İngilizce soru sorun, soruları cevaplandırın, puan toplayın. Topladığınız puanlarla hediyeler kazanın!

İngilizce Kabul Etme, Reddetme Cümleleri ve Sözleri


İngilizce Kabul Etme, Reddetme Cümleleri

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

İngilizce öğrenirken bilmemiz gereken cümlelerin başında İngilizce kabul etme, reddetme cümleleri gelmektedir. İngilizce kabul etme cümleleri size sunulan bir fikri onaylarken işinize yarayacaktır. İngilizce reddetme cümleleri ise yapmak istemediğiniz bir şeyi en uygun şekilde söylerken size kolaylık sağlayacaktır. Aynı zamanda içeriğimizde diyaloglar da bulabilir, dilerseniz farklı içeriklerimize de göz atabilirsiniz.

İngilizce Kabul Etme Cümleleri ve Kalıpları

  • Great: Harika.
  • Why not: Neden olmasın?
  • That would be fantastic: Bu muhteşem olur.
  • Yes, please: Evet, lütfen.
  • I’ll definitely be there: Kesinlikle orada olacağım.
  • Yes,I’d love to : Evet , isterim.
  • That’s a great idea.: Bu çok iyi bir fikir.
  • Sure. I’d love to.:Tabi ki. Çok isterim.
  • I’d love to ,thanks : İsterim ,teşekkürler.
  • Cool! : Harika.
  • Awesome: Harika.
  • That sounds fun: Kulağa eğlenceli geliyor.
  • That sounds great: Kulağa harika geliyor.
  • I’ll be there for sure: Mutlaka orada olacağım.
  • Yeah , sounds good : Evet , kulağa hoş geliyor.
  • I guess so.: Sanırım öyle…
  • I had that same idea.: Aynı fikre sahibiz.
  • That’s exactly how I feel.: Ben de öyle hissediyorum.
  • I’d go along with that.: Bununla birlikte giderdim.
  • That’s just what I was thinking.: Ben de öyle düşünüyordum.
  • Of course.: Tabi ki.
  • That’s exactly what I was thinking.: Ben de aynen böyle düşünüyordum.
  • Sure.: Elbette.
  • I think you are totally right about that.: Bence bu konuda tamamen haklısın.
  • That’s right.: Doğru.
  • Agreed.: Kabul.
  • You took the words right out of my mouth.: Lafı ağzımdan aldın.
  • We’re in accord.: Anlaştık.
  • I agree.: Katılıyorum.
  • Yeah: Evet.
  • Yep: Evet.
  • Absolutely!: Kesinlikle.
  • You’re absolutely right.: Kesinlikle haklısın.
  • Exactly!: Kesinlikle.
  • You got it.: Evet, doğru anladın.
  • I could not have said it any better.: Ben daha iyi ifade edemezdim.
  • Our thoughts are parallel.: Düşüncelerimiz paralel.
  • My thoughts exactly.: Benim düşüncelerim de tam olarak öyle.
  • Affirmative.: Olumluyum.
  • No doubt about it.: Hiç şüphe yok.
  • I see what you mean…: Ne demek istediğini anlıyorum.
  • So do I.: Ben de.
  • I feel that way too.: Ben de aynı düşünüyorum.
  • Definitely.: Kesinlikle.
  • I agree with you.: Sana katılıyorum.
  • Yup: Evet.
  • We are of one mind.: Aklımız bir.
  • I could not agree with you more my friend.: Seninle şu an anlaştığımdan daha fazla anlaşamam.
  • You’ve hit the nail on the head.: Tam üstüne bastın anlamına gelen bir deyim.
  • You got it dude.: Evet dostum, anladın.
  • Our thoughts are absolutely parallel.: Düşüncelerimiz kesinlikle paralel.
  • You are so right.: Çok haklısın.

İngilizce Reddetme Cümleleri ve Kalıpları

  • Another time, maybe: Belki başka zaman.
  • I can’t make it: Yapamam.
  • No, but thanks for inviting me.: Hayır, ama beni davet ettiğiniz için teşekkürler.
  • It is not as simple as it seems.: Göründüğü kadar basit değil.
  • I’m not so sure about that.: Bundan pek emin değilim.
  • That’s not how I see it.: Ben öyle görmüyorum.
  • Not necessarily.: Şart değil.
  • Yes, but…: Evet ama…
  • On the contrary.: Aksine.
  • No way!: Olmaz.
  • I totally disagree.: Ben kesinlikle katılmıyorum.
  • That seems obvious, but…: Bu açık gibi görünüyor, ama…
  • I accept what you’re saying but…: Söylediklerini kabul ediyorum ama…
  • It is only partly true that…: Söylediklerin sadece kısmen doğru.
  • That’s partly true, but …: Bu kısmen doğru ama…
  • I see your point, but…: Ne demek istediğini anlıyorum ama…
  • Yes, OK, but perhaps..: Evet, tamam ama belki…
  • I don’t think so.: Ben öyle düşünmüyorum.
  • I beg to differ.: Katılmıyorum.
  • To some extent, I agree with you, but…: Bir dereceye kadar sana katılıyorum ama…
  • It sounds interesting, but…: İlginç geliyor ama…
  • That’s true, but…: Doğru ama…
  • Me too, but…: Ben de ama…
  • I’m afraid I don’t agree.: Korkarım ki, katılmıyorum.
  • I’m not so sure about that.: Böyle olduğu konusunda emin değilim.
  • No thanks. I have another …: Hayır teşekkürler, başkasını isterim.
  • Unfortunately, it’s not a good time.: Ne yazıkki, bu iyi bir zaman değil.
  • I’d love to – but can’t.: Çok isterdim ama yapamam.
  • I wish I could make it work.: Keşke yapabilseydim.
  • No thanks, I won’t be able to make it.: Hayır teşekkürler, yapamayacağım.
  • I’m sorry, I’m busy.: Üzgünüm, meşgulüm.
  • I’m already booked.: Zaten rezervasyon yaptım.
  • That’s not going to work for me.: Benim için işe yaramayacak.
  • Sounds fun, but I’m not available.: Kulağa hoş geliyor ama müsait değilim.
  • I want to, but I’m unable to.: Yapmak isterim ama yapamam.
  • I just don’t have that to give right now.: Şu anda onu yapmak zorunda değilim.
  • I’m not able to commit to that right now.: Şu an bunu taahhüt edemiyorum.
  • It is not a good idea for me.: Benim için iyi bir fikir değil.
  • Apologies, but I can’t make it.: Özür dilerim ama yapamam.
  • I can’t take on any more responsibilities.: Daha fazla sorumluluk alamam.
  • My body says yes, but my heart say no.: Vücudum evet diyor ama kalbim hayır.
  • Nope: Hayır.
  • Maybe another time.: Belki başka zaman.
  • I am not accepting anything else at this time.: Şu anda başka bir şey kabul etmiyorum.
  • We appreciate the offer, but …: Teklifini takdir ediyorum ama…
  • I’m not really into it, but thanks for asking!: Gerçekten yapmayacağım ama sorduğun için teşekkürler.
  • I’d rather not, thanks.: Yapmamayı tercih ederim teşekkürler.

İngilizce Kabul Etme, Reddetme Diyalogları

Jale: Hey guys. I’m having a party on Saturday at my place. Do you want to come?

Mine: Thanks for the invitation, Jale, but I’m busy on Saturday.

Mert: Sounds cool, I’ll be there!

Jale: How about you, Nil, are you free?

Nil: Sure, I can make it!

Jale: Great! I have to go because I’m late for class, see you there!

Jale: Hey millet. Cumartesi günü evimde bir parti düzenliyorum. Gelmek ister misiniz?

Mine: Davetin için teşekkürler, Jale, ama Cumartesi günü meşgulüm.

Mert: Kulağa hoş geliyor, orada olacağım!

Jale: Sen nasılsın Nil, boş musun?

Nil: Tabii, gelebilirim!

Jale: Harika! Gitmem gerek çünkü derse geç kaldım, orada görüşürüz!


Asya: Hey, Tarık! Do you want to go into a centre of town after school?

Tarık: No. Sorry, Asya, I can’t. I’ve got a maths exam tomorrow.

Asya: Oh, right. That’s a pity.

Tarık :Yes, I know.

Asya: What about Sunday then? Are you busy?

Tarık: No. Why? What are you doing?

Asya: Some of us are meeting at the shopping centre if you want to come.

Tarık: Sounds good. I must go now. Text me later, OK?

Asya: OK. Bye, Tarık.

Asya: Hey, Tarık! Okuldan sonra şehrin merkezine gitmek ister misin?

Tarık: Hayır. Üzgünüm Asya, yapamam. Yarın matematik sınavım var.

Asya: Oh, doğru. Ne yazık.

Tarık: Evet, biliyorum.

Asya: Peki Pazar günü ne olacak? Meşgul müsün?

Tarık: Hayır. Neden? Ne yapıyorsun?

Asya: Gelmek isterseniz birkaç kişi alışveriş merkezinde buluşacağız.

Tarık: Kulağa hoş geliyor. Ben şimdi gitmeliyim. Bana daha sonra mesaj at, tamam mı?

Asya: Tamam. Güle güle, Tarık.

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İngilizcenizi Geliştirin

Türkiye'nin %100 başarı garantili tek online İngilizce kursunu ücretsiz deneyin.

X

Online Canlı Ders

Çağrı Hoca ile İngilizce cümle kurma canlı dersi İçin son 3 dakika 45 saniye.