İngilizce Atasözlerinin Ufkunuzu Açacak Türkçe Karşılıkları

 Kategori İngilizce Dersleri

Her kültürün hayatı nasıl daha iyi yaşanacağına dair özlü sözleri vardır. İngiliz kültürünün ve İngilizce’nin hakim olduğu diğer kültürlerin de bu tür sözleri vardır. Türkçe’de atasözleri olarak geçen bu cümleler İngilizce’de “proverbs” olarak adlandırılmaktadır.

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

 

ingilizce atasözleri

 

 

Aynen İngilizce deyimlerde olduğu gibi İngiliz atasözleri de İngiliz kültürüne açılan bir kapıdır. Ne kadar çok bilirseniz o kadar çok o kapıyı aralarsınız.

 

İngilizce’de genel olarak kullanılan atasözlerini bilmek günlük hayatta çokça kullanıldığından size çok faydası olacaktır. Bu nedenle aşağı kısımda İngilizce’de genel olarak kullanılan atasözlerini ve ne anlama geldiğini derlemeye çalıştık.

 

Bazıları size çok tanıdık gelecek…

 

İngilizce Atasözleri, Tükçe Anlamı, Türkçe Karşılıkları ve Sesli Telaffuzları
Don't count your chickens before they hatch
Türkçesi: Yumurtlamadan önce tavuklarını sayma
Anlamı: Planlarınız işe yaramayabilir, bu yüzden bir işi hallettiğinizi sonrasında ne yapacağınızı pek düşünmeyin. O iş tamamlanana kadar bekleyin. Sonrasında yapacağınız işe bakarsınız
The grass is always greener on the other side of the hill
Türkçesi: Çimenler tepenin diğer tarafında her zaman daha yeşildir
Anlamı: İnsanlar sahip olmadıkları şeyleri gözlerinde büyütür ve daha çok isterler
Two heads are better than one
Türkçesi: İki kafa bir taneden iyidir
Anlamı: İki kişi bir araya geldiğinde bir kişiden daha etkili veya kolay çözüm bulabilirler
Don't put all your eggs in one basket
Türkçesi: Bütün yumurtalarını bir sepete koyma
Anlamı: Yedek planın olsun. Bütün paranı veya zamanını bir plana harcayıp kendini riske atma
One man's trash is another man's treasure
Türkçesi: Bir adamın çöpü başkasının hazinesidir
Anlamı: Farklı insanların neyin değerli olduğuna dair farklı fikirleri vardır
If you can't beat 'em, join 'em
Türkçesi: Onları yenemiyorsan, katıl
Anlamı: Bir fikri veya kişiyi yenemiyor veya değiştiremiyorsan, sen değişmelisin
Too many cooks spoil the broth
Türkçesi: Bir sürü aşçı et çorbasını mahveder
Anlamı: Birçok insan bir şeyi yönetmeye kalktığı zaman, karmaşık bir ortam oluşur ve kötü sonuçlara sebep olur. İki karpuz bir koltuğa sığmaz atasözü burada uygun olur sanırım
Actions speak louder than words
Türkçesi: Hareket kelimelerden daha sesli konuşur
Anlamı: Bir şeyi yapacağını söylemek pek bir anlam ifade etmiyor. O işi gerçekte yapmak daha zor ve daha anlamlıdır
You can't make an omelet without breaking a few eggs
Türkçesi: Birkaç yumurta kırmadan omlet yapamazsın
Anlamı: İyi bir şey yapmaya çalışırken muhtemelen birkaç hata yapıcan veya birilerini sinirlendiricen. Bu konuda pek endişe duymana gerek yok, sadece iyi sonuçlara odaklanıp işine devam et sonuçta bu tür olumsuzluklar olmadan iş yürümez
Birds of a feather flock together
Türkçesi: Bir tüyün-türün kuşları beraber uçarlar-sürü halinde
Anlamı: İnsanlar kendilerine benzeyen kişilerle beraber vakit geçirirler
People who live in glass houses should not throw stones
Türkçesi: Cam evlerde yaşayanlar taş atmamalılar
Anlamı: Eğer mükemmel değilsen diğer insanları da eleştirme
The squeaky wheel gets the grease
Türkçesi: Gıcırdayan tekerlek yağlanır
Anlamı: Eğer bir konuda şikayet edersen daha iyi bir hizmet alabilirsin. Bunun de Türkçe karşılığı “Ağlamayan çocuğa meme vermezler.” olurdu
You can't have your cake and eat it too
Türkçesi: Eğer bir konuda şikayet edersen daha iyi bir hizmet alabilirsin. Bunun de Türkçe karşılığı “Ağlamayan çocuğa meme vermezler.” olurdu
Anlamı: Yani bir işi yapmak için sadece bir yolu tercih etmek zorundasın. İki yolu da aynı zamanda deneyemezsin
Beauty is in the eye of the beholder
Türkçesi: Güzellik görenin gözündedir
Anlamı: Farklı insanların neyin güzel olduğuna dair farklı fikirleri vardır
A poor workman blames his tools
Türkçesi: Beceriksiz işçi suçu alete atar
Anlamı: Bir işi halledeceğini söyleyip halledemeyen kişilerin suçu başka şeylerde aramasıdır
Don't judge a man until you've walked in his boots
Türkçesi: Bir kişinin botlarını giymeden onu yargılama
Anlamı: Bir kişiyi yargılarken veya eleştirirken kendimizi önce o kişinin yerine koymalıyız ve durumu öyle değerlendirmeliyiz
Good things come to those who wait
Türkçesi: İyi şeyler bekleyenlerin başına gelir
Anlamı: Bazen beklemek en iyi stratejidir. Buna benzer örnek verecek olursak, “Sabreden derviş muradına ermiş.” Atasözü gayet uygun gözüküyor
You mustn’t cry over spilled milk
Türkçesi: Dökülen süte ağlamamalısın
Anlamı: Yaptığın hatadan dolayı üzüntü yaşamamalısın, nasıl olsa yanlışı değiştiremezsin
A bird in the hand is worth two in the bush
Türkçesi: Eldeki bir kuş çalıdaki iki kuştan daha değerlidir
Anlamı: Elinde olup az bulunan bir şey sahip olmadığın veya muhtemelen olamayacağın çok şeyden daha değerlidir
You can lead a horse to water, but you can’t make him drink
Türkçesi: Atı suya götürebilirsin, ama ona suyu içiremezsin
Anlamı: İnsanlara bir işi yapmayı gösterebilirsin ama onları yapmaya zorlayamazsın
Bunlar Da İlginizi Çekebilir

Lütfen Ne Aradığınızı Yazın ve "Enter" tuşuna basın.