İngilizce soru sorun, soruları cevaplandırın, puan toplayın. Topladığınız puanlarla hediyeler kazanın!

Akdeniz Üniversitesi İngilizce Hazırlık Muafiyet Sınavı


Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Akdeniz Üniversitesi İngilizce Hazırlık Geçme Sınavı

Akdeniz Üniversitesi, Antalya’nın gözde üniversitelerinden birisi. Akdeniz bölgesindeki en iyi üniversite olarak bilinen Akdeniz Üniversitesi, oldukça çeşitli bölümleriyle binlerce öğrenciye eğitim veriyor. Tercihler açıklandı. Akdeniz Üniversitesi’ni tercih edenlerin de aklında Akdeniz Üniversitesi hazırlık sınavı var. Akdeniz üniversitesi hazırlık var mı , yok mu, varsa hangi bölümlerde var? Bunların hepsi sıkça sorulan sorular arasında.

Pandemi süreci dolayısıyla birçok okul online eğitim verip vermeme konusunda kararsız. Hâl böyle olunca hazırlık sınıfları da muallakta kalıyor. Akdeniz Üniversitesi 2020-2021 eğitim – öğretim yılı için duyuracağı akademik takvimi henüz yayınlamadı. Dolayısı ile hazırlık seviye tespit sınavları da, fakülte ders başlangıçları da şu an için belirsizliğini koruyor. Siz yine de Akdeniz Üniversitesi’nin duyuru sayfasını her gün kontrol ediniz, zira çok yakında bir güncelleme gelecektir çünkü dönemin açılmasına da çok az kaldı.

Öte yandan biliyoruz ki Akdeniz Üniversitesi normalde dört ayrı İngilizce sınavı yapmakta. Biri Alman Dili ve Edebiyatı için olan Almanca sınav, diğeri İngiliz Dili ve Edebiyatı için, bir diğeri İngilizce Öğretmenliği için, bir diğeri ise zorunlu hazırlık eğitimi olan bölümler için yapılan sınav. Bu sınavların hepsinin içeriği farklı.
Zorunlu hazırlık eğitimi olan lisans bölümleri için yapılan sınav B1 düzeyinde bilgi istiyor. Zorunlu hazırlık bölümleri için yayınlanmış bir hazırlık sınavı sample’ından bir soru seçtim. Sizler için paylaşıyorum.
Complete the conversations with the best alternative.
Eric: The remote control has stopped working. Can you please change the battery?
Tom: I don’t think I can. One needs to be an expert to change it.
Eric: ______
Tom: No, it isn’t. You can take that to any shop that sells watches. It only takes a few minutes to do it.
A) It needed to be changed last year and my father did it for me.
B) I don’t know exactly if this battery is the right size.
C) Where can I find an expert? It seems so complicated!
D) I’m sure you could change it if you tried.

Cevap C şıkkı olacak. Çünkü diğer tüm şıklar gramatik olarak soruyu tamamlamıyor, eksik kalıyor. Eric’in uzaktan kumandasının pilini değiştirebilmesi için bir usta bulması gerek.
İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü için yapılacak sınavdan bir örnek:
Read the following text and mark the best choice for each blank.
(See the sample text below.)
Birds form one of the largest groups of land animals. They (1) _________ for their warm blood, feathers,
and wings. Female birds lay eggs to reproduce. Their feet are good (2) _________ holding on to branches
and never have more than four toes. (3) _________ they have good hearing and eyesight, they have a
poor (4) _________ of smell. Interestingly, birds have (5) _________ teeth at all.
1. A) will be known B) were known C) are known D) are being known
2. A) for B) in C) with D) by

Akdeniz Üniversitesi İngilizce Bölümler

  • İngilizce Öğretmenliği
  • İngiliz Dili ve Edebiyatı (İngilizce)
  • İngiliz Dili ve Edebiyatı (İngilizce)(İÖ)
  • Bilgisayar Mühendisliği (İngilizce)
  • Turizm İşletmeciliği (Fakülte) (İngilizce)
  • ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ İNGİLİZCE
  • ELEKTRİK ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ İNGİLİZCE
  • ELEKTRİK ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİ (İ.Ö.) İNGİLİZCE
  • GERONTOLOJİ İNGİLİZCE
  • TURİZM FAKÜLTESİ TURİZM İŞLETMECİLİĞİ
  • TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ

Akdeniz Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği

Akdeniz Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümü, dört yıllık bir bölümdür. Bölümde zorunlu hazırlık eğitimi mevcuttur. Taban puanları 421,86465, taban sıralaması 9767, kontenjanı ise 70’tir.

Akdeniz Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı

Akdeniz Üniversitesi İngiliz dili ve Edebiyatı bölümü 13 bin taban sıralama, 406,33920 taban puandan öğrenci almaktadır. Bölümün kontenjanı 70’tir. Bölüm yüzde yüz İngilizce eğitim vermektedir ve eleştirebilen, düşünebilen, edebi eserleri analiz edebilen, aynı zamanda İngiliz diline hakim bireyler yetiştirmeyi amaçlar.
İngiliz edebiyatının yanı sıra İngilizce de ayrı bir odak noktasıdır. Akdeniz Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü zorunlu hazırlık eğitimine tabiidir. Elbette muafiyet sınavına girebilirsiniz. Ancak tarihler henüz açıklanmadı.

Akdeniz Üniversitesi İngilizce Tıp

Akdeniz Üniversitesi İngilizce Tıp bölümü birçok sayısal öğrencisinin hayallerini süsler. Sayısal alandan alım yapan tıp bölümü 5881 taban sıralamaya sahiptir. İki yüz yetmiş kontenjan sayısı olan bölümün kontenjanı oldukça geniş.

Akdeniz Üniversitesi İngilizce Uzaktan Eğitim

Akdeniz Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKUZEM), 2010 yılından beri faaliyet vermektedir. Kuruluşun amacı uzaktan eğimi yaygınlaştırmaktır. Pandemi döneminde dersler online olduğu vakit AKUZEM 1000’in üstünde online ders yapmıştır. İngilizce kursları da büyük ihtimalle yakın zamanda başlayacak. Pandemi döneminde her şey belirsiz olduğu için hazırlık sınıfları da uzaktan eğitim görebilir.

Akdeniz Üniversitesi İngilizce Hazırlık Geçme Kelimeleri

cut down on : azaltmak (P. Verb)
I’m trying to cut down on caffeine.

look down on : hor görmek, tepeden bakmak
She thinks they look down on her because she doesn’t have a job.

back up : desteklemek, doğrulamak (P. Verb)
The writer doesn’t back up his opinions with examples.

rule out : gözardı etmek, önlemek (P. Verb)
Police have not ruled out the possibility that the man was murdered.

take off : çıkarmak, havalanmak, başarılı olmak, ayrılmak (P. Verb)
Her singing career took off after her TV appearance.

come across : karşılaşmak, iyi etki bırakmak (P. Verb)
He spoke for a long time but his meaning didn’t really come across.
run over : ezmek, taşmak, tüketmek (P. Verb)
My work meetings always run over.
get along with : biriyle iyi geçinmek (P. Verb)
It’s time we were getting along.

get over : iyileşmek, atlatmak, üstesinden gelmek (P. Verb)
I think the problem can be got over without too much difficulty.

do with : alakalı olmak, ilgili olmak (P. Verb)
I don’t know what to do with (= how to use) all the food that’s left over.

bring about : sebep olmak, neden olmak (P. Verb)
What brought about the change in his attitude?

do without : olmadan idare etmek, idare etmek
I could have done without being (= I wish I had not been) woken up so early.

come up : yaklaşmak, ele alınmak, ortaya çıkmak, piyasaya çıkmak (P. Verb)
The daffodils are just beginning to come up.

bring in : tanıtmak, sunmak, kazandırmak, işe almak (P. Verb)
Local residents were angry at not being brought in on (= asked for their opinion about) the new housing proposal.

apparently : görünüşte, görünüşe bakılırsa (P. Verb)
The government was apparently unaware of the magnitude of the crisis.

fairly : oldukça, adil bir şekilde (P. Verb)
I know him fairly well, but I wouldn’t say we were really close friends.

effectively : etkili bir şekilde (P. Verb)
His wife left him when the children were small, so he effectively brought up the family himself.

gradually : aşama aşama (P. Verb)
Gradually, she realized that he wasn’t telling her the truth.

notably : özellikle, bilhassa ;önemli derecede (P. Verb)
The company is beginning to attract investors, most notably big Japanese banks.

increasingly : artarak, artan bir şekilde(P. Verb)
Increasingly, there is pressure on the council to reverse its decision.
properly : doğru dürüst, güzelce (adverb)
Example : If you get bitten by a dog, you have to make sure the wound is properly cleaned, or an infection could set in.
Example Two: We need to ensure that handwriting is properly taught in our primary schools.

truly : gerçekten, tam anlamıyla (adverb)
Example : A system of checks and balances exists to ensure that our government is truly democratic.

seriously : ciddi derecede (adverb)
Example : He wasn’t seriously injured – he just got a few cuts and bruises.

significantly : önemli derecede (adverb)
Example : My piano playing has improved significantly since I started with a new teacher.

commonly : sık sık, çoğunlukla (adverb)
Example : Elbow injuries are commonly found among tennis players.

remarkably : dikkate değer şekilde, önemli derecede (adverb)
Example: He’s adopted a remarkably light-hearted attitude towards the situation.

repeatedly : ardı ardına, tekrar tekrar (adverb)
Exp: He was pinioned to the wall by two men while another one repeatedly punched him.

superficially : yüzeysel olarak, üstünkörü (adverb)
Example: The job I’ve been offered is superficially appealing, but I think I might find it boring after a while.

homeward : eve doğru (Preposition)
Example : Commuters were heading homeward at the end of the day.

concerning : ile ilgili (Preposition)
Example : He asked several questions concerning the future of the company.

during : sırasında, esnasında (Preposition)
Example : He was taken to the hospital during the night.

outward : dışarıya doğru (Preposition)
Example : To all outward appearances everything was fine, but under the surface the marriage was very shaky.

except : -den başka, … hariç (Preposition)
Example : The proposed change in the law would make abortion illegal except for strictly defined medical reasons.

aside : yanında, kenarında (Preposition)
Example : I’ve forgotten my wallet, so could you put this book aside (= keep this book) for me and I’ll come back later on.

behind : arkasında (Preposition)
Example : As hard as she tried, she always fell behind the other swimmers in the races.

in front of : önünde (Preposition)
Example : The car in front suddenly stopped and I slammed on the brakes.

comfortable : rahat, konforlu (Adjective)
Example : Let me slip into something more comfortable (= change into more comfortable clothing).
busy : meşgul, yoğun (Adjective)
Example : I’m afraid the doctor is busy at the moment. Can he call you back?
competitive : rekabetçi (Adjective)
Example : Those businesses are operating in an extremely competitive environment.
considerable : önemli, hatırı sayılır derecede (Adjective)
Example : Considerable progress has been made in finding a cure for the disease.
current : mevcut, hali hazırdaki (Adjective)
Example : Under the current system, the entire process takes about two weeks.

conventional : sıradan, alışılmış, geleneksel (Adjective)
Example : It’s not a hotel, in the conventional sense, but rather a whole village turned into a hotel.

economic : ekonomik, ticaretle ilgili (Adjective)
Example : The government’s economic policies have led us into the worst recession in years.

distinct : farklı, belirgin, açık (Adjective)
Example : In recent years there has been a distinct decline in such venerable British institutions as afternoon tea and the Sunday roast.

existing : mevcut, hali hazırdaki(Adjective)
Example : I think we can plumb the new bath into the existing pipes.

familiar : tanıdık, aşina (Adjective)
Example : The house looked strangely familiar, though she knew she’d never been there before.

great : büyük, mükemmel, önemli (Adjective)
Example : It is with great sorrow that I inform you of the death of our director.

international : uluslararası (Adjective)
Example : It was her performances in Aida which gained her an international reputation as a soprano.

lost : kayıp, kaybolmuş (Adjective)
Example : I got lost in the New York subway system.

National : ulusal (Adjective)
Example : The government’s view is that raising taxes now would not be in the national interest (= would not be good for the country).

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İngilizcenizi Geliştirin

Türkiye'nin %100 başarı garantili tek online İngilizce kursunu ücretsiz deneyin.

X

Online Canlı Ders

Çağrı Hoca ile İngilizce cümle kurma canlı dersi İçin son 3 dakika 45 saniye.