İngilizce soru sorun, soruları cevaplandırın, puan toplayın. Topladığınız puanlarla hediyeler kazanın!

İngilizce Saatler İle İlgili Diyaloglar


Saatler İle İlgili Diyaloglar

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Günlük hayatımızda saatin önemli bir yeri olduğu yadsınamaz. İngilizce öğrenirken İngilizce saatler ve okunuşlarını bilmek günlük konuşma İngilizcesi başta olmak üzere her alanda işimizi kolaylaştırır. Bu yazıda saatlerin kullanımını, söyleniş şekillerini diyaloglar üzerinden beraber inceleyeceğiz. Ek olarak zaman konusunda kullanabileceğiniz bazı ifadelerin de üzerinden geçeceğiz. Yazının sonunda ise saatlerle ilgili terimler üzerine çalışabileceğiniz bir bölüm mevcut. Hazırsanız haydi başlayalım!

İngilizce Saat Diyalogları

Dialogue 1

Jane What time is it? We are going to be late for the party! (Saat kaç? Partiye geç kalacağız!)
David It’s a quarter past six. We are on time. Don’t worry we will be fine. (Altıyı çeyrek geçiyor. Geç kalmayacağız, merak etme.)
Jane But I thought we had to be at Sarah’s house by 6:30 for her surprise birthday party. I think we will never make it as there is a lot of rush hour traffic this evening. (Ama ben sürpriz doğum günü partisi için saat altı buçukta Sarah’nın evinde olacağız diye düşünmüştüm. Bu saatte trafik için yoğun bir saat olduğundan bence asla yetişemeyeceğiz.)
David Sure we will. We are not far away now. Anyway, the party starts at 7:00. But I do need help with where to park the car so Sarah doesn’t see it. Can you phone her husband and ask him where it is best to park our car? (Tabii ki yetişeceğiz. Şu anda uzak değiliz. Her neyse parti saat yedide başlıyor. Fakat arabayı nereye park edeceğim ile ilgili bir yardıma ihtiyacım var ki Sarah onu görmesin. Eşini arayıp en iyi nereye park edebileceğimizi sorabilir misin?
Jane OK. I will phone him now. (Tamam, onu şimdi arayacağım.)

Dialogue 2

James What time is it? (Saat kaç?)

Dean It is six o’clock. (Saat altı.)

James When does the train leave? (Tren ne zaman kalkıyor?)

Dean It leaves in ten minutes, we should hurry. (On dakika sonra kalkıyor, acele etmeliyiz.)

Dialogue 3

Anne My appointment is scheduled for nine. Are you coming with me or should I leave without you? (Randevum saat dokuzda. Benimle gelecek misin ya da sensiz mi gideyim?)

Marie Oh, can you please wait me until eight? (Beni saat sekize kadar bekleyebilir misin lütfen?)

Anne Sorry Marie, not possible. Considering the traffic I should really leave at this moment. (Üzgünüm Marie, mümkün değil. Trafiği göz önünde bulunduracak olursak tam şu an çıkmam gerekiyor.)

Marie Okay then. Meet me at the cinema after the appointment. Let’s say at ten? (Tamam o halde. Randevudan sonra sinemada buluşalım. Saat on diyelim mi?)

Anne Perfect! See you at ten! (Harika, saat onda görüşmek üzere!)

Dialogue 4

Tarık It is already midnight and I haven’t finished my homework yet. (Gece yarısı olmuş bile ve ben hala ödevimi bitirmedim.)

Mengüç Do not worry Tarık. I will help you and we will finish it by 1.00 a.m. (Dert etme Tarık. Şimdi sana yardım edeceğim ve gece bir olmadan ödevini bitireceğiz.)

Tarık Thank you so much Mengüç, but out flight leaves tomorrow morning. So maybe we should rest now. I will finish my homework tomorrow night. (Çok teşekkürler Mengüç, fakat uçağımız yarın sabah kalkacak ve bu nedenle şimdi dinlenmeliyiz. Ödevi yarın akşam bitireceğim.)

Dialogue 5

Vahe Hey Kılıç! How is everything going? (Selam Kılıç! Nasıl gidiyor?)

Kılıç Oh, hi Vahe! Everything is fine thanks. Sorry, can you please tell me the time? (Ah merhaba Vahe. her şey yolunda teşekkürler. Afedersin, bana saati söyleyebilir misin lütfen?)

Vahe It is twenty-four past six. Is everything all right? (Altıyı yirmi dört geçiyor. Bir sorun yok değil mi?)
Kılıç Yeah, I am just too late for my philosophy lesson. I think I will fail because of my poor attendance. (Yani, felsefe dersine çok geç kaldım. Sanırım devamsızlıktan kalacağım.)

Vahe Oh, sorry to hear that. I can drive you there in seven minutes if it is okay with you? (Bunu duyduğuma üzüldüm. Eğer senin için de uygunsa seni yedi dakika içerisinde oraya götürebilirim?)

Kılıç I will really appreciate it. Thank you so much! (Gerçekten çok müteşekkir olurum. Çok teşekkürler! )

Dialogue 6

Cevriye Do you have an idea about how do people talk about time in English? (İngilizcede zaman hakkında nasıl konuşulduğuna dair bir fikrin var mı?)

Hayriye Yeah, as far as I’m concerned there is no 24-hour time system in English, rather a 12-hour system. This means that people only count from 0 to 12, not to 24 as they do in some countries. (Bildiğim kadarı ile İngilizcede yirmi dört saatlik bir sistem kullanılmıyor, onun yerine on iki saatlik bir sistem tercih ediliyor. Bu da şu anlama geliyor, insanlar sıfırdan on ikiye kadar sayıyor. Yani yirmi dörde kadar sayılan bazı ülkelerden farklı olarak burada on ikiye kadar sayılıyor.)

Cevriye Wow! Thank you so much for the information Hayriye. Also, do you know what do the abbreviations a.m. and p.m. stand for? (Bilgi için çok teşekkürler Hayriye. Peki a.m. ve p.m. kısaltmalarının ne anlama geldiğini biliyor musun?)

Hayriye The abbreviations a.m. and p.m. indicate whether a time before or after midday is meant. To indicate that you talk about 10 in the morning, you add a.m. Take for example: “It’s 10 a.m.” The abbreviation a.m. is Latin and means ante meridiem, which literally means before midday. This covers any time between midnight and midday. When you talk about a time in the afternoon or in the evening, you add p.m. Take for example: “It’s 2 p.m.” The abbreviation p.m. is Latin and means post meridiem, which literally means after midday. (a.m. ve p.m. kısaltmaları saatin gece yarısından önce mi yoksa sonra mı olduğunu belirtiyor. Sabah saat ondan bahsediyorsan, a.m. kullanıyorsun. Örneğin: “It’s 10 a.m.” a.m. kısaltması Latinceden geliyor ve ante meridiem anlamına geliyor, bu da kelimenin tam anlamı ile gün ortasından önce anlamındadır. Sözü geçen zaman gece yarısı ile gün ortası arasında geçen bir zaman. Öğleden sonra ya da akşam bir saatten bahsediyorsan p.m. ekliyorsun. “It’s 2 p.m.” p.m. kısaltması da Latinceden geliyor ve açılımı post meridiem, yani gün ortasından sonra.)

Cevriye Perfect! Thanks. Would you like to hang out? Lunch will be served at noon. We can walk around a little bit until the lunch if you like? (Harika! Biraz takılmak ister misin? Öğle yemeği gün ortasında servis edilecek. İstersen o zamana kadar etrafta biraz dolanabiliriz.

Expressions about time / Zaman ile ilgili ifadeler

Bu sabah alarmım çalmadı, çalışmadı.

Leyla: Sorry, I overslept. My clock didn’t go off this morning. ( Özür dilerim, uyuyakaldım. Saatimin alarmı bu sabah çalışmadı.)
Amy: Again? (Yine mi?)
Leyla: Yeah, even though I did set the alarm last night. ( Evet, alarmı dün akşam kurmama rağmen hem de.)
Amy: Your clock never works. Why don’t you buy a new one. (Saatin asla çalışmıyor. Neden yeni bir tane almıyorsun?)
Leyla: Well, if it breaks down again tomorrow, I’ll definitely buy a new one. (Yani, yarın tekrar alışmazsa, kesinlikle yeni bir tane alacağım.)
Amy: Maybe by then it’ll be too late. (Belki de yarın çok geç olacak…)
Leyla: What do you mean “too late”? ( “Çok geç” derken ne demek istiyorsun?)
Amy: By that time you’ll be fired. (O zamana kadar kovulmuş olabilirsin.)

Saati bir saat geri almayı her defasında unutuyorum.

Onat: Ha, Jessica, you’re late. ( Umut, geç kaldın.)
Umut: Yeah. Each time we switch to daylight savings time, I always forget to put the clock forward an hour. ( Evet, Her seferinde saatleri ileri ya da geri aldığımız dönemde saatimi değiştirmeyi unutuyorum.)
Onat: Well, then later this year when we switch back to normal time, don’t forget to set the clock back one hour. (O halde, bu sene daha sonra normal zamana döndüğümüzde, saatini bir saat geri almayı unutma.)
Umut: I just can’t win! Each time we switch back to normal time, I always forget to put the clock back an hour, so I always come to work an hour early. ( Bir türlü kazanamıyorum! (bir türlü beceremiyorum anlamında bir kalıp) normal zamana döndüğümüz her defa saati bir saat geri almayı unutuyorum ve bu nedenle işe bir saat erken geliyorum.)
Onat: So, just remember. Spring forward, fall back. ( O halde unutma, ilkbaharda ileri, sonbaharda geri alıyoruz.)
Umut: So, that’ll make it even. ( ‘Tamamdır, anlaştık’ anlamında bir kalıp)

İngilizce Saat Kalıpları

  • Half past: Buçuk
  • A quarter: Çeyrek
  • To: Var
  • Past: Geçe
  • Second : saniye
  • Minute : dakika
  • Second hand : akrep
  • Minute hand : yelkovan
  • What time do you have? (American English) : Ne kadar vaktin var?
  • Do you have the time? (British English): Vaktiniz var mı ?
  • What time is it now?: Şuan saat kaç?
  • What’s the time?: Saat kaç?
  • What time is it?: Saat kaç?
  • Could you tell me the time please?: Bana saati söyleyebilir misiniz lütfen?
  • Do you know what time is it?: Saatin kaç olduğunu biliyor musunuz?
  • Can you tell me what time is it, please?: Bana saatin kaç olduğunu söyleyebilir misiniz lütfen?
  • Do you happen to have the time?: Saati biliyor olma ihtimaliniz var mı?

İngilizce Tam Saatlerin Söylenişi

  • Kalıp: It’s … o’clock
  • It is ten o’clock (Saat 10)
  • It’s four o’clock (Saat 4)
  • Buçuk saatlerin söylenişi
  • Kalıp: It’ half past…
  • It’s half past ten (Saat 10:30)
  • It’s half past seven (Saat 7:30)

İngilizce ‘Geçiyor’un Söylenişi

  • Kalıp: It’s … past…
  • It’s five past ten (Saat 10’u 5 geçiyor-10:05)
  • It’s twenty past five (Saat 5’i 20 geçiyor 05:20)

İngilizce ‘Var’ın Söylenişi

  • Kalıp: It’s … to …
  • It’s five to six (saat 6’ya 5 var- 05:55)
  • It’s twenty to ten (Saat 10’a 20 var- 09:40)

İngilizce Çeyrek Geçe Çeyrek Kala Söylenişi

  • Kalıp: It’s quarter past/to
  • It’s a quarter past two (Saat ikiyi çeyrek geçiyor- 02:15)
  • It’s a quarter to five (Saat 5’e çeyrek var- 04:45)
  • Dijital saatleri pratik olarak saat söylemek için Türkçede olduğu gibi aynen sayılar okunabilir:
  • 02.20 : two twenty
  • 04.30 : two thirty
  • 09.45 : nine forty five

Örnekler;

  • 09.00 It is nine o’clock. / It is nine am.
  • 05.15 It is quarter past five. / It is nine fifteen.
  • 04.30 It is half past four. / It is four thirty.
  • 04.45 It is quarter to five. / It is four forty-five
  • 07.50 It is ten to eight. / It is seven – fifty.
  • 07.10 It is ten past seven.
  • 21.00 It is nine o’clock. / It is nine pm.
  • 01.05 It is five past one. / It is 0ne-five.
  • 00.00 It is twelve o’clock. / It is twelve am.
Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İngilizcenizi Geliştirin

Türkiye'nin %100 başarı garantili tek online İngilizce kursunu ücretsiz deneyin.