having physical problems so she went to see a physiologist. Fiziksel problemleri var bu yüzden fizyoloğa gitti.
stewardess hostes You can have a career as a stewardness. Hostes olarak kariyerin olabilir.
sales person satış elemanı Elif works as a sales person in LC Waikiki. Elif LC Waikiki’de satış elemanı olarak çalışıyor.
lawyer avukat After graduation from Law School, she wants to be a lawyer. Hukuk okulundan mezun olduktan sonra avukat olmak istiyor.
translator çevirmen He can translate anything because he is a good translator. Her şeyi çevirebilir çünkü o iyi bir çevirmen.
accountant muhasebeci A good accountant always is good with numbers. İyi bir muhasebecinin rakamlarla arası iyidir.
manager müdür He is going to be a manager of the company soon. Yakında şirketin müdürü olacak.
economist iktisatçı An economist should follow other markets. Ekonomist diğer piyasaları da takip etmeli.
scientist bilim adamı A scientist does research in new areas. Bilim adamı yeni alanlarda araştırma yapar.
actor aktör Steve Carell is an actor. Steve Carell bir aktördür.
duties at work iş yerindeki görevler What are your duties at work? İş yerindeki görevlerin nelerdir?
typical day tipik gün It is a typical day. Tipik bir gün.
frequently sık sık She frequently goes to out. Sık sık dışarıya çıkar.
put on giymek Put on something thick. It is freezing. Kalın bir şey giy. Hava dondurucu bir şekilde soğuk.
through içinden I think flying through the big blue sky is amazing. Büyük mavi gökyüzünün içinden uçmak bence harika.
Unit 8
crime news suç haberleri Do you watch crime news on TV? Televizyonda suç haberlerini izliyor musun?
describe tanımlamak Describe the events in each picture. Her bir resimdeki olayları tanımla.
event olay Describe the events in each picture. Her bir resimdeki olayları tanımla.
each her Describe the events in each picture. Her bir resimdeki olayları tanımla.
excited heyecanlı Why are Jack and his grandma so excited? Jack ve büyük annesi neden bu kadar heyecanlı?
van minibüs Burglars are driving a yellow van. Hırsızlar sarı bir minibüs sürüyor.
immediately derhal, hemen You must come here immediately. Derhal buraya gelmelisin.
inspector müfettiş What does the inspector have in his hand? Müfettişin elinde ne var?
reporter muhabir What does a reporter do? Muhabir ne yapar?
break into zorla girmek Somebody wants to break into our house. Birisi evimize zorla girmek istiyor.
steal çalmak Burglars are stealing things from the Jeffersons’ house. Hırsızlar Jefferson’un evinden bir şeyler çalıyor.
rob soygun yapmak Criminals robbed a bank. Suçlular banka soydu.
burgle soymak Bad people burgled the house at night. Kötü insanlar geceleyin evi soydu.
witness tanık Jack and his grandma were the witnesses. Jack ve büyük annesi tanıklardı.
in risk of extinction tükenme riski Blue whales are in risk of extinction. Mavi balinalar tükenme riskindeler.
reduce azaltmak We should reduce pollution. We shouldn’t use our family car too often. Kirliliği azaltmalıyız.  Aile arabamızı çok sık kullanmamalıyız.
day by day günden güne Their number is reducing day by day. Onların sayısı gün geçtikçe azalıyor.
against karşısında Manchester United is playing against Real Madrid tonight. Manchester United bu akşam Real Madrid’e karşı oynuyor.
security güvenlik Police officers are working for their security in and around the stadium. Polis memurları stadyumun içinde ve etrafında onların güvenliği için çalışıyor.
match maç Football fans are watching the match. Futbolseverler maçı izliyor.
football fans futbolseverler Football fans are watching the match. Futbolseverler maçı izliyor.
in cash nakit olarak You don’t have to pay in cash. Nakit olarak ödemene gerek yok.
donate bağışta bulunmak A rich man donated a great amount of money in a charity fair. Zengin adam hayır sergisinde yüksek meblağda para yardımı yaptı.
animal shelter hayvan barınağı Adopt an animal from an animal shelter. Hayvan barınağından hayvan edin.
missing numbers eksik sayılar Find and say the missing numbers. Eksik sayıları bul ve söyle.
classmate sınıf arkadaşı Take your poster to the class and show it to your classmates. Posterini sınıfa götür ve sınıf arkadaşlarına göster.
Come together Bir araya gelmek Come together with your group members and go downtown. Grup üyelerinle bir araya gel ve şehir merkezine git.
print out printırdan çıktı almak Print out your photos. Resimlerini printırdan çıkar.
cardboard karton Stick those photos on a large cardboard and prepare a poster. O resimleri büyük bir kartona yapıştır ve poster hazırla.
burglar hırsız Burglars are stealing things from the Jeffersons’ house. Hırsızlar Jefferson’un evinden bir şeyler çalıyor.
fingerprint parmak izi He noticed some yellow and some red paint on the purse and there were many fingerprints, too. O cüzdanda biraz sarı ve birazda kırmızı boyayı farketti ve üzerinde parmak izleri de vardı.
investigate incelemek He took his magnifier and investigated the purse. Büyüteçi aldı ve cüzdanı inceledi.
magnifier büyüteç He took his magnifier and investigated the purse. Büyüteçi aldı ve cüzdanı inceledi.
prison hapis The police caught them in Leeds and put them into the prison this morning. Polis onları Leeds’te yakaladı ve bu sabah hapise koydu.
robber soyguncu One of the robbers was tall and thin. Soyguncuların birisi uzun ve zayıftı.
thief hırsız Who was the thief? Hırsız kimdi?
Unit 9
cut down kısmak We cut down trees, waste materials and natural resources. Ağaçları kesiyoruz, materyalleri ve doğal kaynakları boşa harcıyoruz.
damage hasar These gases pollute the air and damage the ozone layer. Bu gazlar havayı kirletiyor ve ozon tabakasına zarar veriyor.
garbage çöp We pour our waste into the sea, throw away our garbage in the environment. Atıkları denize atıyoruz, çöplerimizi etrafa bırakıyoruz.
harm zarar vermek Eating junk food harms your body. Abur cubur yemek vücuduna zarar verir.
planet gezegen This is a livable planet. Bu yaşanabilir bir gezegen.
plug fiş I bought a plug from a store. Dükkandan fiş aldım.
pollution kirlilik Air pollution is a big problem in our area. Hava kirliliği bölgemizde büyük bir problem.
public transportation toplu taşıma We can use public transportation. Toplu taşımayı kullanabiliriz.
recyclable geri dönüşümlü Use recyclable products only. Sadece geri dönüşümlü ürünler kullan.
recycle geri dönüşüm sağlamak We should recycle paper. Kağıdın geri dönüşümünü sağlamalıyız.
remote control uzaktan kumanda Can you give me the remote control? Uzaktan kumandayı verebilir misin?
rubbish çöp Put your rubbish in a bag. Çöpünü çantaya koy.
save tasarruf etmek Make a list of the things to do to save energy at school. Okulda enerji tasarruf edebileceğin listesini yap.
unplug fişi çekmek She unplugged the fridge. Buzdolabının fişini çekti.
waste atık We pour our waste into the sea, throw away our garbage in the environment. Atıkları denize atıyoruz, çöplerimizi etrafa bırakıyoruz.
pick up almak Pick up means taking something from the ground. Pick up yerden bir şey almak anlamına gelmektedir.
throw away atmak We pour our waste into the sea, throw away our garbage in the environment. Atıkları denize atıyoruz, çöplerimizi etrafa bırakıyoruz.
turn off kapatmak We should turn off the tap while we are brushing our teeth. Dişlerimizi fırçalarken musluğu kapatmalıyız.
tap musluk We should turn off the tap while we are brushing our teeth. Dişlerimizi fırçalarken musluğu kapatmalıyız.
make a fire ateş yakmak Don’t make a fire at home. Evde ateş yakma.
take photographs fotoğraf çekmek She takes photograps all the time. Her zaman fotoğraf çeker.
go bird watching kuş gözlemciliği yapmak Some scientists go bird watching. Bazı bilim adamları kuş gözlemciliği yapar.
clean up temizlemek Clean up the garden. Bahçeyi temizle.
keep clean Temiz tut Keep clean your room. Odanı temiz tut.
woods orman We are going to the woods. Ormana gidiyoruz.
public transportation toplu taşıma Use public transportation to prevent the traffic. Trafiği önlemek için toplu taşımayı kullan.
short distance kısa mesafe For short distances, cycling can be a good option. Kısa mesafeler için bisiklet sürmek iyi bir seçenek.
seperate piece ayrı parça Write them on seperate pieces of cardboard. Onları kartonun ayrı parçalarına yaz.
Unit 10
ballot box oy sandığı They put the envelopes with their votes in a ballot box. Oyları zarflarla beraber oy sandığına koyuyorlar.
campaign kampanya Candidates should respect each other during the campaign. Adaylar kampanya esnasında birbirine saygı göstermeli.
candidate aday Candidates should respect each other during the campaign. Adaylar kampanya esnasında birbirine saygı göstermeli.
election seçim They hold the class president election by the end of the school year. Okul yılının sonunda sınıf başkanı seçimlerini yaparlar.
equal eşit Having equal rights in the class are also related to democracy. Bir sınıfta eşit haklara sahip olmak aynı zamanda demokrasiyle bağlantılıdır.
fair adil The school staff treats everyone fair. Okul personeli herkese adil davranır.
flyers el ilanları You should put up posters and hand out flyers or stickers. Posterleri vermeli ve el ilanları ya da yapışkanları da dağıtmalısın.
law Kanun We should act according to the laws. Kanunlara göre hareket etmeliyiz.
polling place oy verme yeri We woke up early in the morning and went to the polling place. Bu sabah sabah erken kalktık ve oy verme yerine gittik.
republic cumhuriyet Who was the first president of the Turkish Republic? Türk Cumhuriyeti’nin ilk başkanı kimdir?
responsibility sorumluluk It can be a lot of work and responsibility. Çok fazla iş ve yükümlülük olabilir.
right hak Men have more rights than women. Erkekle kadınlardan daha fazla hakka sahiptir.
vote oy We can vote only once in an election. Seçimde sadece bir kez oy veririz.
research araştırma A scientist does research in new areas. Bilim adamı yeni alanlarda araştırma yapar.
smart board Akıllı tahta A teacher is telling a new subject using the smart board. Öğretmen akıllı tahtayı kullanarak yeni konuyu anlatıyor.
school trip okul gezisi School trips are always fun. Okul gezileri her zaman eğlencilidir.
order sipariş vermek Mrs. Taylor wanted to order dinner for the family. Bayan Taylor ailesi için akşam yemeği sipariş etmek istedi.
respect saygı duymak Candidates should respect each other during the campaign. Adaylar kampanya esnasında birbirine saygı göstermeli.
experiment deney We are doing experiment. Deney yapıyoruz.
cooperation işbirliği Cooperation is important. İşbirliği önemlidir.
newcomer yeni gelen The students shouldn’t vote for the newcomers. Öğrenciler yeni gelenler için oy vermemeli.
during sırasında, esnasında Candidates should respect each other during the campaign. Adaylar kampanya esnasında birbirine saygı göstermeli.
step adım Describe the steps of the election campaign. Seçim kampanyasının adımlarını açıkla.
hand out dağıtmak You should put up posters and hand out flyers or stickers. Posterleri vermeli ve el ilanları ya da yapışkanları da dağıtmalısın.
sticker etiket, yapışkan You should put up posters and hand out flyers or stickers. Posterleri vermeli ve el ilanları ya da yapışkanları da dağıtmalısın.
joke şaka Talk about your plans and projects but make some jokes, too. Proje ve planlarından bahset fakat biraz da şaka yap.
common item ortak öğe What are the common items in all the lists? Listelerdeki ortak öğeler nedir?
voting age oy kullanma yaşı The voting age in Brazil is 18. Brezilyadaki oy kullanma yaşı 18’dir.
general election Genel seçim When do you have general elections in your country? Ülkendeki genel seçimler ne zaman yapılmaktadır?
democratic demokratik In a democratic country, people vote for and elect the leader(s) of their country. Demokratik bir ülkede, insanlar oy verip verip ülkenin liderini seçerler.
envelope zarf They put the envelopes with their votes in a ballot box. Oyları zarflarla beraber oy sandığına koyuyorlar.
anchorman spiker Finally, the anchorman announced the new president of Brazil. Sonunda, spiker Brezilya’nın yeni başkanını duyurdu.
announce duyurmak Finally, the anchorman announced the new president of Brazil. Sonunda, spiker Brezilya’nın yeni başkanını duyurdu.
opinion görüş She always asks people about their opinions and listens to them carefully. O her zaman insanların fikirlerini sorar ve onları dikkatlice dinler.
favour desteklemek She doesn’t favour anyone or any political group. Kimseyi ya da herhangi bir politik grubu desteklemez.
political group siyasi grup She doesn’t favour anyone or any political group. Kimseyi ya da herhangi bir politik grubu desteklemez.
step by step adım adım Describe it step by step. Adım adım açıkla.
instruction talimat Ask your friend for help, follow his/her instructions. Arkadaşından yardım iste, onun talimatlarını izle.
Throw a dice zar atmak Throw a dice, move to the box and answer the question. Zar at, kutuya ilerle ve soruyu cevapla.
acceptable kabul edilebilir Fair means right and acceptable. Adil doğru ve kabul edilebilir manasına gelmektedir.
Breaking rules kurallara uymamak Breaking rules is not a principle of democracy. Kurallara uymamak demokrasinin prensibi değildir.
principle prensip Which is a principle of democracy? Demokrasinin prensibi nedir?
Expressing an opinion fikir ifade etmek Expressing opinions freely is a principle of democracy. Fikirleri serbestçe ifade etmek demokrasinin prensibidir.
freely serbestçe Expressing opinions freely is a principle of democracy. Fikirleri serbestçe ifade etmek demokrasinin prensibidir.
president Devlet Başkanı The president should ask our opinions. Başkan fikirlerimiz sormalı.
bulletin board bülten tahtası Hang your poster on the bulletin board. Posterini bülten tahtasına as.
visual görsel Prepare a poster using your slogans and visuals. Slogan ve görselleri kullanarak poster hazırla.
attractive çekici Create an attractive slogan for each item in your list. Listendeki her madde için çekici bir slogan oluştur.
Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.

Nasıl İngilizce Öğrendiler?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Son Yazılar

İngilizcenizi Geliştirin

Türkiye'nin %100 başarı garantili tek online İngilizce kursunu ücretsiz deneyin.

X

Online Canlı Ders

Mehmet Hoca ile İngilizce cümle kurma canlı dersi İçin son dakika saniye.