8. Sınıf İngilizce Kelimeler: 50+ Kelime, Anlamı ve Örnek Cümle

8. sınıf İngilizce kelimeler, artık gün içinde konuşacağımız çok sayıda ifadeyi kapsayacak şekilde artmaya başlıyor. Bu artış 8. sınıfa giden bir öğrenci için İngilizceyi çok daha etkili kullanmayı sağlıyor. İngilizce kelimeleri iyi öğrenmek, okuduğunuzu ve dinlediğinizi daha iyi anlamanıza; konuşurken ve yazarken kendinizi en iyi şekilde ifade etmenize yardımcı olacak.

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Aşağıda 50’den fazla 8. sınıf İngilizce kelimeler, anlamları ve örnek  cümleleriyle birlikte sıralandı. Böylece kelimelerin cümle içinde nasıl kullanıldığını da görebilirsiniz.

Sıfatlar

Sıfatlar isimleri niteler ve her dilde olduğu gibi 8. sınıf İngilizce kelimeler arasında da çok önemlidir. Bu yıl İngilizce dersinde öğreneceğiniz sıfatlar, önceki yıllara göre artık biraz daha detaylanıyor.

Cool: Çok iyi, havalı

She is one of the coolest person I have ever met.

O, tanıdığım en havalı insanlardan biridir.

Impressive: Etkileyici

This old town is very impressive.

Bu eski kasaba çok etkileyici.

Ridiculous: Gülünç

It was ridiculous to hide this from him.

Bunu ondan saklamak gülünçtü.

Trendy: Son moda

What is trendy nowadays?

Bugünlerde son moda nedir?

Unbearable: Dayanılmaz, katlanılmaz

The smell of the rotten tomatoes is unbearable.

Çürük domateslerin kokusu dayanılmaz.

Bitter: Acı (tat)

Why do some peppers taste bitter?

Bazı biberler neden acıdır?

Spicy: Baharatlı

I love spicy food.

Baharatlı yemekleri severim.

Available: Müsait

Are you available to talk?

Konuşmak için müsait misin?

Engaged: Meşgul

My mind is engaged in what happened yesterday.

Zihnim dün olanlarla meşgul.

Amusing: Eğlenceli, matrak

They find my questions amusing and I don’t understand why.

Sorularımı eğlenceli buluyorlar ve neden olduğunu anlamıyorum.

Challenging: Zorlayıcı, iddialı

This is a very challenging question.

Bu çok zorlayıcı bir soru.

Disappointing: Hayal kırıklığına sebep olan, heves kırıcı

Her mean behavior was totally disappointing.

Onun kötü davranışı tamamen heves kırıcıydı.

Embarrassing: Utanç verici

It was embarrassing that they saw us cheating.

Bizi kopya çekerken görmeleri utanç vericiydi.

Fascinating: Büyüleyici

What a fascinating story!

Ne kadar büyüleyici bir hikaye!

Ancient: Antik

I like visiting ancient sites.

Antik alanları ziyaret etmekten hoşlanırım.

Rural: Kırsal

I have grown up in a rural region.

Bir kırsal bölgede büyüdüm.

Urban: Şehre özgü

Urban life is pretty fun, but tiring.

Şehir hayatı oldukça eğlenceli ama yorucu.

Genious: Dahi

There were many genious woman in the history that we don’t know about.

Tarihte hakkında bilgi sahibi olmadığımız çok sayıda dahi kadın vardı.

Scientific: Bilimsel

Scientific knowledge is more trustworthy than a guess.

Bilimsel bilgi, tahminden daha fazla güvenilirdir.

İsimler

8. sınıf öğrencisiyseniz, artık çok farklı konuda nesnelerden ve fikirlerden söz edecek yaşlara geldiniz demektir. İngilizce konuşurken kendinizi kısıtlanmamış hissetmek için 8. sınıf İngilizce kelimeleri iyi öğrenmenizi tavsiye ederiz.

Mate: Arkadaş, eş.

He is my soul mate.

O benim ruh eşim.

Secret: Sır

Your secret is safe with me.

Sırrın benle güvende.

Fashion: Moda

Are you interested in French fashion?

Fransız modasıyla ilgilenir misin?

Outfit: Giysi

I dressed in my new outfit.

Yeni giysilerimi giydim.

Relationship: İlişki

Our relationship is very special.

Bizim ilişkimiz çok özel.

Teenager: Onlu yaşlardaki genç

This is a party special for teenagers.

Bu onlu yaşlardakilere özel bir partidir.

Oil: Yağ

We need to buy olive oil.

Zeytin yağı almamız gerekiyor.

Line: Hat

Please hold the line.

Lütfen hatta kalın.

Memo: Hatırlatıcı not

I wrote a memo for him.

Ona hatırlatıcı bir not yazdım.

Attachment: Eklenti

You can find the attachment.

Eklentiyi bulabilirsin.

Browser: Tarayıcı

Which browser do you prefer?

Hangi tarayıcıyı tercih edersin?

Comment: Yorum

I would like to hear your comments.

Yorumlarını duymak isterim.

Screen: Ekran

This screen is huge!

Bu ekran devasa!

Architecture: Mimari

Architecture is my area of interest.

Mimari benim ilgi alanım.

Culture: Kültür

Culture unites people.

Kültür insanları birleştirir.

Destination: Varış yeri

Our destination is Izmir Airport.

Varış yerimiz İzmir Havalimanıdır.

Laundry: Kirli çamaşır

Can you do the laundy today?

Bugün kirli çamaşırı yıkayabilir misin?

Cell: Hücre

The cell cannot be seen by bare eyes.

Hücre çıplak gözle görülemez.

Process: Süreç

The process is long but fun.

Süreç uzun ama eğlenceli.

Disaster: Felaket

Sometimes, we cannot escape from the disaster.

Bazen felaketten kaçamayız.

Earthquake: Deprem

The city suffered from an earthquake in 1890.

Şehir 1890 yılında bir deprem yaşadı.

Flood: Sel

The flood in 1990 was scary.

1990’daki sel korkunçtu.

Global warming: Küresel ısınma

Global warming damages animals, too.

Küresel ısınma hayvanlara da zarar veriyor.

Fiiller

Ne kadar fazla fiil öğrenirseniz, kendinizi o kadar rahat ifade edebilirsiniz. Artık ilgilendiğiniz konularda İngilizce araştırma yapmaya hazırsınız. Ufak tefek aramalarla başlayın ve İngilizce bilmenin tadını çıkarın!

Count on: Güvenmek

They counted on you.

Onlar sana güvendi.

Get on well with (somebody): (Biriyle) iyi anlaşmak

She gets on well with my sister.

Kız kardeşimle iyi anlaşıyor.

Go for a walk: Dolaşmak

Would you like to go for a walk?

Dolaşmak ister misin?

Share: Paylaşmak

I want to share my opinions with you.

Sizinle fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Sleep over: Geceyi bir yerde geçirmek, yatılı kalmak

This is my first time that I sleep over at my friend’s house.

İlk kez arkadaşımın evinde yatılı kalıyorum.

Support: Desteklemek

They supported me.

Onlar beni destekledi.

Argue: Tartışmak

We argued about his words.

Onun sözleriyle ilgili tartıştık.

Boil: Kaynamak

Water boils at 100 C.

Su 100 derecede kaynar.

Chop: Doğramak

I chopped the carrots.

Havuçları doğradım.

Peel: Soymak

Show me how to peel a mango.

Bana mangoyu nasıl soyacağımı göster.

Pour: Dökmek

I poured some water on the floor.

Yere biraz su döktüm.

Keep in touch: İletişimde kalmak

I will be happy to keep in touch.

İletişimde kalmamızdan mutluluk duyacağım.

Hold: Tutmak

Can you hold the baby when I am dressing up?

Üstümü giyinirken bebeği tutar mısın?

Iron: Ütülemek

Do you know how to iron your shirts?

Gömleklerini nasıl ütüleyeceğini biliyor musun?

Pick up: Toplamak, (arabayla) almak

I asked my mother if she could pick me up.

Anneme beni alıp alamayacağını sordum.

Confirm: Teyit etmek

The hotel confirmed our reservation.

Otel rezervasyonumuzu teyit etti.

Reply: Cevaplamak

Can you reply me before noon?

Öğleden önce bana cevap verir misin?

Keep quiet: Sessiz kalmak, susmak

Please, keep quiet while I am thinking.

Lütfen ben düşünürken sessiz ol.

Obey the rules: Kurallara uymak

I request you to obey the rules.

Senden kurallara uymanı rica ediyorum.

Set the table: Yemeği/masayı hazırlamak

We had set the table before they arrived.

Onlar gelmeden masayı hazırlamıştık.

Explode: Patlamak

Our mixture exploded in chemistry class.

Kimya dersinde karışımımız patladı.

Discover: Keşfetmek

I discovered a beatiful place in the city.

Şehirde güzel bir yer keşfettim.

Suffer: (Acı, ıstırap) çekmek

Do you still suffer from headache?

Hala baş ağrısı çekiyor musun?

Survive: Hayatta kalmak

Sometimes people just live to survive.

İnsanlar bazen sadece hayatta kalmak için yaşıyor.

Melt: Erimek

The ice cubes had melted down before we used them.

Buz küpleri biz kullanmadan erimişti.

Bu kelimeleri, tekrar ederek ve farklı cümlelerle kullanarak öğrenebilirsiniz. İngilizce öğrenmek için sürekli tekrar yapmanız gerektiğini unutmayın!

8. Sınıf İngilizce Kelimeler: 50+ Kelime, Anlamı ve Örnek Cümle son güncelleyen: Haziran 21st, 2019Konuşarak Öğren

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.