Can/Cannot – İngilizcede Yapabilmek ve Yapamamak

Her İngilizce öğrenen kişinin mutlaka öğrendiği bir kalıp: -ebilmek. Peki bu kadar önemli görülen ve ta en başlarda öğrenciye illa öğretilen bu “-ebilmek” kalıbı o kadar zor mu? Yani mesela “tenseler” gibi şu fiili böyle çekimle, aman şu özneye dikkat et gibi kurallar bunda da var mı? Gelin “Can/Cannot” yani İngilizce’de yapabilmek ve yapamamak konusuna beraber bakalım.

Bu konu aslında hiç ama hiç zor değil, çünkü İngilizce’deki “-ebilmek”, Türkçe’deki gibi sondan eklemeli bir yapı değil. Peki buna neden değindim? Çünkü eğer bu kalıp sondan eklemeli olsaydı, eklendiği her fiilde değişime yol açardı. Yani her fiile ayrı ayrı değişiklik yapmak, özneydi zamandı uğraşmak zorunda kalırdık. AMA böyle bir şeye hiç gerek yok. Mesela şu örneğe bir bakalım.

cita gibi kosan kadin

Fiili Çekimlemeye Gerek Yok!

  • I can run as fast as a cheetah.

(Burada arkadaş bir çita kadar hızlı koşabildiği yalanını atmış, biz bu yalana değil gramere odaklanalım. Önce elbette ki öznemiz yani “I” gelmiş. Normalde ne olur? Özneden sonra fiil gelir, ama burada özneden sonra “can” ve ancak bundan sonra “fiil” gelmiş. Peki fiilde bir çekimleme, tense var mı? Yok. Şimdi diyeceksiniz ki bunun sebebi öznenin “I” olması. Değil, aşağıdaki örnekten bakalım.)

  • She can run as fast as a cheethah.

(Bir çita kadar hızlı koşan arkadaş daha bulduk. Fakat bu arkadaş “she” ve cümlede de genelde olan bir şeyden bahsediliyor, yani tensimiz mantıken “simple present” olmalı. Peki run “s” takısı almış mı? Almamış. Neden? Çünkü gerek yok, olayımız “can”de bitiyor, fiili çekimlemek zorunda değiliz.)

Bol Bol Örnek

Şimdi yukarıda anlattıklarımı aklınızda tutarak aşağıdaki örnekleri okuyoruz. Örneklerden önce hemen bir formül verelim:

Özne + can + yüklem + nesne

  • David can speak mandarin Chinese, did you know that?
  • I can understand what this sentence means.
  • Hey, can you read this book in just one week?
  • I cannot talk to you right now, I’m super busy.
  • Hermione can achieve the highest grade in every single subject.
  • Society cannot just give priority to one ethnicity and forget all the others. Black lives matterü remember?

Örnekleri tekrar tekrar okumaya gerek yok, ama şu noktalara dikkat etsek süper olur:

  • “Can” ve olumsuz hali olan “cannot” özneden sonra, fiilden önce geldi.
  • Fiili çekimlemedim ve olduğu gibi bıraktım. Anlam ve zaman “can” yapısında gizli, fiili ayrıca çekimlemek zorunda değilim.
  • Soru sormak istediğimde tıpkı her bir tense’in yardımcı fiilinde yaptığım gibi “can”i en başa aldım ve sonrasında da özne, fiil kullanarak devam ettim.

Bu üç maddeye dikkat ettik mi gramer açısından hiçbir sorun yaşamayacağız demektir. Anlam olarak ise bu yapı “ebilite” yani yetenek, bir şeyi yapabilme anlamı katıyor. Gitar çalarım, Rusça konuşurum derken kullanabiliriz mesela. Ama bu yapı yetenekten ziyade, kibarca soru sorarken de kullanılabiliyor, mesela “can you pass me the salt, please?” Bu yetenek değil, rica. Bunun dışında “can-cannot” yapısıyla ilgili bilmeniz gereken bir şey yok, tebrikler bir gramer konusu daha cepte!

Konuşarak Öğren, Amerikalı Eğitmenlerle, Günlük 10/20/30 Dakikalık Derslerle Konuşarak İngilizce Öğrenmenizi Sağlar. Hem de Evinizin/İşyerinizin Konforundan!

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin
 

İngilizceyi Konuşarak Öğren