Konuşarak Öğren Blog > İngilizce Kaynaklar > İngilizce Dersleri > İngilizce Can, Can’t Kullanımı ve Örnek Cümleler
 Kategori İngilizce Dersleri

Yeteneklerden, olasılıktan ve rica izin gibi durumlardan bahsedilirken kullanılan can, -ebilmek, -abilmek anlamındadır. Yüzebilmek, koşabilmek, okuyabilmek gibi. Yeteneğin olmadığı durumları anlatmak içinse can not ya da kısaca can’t kullanılır.

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

İngilizce can kullanımı

Yeteneklerden bahsedilirken kullanılan can, eylemin özne tarafından yapılabildiğini belirtir.

I can swim (Yüzebiliyorum) Yüzme eylemini yapabildiğini ifade eder.

He can play tennis (o tenis oynayabiliyor)

My father can sky (Babam kayabilir)

I can speak English (İngilizce konuşabilirim)

She can run (O koşabilir)

My friend can dance (Arkadaşım dans edebilir)

Olasılık durumunda can kullanımı

You can read this book (Bu kitabı okuyabilirsin)

You can buy the milk in a süpermarket (Süpermarketten süt alabilirsin)

She can see the doctor at three o’clock (Saat 3’te doktoru görebilir)

You can play in our garden (Bizim bahçede oynayabilirsin)

Your sister can read the book in the classroom (Kız kardeşin sınıfta kitap okuyabilir)

We can g oto the cinema at the weekend (hafta sonu sinemaya gidebiliriz)

Rica durumunda can kullanımı

Can you help me please? (Bana yardım edebilir misin?)

Can you give me a ticket, please? (Bir bilet verebilir misiniz, lütfen?)

Can he go to there? (Oraya gidebilir mi?)

Can she washes the dishes? (Bulaşıkları yıkayabilir mi?)

Can you clean my car? (Arabamı yıkayabilir misin?)

İzin durumunda can kullanımı

Can I use your computer, please? (Bilgisayarını kullanabilir miyim, lütfen)

Can I take your pencil? (Kalemini alabilir miyim?)

Can I sit here? (Buraya oturabilir miyim?)

İngilizce can’t kullanımı

Herhangi bir eylemi yapamadığını belirtirken can’t kullanılır.

I can’t swim (Yüzemiyorum)

You can not run (Koşamıyorsun)

My child can’t read yet (Çocuğum henüz okuyamıyor)

She can not play piano (O piyano çalamıyor)

We can’t go to the cinema tomarrow (Yarın sinemaya gidemiyoruz)

My friend can’t dance (Arkadaşım dans edemiyor)

I can’t speak French but I can speak English (Fransızca konuşamıyorum fakat İngilizce konuşabiliyorum)

Güncel İçeriklerimiz

Lütfen Ne Aradığınızı Yazın ve "Enter" tuşuna basın.