İngilizce soru sorun, soruları cevaplandırın, puan toplayın. Topladığınız puanlarla hediyeler kazanın!

İngilizce Konser Diyalogları


Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Hayal edin, Avrupa’dasınız arkadaşlarınızla güzel bir konser planı yapıyorsunuz. Gelin bu plan yapılırken kullanabileceğiniz kalıpları diyaloglar üzerinden beraber inceleyelim.

İngilizce 2 Kişilik Konser Diyalog Örnekleri

Dialogue 1 / Diyalog 1

Esin: The best singer will be in town next week. Would you like to go to the concert with me?
Esin: En iyi şarkıcı haftaya şehrimizde çalacak. Benimle konsere gelmek ister misin?

Jonathan: Actually, I would love to. But due to my tight budget, I guess I can’t. How much does it cost?
Jonathan: Aslında, çok isterdim. Ama bütçem uygun değil. Ücreti ne kadar?

Esin: Relax, I will be on me. I just need you to come with me. I can’t stand going to concerts
on my own.
Esin: Dert etme, ben yardımcı olurum. Sen sadece benimle gel. Tek başıma konsere gitmekten hiç hoşlanmıyorum.

Jonathan: Perfect! Thank you so much.
Jonathan: Harika! Sana çok teşekkür ederim.

Esin: There is no need to thank me, thank you!
Esin: Bana teşekkür etmene gerek yok, asıl ben sana teşekkür ederim.

Jonathan: By the best singer, you mean Freddie Mercury, right?
Jonathan: En iyi şarkıcı derken, Fredie Mercuryden bahsediyordun değil mi?

Esin: Of course, he is the number one! Don’t you think?
Esin: Tabii ki, o bir numara! Sence de öyle değil mi?

Dialogue 2 / Diyalog 2

Zeynep: What do you say to going to the concert next week?
Zeynep: Önümüzdeki hafta konsere gitmeye ne dersin?

Ashley: Uh, I’m not sure.
Ashley: Hmm, emin değilim.

Zeynep: Why not?
Zeynep: Neden?

Ashley: I have had lots of payments this month. I am broke.
Ashley: Bu ay çok fazla ödemem vardı. Beş parasızım.

Zeynep: Oh, come on. It’s not important. The tickets are on me.
Zeynep: Hadi ya. Önemli değil. Biletler benden.

Ashley: Next month I’ll pay for them.
Ashley: Önümüzdeki ay öderim.

Zeynep: Don’t be silly. You take me out for a dinner and we are quits with you.
Zeynep: Saçmalama. Beni akşam yemeğine götürürsün, ödeşiriz.

Dialogue 3 / Diyalog 3

Clerk: May I help you?
Memur: Yardımcı olabilir miyim?

Donald Glover: I would like to order two seats to the concert on Friday, December 23rd.
Donald Glover: Ben Cuma 23 Aralıktaki konsere iki bilet istiyorum.

Clerk: There are only orchestra and several balcony seats left.
Memur: Sadece orkestra ve birkaç balkon yerleri kaldı.

Donald Glover: What about the balcony seats? Can one see and hear well from there?
Donald Glover: Balkondaki yerler nasıl? Oradan iyi görüp duyulabilir mi?

Clerk: These are rather good seats. Just in the center of the third row.
Memur: Oldukça iyi yerlerdir. Merkezde ve üçüncü sıradalar.

Donald Glover: Could I have a reservation for two seats on the balcony?
Donald Glover: Ben balkonda iki yer için rezervasyon yaptırabilir miyim?

Clerk: Yes, of course. Your credit card?
Memur: Evet, tabii ki. Kredi kartınız?

Donald Glover: Visa.
Donald Glover: Visa.

Clerk: The information I need is: your first and last name, the number of your credit card, its expiration date, and your telephone number.
Memur: İhtiyacım olan bilgiler: İsim ve soyisim, kredi kartı numarası, son kullanma tarihi ve telefon numarası.

Donald Glover: My name is Donald Glover. The Visa card number is ……… It’s valid until October 1, 2010. My telephone number is:(718) 579-2243. How much are the tickets?
Donald Glover: Benim adım Donald Glover. Visa kart numaram ……… 1 Ekim 2010 tarihine kadar geçerlidir. Telefon numaram: (718) 579-2243. Biletler ne kadar?

Clerk: The price of these tickets are fifteen dollars. For ordering them by telephone there is a surcharge of three dollars per ticket. You’ll be charged thirty six dollars.
Memur: Bu biletlerin fiyatı on beş dolardır. Telefonla sipariş verirseniz bilet başına üç dolar ek bir ücret var. Toplam otuz altı dolar ödersiniz.

Donald Glover: Okay. Where and when can I get the tickets?
Donald Glover: Tamam. Biletleri nereden ve ne zaman alabilirim?

Clerk: You’ll get the tickets at the box office on the day of the concert. Try to pick them up at seven thirty.
Memur: Konser günü gişelerden bileti alabilirsiniz. Onları yedi buçuğa kadar almaya çalışın.

Dialogue 4 / Diyalog 4

Ali: Hey Cansu, Johannes, there will be a concert in the park. What do you say about going to see the band play?
Ali: Hey Cansu, Johannes Parkta bir konser var olacak. Grubu dinlemeye gitmeye ne dersin?

Cansu: I don’t have anything else to do. I can go.
Cansu: Yapacak başka bir şeyim yok; gidebilirim.

Johannes: Me too. Let’s go.
Johannes: Benim de. Haydi gidelim.

Johannes: Why is the traffic so heavy today?
Johannes: Trafik neden bu kadar sıkışık bugün?

Ali: It is probably because of the concert. The band does play really good music.
Ali: Muhtemelen konser yüzünden sıkışık. Grup gerçekten güzel müzik yapıyor.

Cansu: They really do. For the last five years, I have never missed a concert. I have always seen them when they came to play to the town
Cansu: Evet yapıyorlar gerçekten. Son beş senedir hiçbir konserlerini kaçırmadım.Her şehre geldiklerinde onları izledim.

Johannes: How long ago did the band start playing at our park?
Johannes: Ne kadar zaman önce bu grup bizim parkta çalmaya başladı?

Cansu: I think it started this tradition ten years ago before you moved into our neighbourhood. Every year it always arrives the second week of May to play for the whole week.
Cansu: Sanırım bu gelenek on sene önce, sen bu mahalleye taşınmadan önce başladı. Her sene mayısın ikinci haftası geliyorlar ve tüm hafta çalıyorlar.

Ali: You will definetely enjoy , Johannes. There will be good Country music.
Ali: Bu akşam kesinlikle keyif alacaksın Johannes. İyi bir country müzik olacak

Johannes: It sounds like fun.
Johannes: Eğlenceli olacağa benziyor.

Cansu: My favourite is Rock and Roll music; however, I have to say that country melodies can be quite enticing. I can listen to them all day long.
Cansu: Benim favorim rock and roll müzik, ancak country melodisinin de son derece çekici olduğunu belirtmeliyim.

Ali: Johannes, what kind of music do you like?
Ali: Johannes, sen hangi tarz müzik seversin?

Johannes: Oh, I like all kinds of music as long as it is not Hard Rock.
Johannes: Ah, hard rock olmadığı sürece her tarz müziği severim ben.

Cansu: Wow, look at the number of people who have already shown up for the concert. It is a clever choice for us that we are here already.
Cansu: Wow, daha şimdiden konser için gelen şu kalabalığa bakın. Şimdiden burada olmamız iyi oldu. (Erken gelmemiz iyi oldu anlamında)

Ali: Cansu, where would you like to sit? In the shade or in the sun?
Ali: Cansu, nerede oturmak istersin? Gölgede mi güneşte mi?

Cansu: In the shade, please. I have been in the sun too much lately.
Cansu: Gölgede, lütfen. Son zamanlarda güneş altında çok kaldım.

Johannes: There is a food stand over there. Do you two want anything?
Johannes: Şurada yemek standı var. Siz ikiniz bir şey istiyor musunuz?

Cansu: I do not want anything, thanks.
Cansu: Ben istemiyorum, teşekkürler.

Ali: I want a bag of chips and a beer. Are you sure you do not want any chips, Cansu?
Ali: Ben bir paket cips ve bira istiyorum. Cansu, cips istemediğine emin misin?

Cansu: I am quite sure. Besides, my father is cooking a dinner, and I want to save my appetite.
Cansu: Eminim. Ayrıca, babam lezzetli bir akşam yemeği yapacak ve karnımı doyurmak istemiyorum.

Ali: Cansu, you are so lucky to have such a good cook for a father.
Ali: Cansu, babanın iyi yemek yapması senin için büyük bir şans.

Johannes: Ali, you better get your chips and beer now if you still want them. It is almost 3:00PM, and the concert is about to start.
Johannes: Ali, eğer hala istiyorsan bira ve cipsi şimdi almalısın. Saat neredeyse üç ve konser başlamak üzere.

Ali: For the last time, do you guys want anything?
Ali: Son defa soruyorum, siz bir şey istiyor musunuz?

Cansu: I am sure I do not want anything, Ali. I am doing fine.
Cansu: Ben bir şey istemediğime eminim Ali. İdare ediyorum.
Johannes: Me neither, Ali.
Johannes: Ben de istemiyorum Ali.

Ali: OK, save me a seat. I will be right back.
Ali: Tamam, bana yer ayırın. Hemen geri geleceğim.

Dialogue 5 / Diyalog 5

Hilmi: How do you do?
Hilmi: Nasılsın?

Sarah : Fine, thanks.
Sarah : İyiyim, teşekkürler.

Hilmi: When did you start your course?
Hilmi: Bu derse ne zaman başladın?

Sarah : I started this course about two months ago.
Sarah : İki ay önce başladım.

Hilmi: Really? What are you studying?
Hilmi: Gerçekten mi? Hangi bölümde okuyorsun?

Sarah : I’m studying Philosophy.
Sarah : Felsefe okuyorum.

Hilmi: Do you like it?
Hilmi: Seviyor musun?

Sarah : I love it.
Sarah : Bayılıyorum.

Hilmi: Do you like rock music?
Hilmi: Rock müzik sever misin?

Sarah : Yes I like it.
Sarah : Evet, severim.

Hilmi: What’s your favourite group? Or perhaps you have a favourite singer?
Hilmi: En sevdiğin grup hangisi? Ya da belki favori bir şarkıcın varıdır?

Sarah : My favourite group is ”The Doors” and “Tarkan” is my favourite singer.
Sarah : En sevdiğim grup ”The Doors” ve en sevdiğim şarkıcı “Tarkan”

Hilmi: Nice, what are you doing this evening? Would you like to come to a rock concert with me?
Hilmi: Peki, bu akşam ne yapıyorsun? Benimle bir rock konserine gelmeye ne dersin?

Sarah : Nothing. I would love to go.
Sarah : Hiçbir şey. Gelmeyi çok isterim.

Hilmi: Okay. What time shold we meet ?
Hilmi: Tamam. Saat kaçta buluşalım?

Sarah : About 8 o’clock.
Sarah : Sekiz gibi.

Hilmi: I’ll come to your place. I’ve got a car. See you tomorrow then. Bye!
Hilmi: Tamam sana gelirim. Arabam var. Yarın görüşmek üzere o halde. Hoşça kal!

Sarah : Okay. See you. Bye!
Sarah : Tamam. Görüşürüz. Hoşça kal.

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İngilizcenizi Geliştirin

Türkiye'nin %100 başarı garantili tek online İngilizce kursunu ücretsiz deneyin.