İngilizce soru sorun, soruları cevaplandırın, puan toplayın. Topladığınız puanlarla hediyeler kazanın!

İngilizce Dövme Sözleri


Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Dövme yaptırmaya karar verme aşaması oldukça zor iken, bu aşamayı atlattıktan sonraki aşama daha da zordur. Nasıl bir dövme yaptırsam? Benim için bir anlamı olmalı. Beni ifade eden, beni anlatan bir yazı mı olsa yoksa bir simge mi?  Gibi sorular, ikilemler kafanızda dönüyor olabilir. Eğer kendinizi en iyi ifade eden ya da gördüğünüzde sizi iyi hissettirecek bir yazı dövmesi yaptırmayı düşünüyorsanız doğru yerdesiniz! Sizlere, karar vermenizi kolaylaştıracak İngilizce dövme sözleri hazırladık. Çevirileriyle birlikte göreceğiniz bu sözler umarız karar vermenize yardımcı olur. İyi okumalar!

  • Life is too short to even care at all Türkçesi : Hayat, kafaya takmak için fazla kısa.
  • Dream as if you’ll live forever. Live as if you’ll die today. Türkçesi: Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal et. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa.
  • We must all face the choice between what is right and what is easy. Türkçesi: Hepimiz neyin doğru neyin kolay olduğu arasında seçim yapmalıyız.
  • Happiness depends upon ourselves. Türkçesi: Mutluluk bizlere bağlıdır.
  • Don’t dream your life, live your dream Türkçesi: Yaşamını hayal etme, hayalini yaşa.
  • You get what you give. Türkçesi: Ne verirsen onu alırsın.
  • Never a failure always a lesson. Türkçesi: Asla bir hata değil, her zaman bir derstir.

  • Never forget who you are Türkçesi: Asla kim olduğunu unutma
  • If you can dream it, you can do it Türkçesi: Eğer onu hayal edebiliyorsan, onu yapabilirsin.
  • You don’t know what you’re alive for until you know what you would die for. Türkçesi: Ne uğruna ölebileceğini bilmeden, ne uğruna yaşadığını bilmezsin.
  • Be the change itself Türkçesi: Değişimin kendisi ol.
  • This too shall pass Türkçesi: Bu da geçecek

İngilizce Dövme Sözleri

  • She believed she could so she did Türkçesi: Yapabileceğine inandı ve bu yüzden başardı.
  • Without struggle there is no progress Türkçesi: Mücadele etmeden ilerleme olmaz.
  • Don’t forget to love yourself Türkçesi: Kendini sevmeyi unutma
  • For the eyes of the Lord are over the righteous and his ears are open unto their prayers: but the face of the Lord is against them that do evil. Türkçesi: Çünkü Tanrı’nın gözleri dürüst insanların üzerindedir ve kulakları dualarına açıktır: ama Tanrı’nın yüzü kötülük yapan kimselere karşıdır.
  • Take care of the sense, and the sounds will take care of themselves. Türkçesi: Sen hislere dikkat et, ve sesler kendi kendilerine bakacaklardır.
  • Even angels fall Türkçesi: Melekler de düşer
  • My life is my art, My art is my life Türkçesi: Benim hayatım bir sanat, benim sanatım ise hayatım.
  • Live by faith, not by sight. Türkçesi: İnançla yaşa, ama çok da göze sokma.
  • Love me for who I am Türkçesi: Beni böyle sev seveceksen.
  • Too wild to live, too rare to die Türkçesi: Yaşamak için fazla vahşi, ölmek için fazla nadir.
  • We accept the love, we think we deserve. Türkçesi: Aşkı Kabul ettik, hakettiğimizi düşündük.
  • How sweet the sound. Türkçesi: Ne hoş bir ses.

 

  • Death leaves a heartache no one can heal. Love bears a memory no one can steal. Türkçesi: Ölüm, kimsenin iyileştiremeyeceği bir kalp ağrısı bırakır. Aşk ise kimsenin çalamayacağı bir anı doğurur.
  • I should have been a pair of ragged claws, scuttling across the floors of silent seas. Türkçesi: Sessiz denizlerin zeminlerinde bir çift darmadağın ıstakoz kıskacı olmalıydım.
  • As it was in the beginning one love so shall it be in the end one heart. Türkçesi: En başta tek bir aşk olduğu gibi, sonunda da tek kalp olacaktır.
  • When you left me behind you set me free. Türkçesi: Beni arkanda bıraktığın an beni özgürleştirmiş oldun.
  • She said lose your eyes and free your mind, you’re free to fly. Türkçesi: O (kadın) gözlerini kapat ve zihnini serbest bırak, sonra uçmakta özgürsün dedi.
  • There is a chance for the hearing of my heart. It really goes. Türkçesi: Kendi kalbimin sesini dinlemem için bir şans var. Gerçekten konuşuyor.
  • Life’s roughest storms prove the strength of our anchors. Türkçesi: Hayatın en sert fırtınaları, hayatımızdaki engellerin sertliğini bize kanıtlar.
  • Float like a butterfly, sting like a bee. Türkçesi: Kelebek gibi uç, arı gibi sok.
  • Dream as if you’ll live forever. Live as if you’ll die today. Türkçesi: Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal et. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa.

  • We must all face the choice between what is right and what is easy. Türkçesi: Hepimiz, doğru olanı yapmak ve kolay olanı yapmak arasında seçim yapmakla yüzleşmek zorundayız.
  • Have faith Türkçesi: İnançlı ol.
  • Family like branches on a tree, we all grow in different directions. Türkçesi: Aile, bir ağaçtaki dallara benzer, hepimiz farklı yönlere doğru büyürüz.
  • By the strength within I shall succeed. Türkçesi: İçimdeki güçle başaracağım.
  • Don’t worry be happy Türkçe: Üzülme, mutlu ol.
  • My soul corrupted by vengeance hath endured torment to find the end of the journey in my own salvation. And your eternal slumber. To become the dew that quenches the land. To spare the sands, the seas, the skies. I offer thee this silence sacrifice. (Genesis) Tükçesi: İntikam yüzünden bozulmuş ruhum, kurtuluşumda yolculuğun sonunu bulmak için azap çekti. Ve ebedi uykunuz. Toprağı söndüren çiğ haline gelmek. Kumları, denizleri, gökyüzünü korumak için. Sana bu sessizlik fedakarlığını teklif ediyorum.
  • She is too fond of books, and it has turned her brain. Türkçesi: Kitaplara çok düşkündür ve onlar beynini çevirmiştir.
  • And though she be but little, she is fierce Türkçesi: Ve o; küçücük olmasına rağmen şiddetli bir kadın…
  • Happiness depends upon ourselves. Türkçesi: Mutluluk bize bağlıdır.
  • So dear love him, that with him all deaths could endure without him live no life. Türkçesi: Öyleyse canım; onu çok sev. Öyle sev ki, onunla tüm ölümler son bulsun ve onsuz tüm yaşamlar son bulsun…
  • Beneath the makeup and behind the smile, I am just a girl who wishes for the World. Türkçesi: Makyajımın altında ve gülümsememin arkasında, sadece Dünya’yı isteyen bir kızım.
  • For every dark night, there’s a brighter day. Türkçesi: Her karanlık gecenin bir sabahı vardır.
  • Do not go gentle into that good night. Rage, rage against the dying of the light. Türkçesi: O iyi geceye nazik davranma. Öfke duy, ışığın ölmesine karşı öfke duy.
  • In the beginning, God created the heavens and the earth. The earth was without form and void, and darkness was upon the face of the deep; and the Spirit of God was moving over the face of the waters. Türkçesi: Başlangıçta, Tanrı gökleri ve yeri yarattı. Dünya biçimsiz ve boştu ve karanlık derinlerin yüzündeydi; ve Tanrı’nın ruhu suların yüzeyinde ilerliyordu.
  • Don’t dream your life, live your dream. Türkçesi: Hayatının hayalini kurma, hayalini yaşa.
  • Sometimes when you fall you fly. Türkçesi: Bazen düştüğün zaman uçarsın.
  • Through every dark night, there is a brighter day. Türkçesi: Her karanlık gecenin bir sabahı vardır.
  • Some say I’m going the wrong way… when it’s just a way of my own, I go away from the rest. Türkçesi: Bazıları yanlış yoldan gittiğimi söylüyor; halbuki ben kendi yolumdan gidiyorum, diğerlerinden uzağa doğru.
  • Take a breath and be strong. Türkçesi: Nefes al ve güçlü ol.
  • It’s only life after all. Türkçesi: Altı üstü hayat işte.
  • Flowers only last so long. Türkçesi: Çiçekler sadece çok uzun süre dayanır.
  • The ultimate measure of a man is not who he stands in moments of comfort of convenience but there he stands at times of challenge and controversy. Türkçesi: Bir insanın nihai ölçüsü, rahatlık ve refah içindeyken yanında olan kimse değil; zorluk ve güçlük anlarında yanında olan kimsedir.
  • The greatest thing you’ll ever learn is just to love and be loved in return. Türkçesi: Öğreneceğin en harika şey sadece sevmek ve karşılığında sevilmektir.
  • Do what you love Türkçesi: Sevdiğin şeyi yap.
  • With His love there is nothing I cannot do. Türkçesi: Onun (Tanrı’nın) aşkıyla yapamayacağım hiçbir şey yok.
  • Every moment overflows with power, 66 thousand miles an hour. Türkçesi: Her bir an, saatte 66 bin mil güçle doluyor.

 

 

  • You be the Anchor that keeps my feet on the ground… and I’ll be the wings that keep your head on the clouds. Türkçesi: Sen ayaklarımı yerde tutan çapasın… ve ben de senin başını bulutların üzerinde tutan kanatlar olacağım.
  • Hate without reason Türkçesi: Sebepsiz nefret ediyorum.
  • Who is more real? Türkçesi: Kim daha gerçek?
  • Life goes on Türkçesi: Hayat devam ediyor.
  • and the world will be yours Türkçesi: Ve dünya senin olacak.
  • You believe lies so you must learn to trust no one but yourself. Türkçesi: Yalanlara inanıyorsun, o zaman kendinden başka kimseye güvenmemen gerektiğini öğren.
  • Get busy living or get busy dying Türkçesi: Yaşamakla meşgul ol ya da ölmekle meşgul ol.
  • We are the graceless and dumbfounded, insane with our own insatiable desire for another time and place. Türkçesi: Başka bir zaman ve mekan için kendi doyumsuz arzumuzla zarif, şaşkın ve deliyiz.
  • Don’t test the ones you love, it will only tear us down. If you want to feel alive then learn to love your ground. Türkçesi: Sevdiklerini test etme, bu sadece seni mahveder. Hayatta bir şeyler hissetmek istiyorsan, yerini sevmeyi öğren.
  • If you want peace, prepare for war. Türkçesi: Barış istiyorsan, savaşa hazır ol.
  • Lead me not into temptation Türkçesi: Beni yanlış yola sapmaktan koru.
  • Walk by faith, not by sight. Türkçesi: İnançla yürü, gösteriş için yapma.
  • Beneath lay words that suffocate. Türkçesi: Altında boğucu kelimeler yatıyordu.
  • If you don’t live for something, you’ll die for nothing Türkçesi: Bir şey uğruna yaşamazsan, bir hiç uğruna ölürsün.
  • She flies by her own wings Türkçesi: O, kendi kanatları ile uçuyor.
  • Art never comes from happiness Türkçesi: Sanat asla mutluluktan doğmaz.
  • This is your life and it’s ending one minute at a time… Türkçesi: Bu senin hayatın ve herhangi bir zamanda, bir dakika içinde bitecek.

 

 

  • When the power of love overcomes the love of power then the world will know peace. Türkçesi: Eğer aşkın gücü, güce olan aşka galip gelirse, o zaman dünya barışın ne olduğunu öğrenir.
  • Dream as if you’ll live forever Türkçesi: Sonsuza dek yaşayacakmışsın gibi hayal kur.
  • Even though I walk through the valley of the shadow of death, I fear no evil Türkçesi: Ölümün gölgesinin vadisinde yürüyor olsam bile, şeytandan korkum yok.
  • Reality is wrong, dreams are for real. Türkçesi: Gerçeklik yanlıştır, hayaller gerçek.
  • If I lay here if I just lay here, would you lie with me and just forget the world? Türkçesi: Eğer burada ölürsem, eğer tam burada ölürsem, benimle uzanır ve dünyayı unutur musun?
  • You get what you give. Türkçesi: Verdiğin kadar alırsın.
  • It’s only forever… not long at all Türkçesi: Sadece sonsuza kadar… o kadar da uzun değil
  • In love and death Türkçesi: Aşkta ve ölümde.
  • In a world of my own Türkçesi: Kendime ait bir dünyada.
  • This too shall pass Türkçesi: Bu da geçer.
  • What type of harvest will September bring Türkçesi: Eylül nasıl bir hasat getirecek
  • Life is not measured by the number of breaths. We take but by the moments that take our breath away. Türkçesi: Hayat aldığımız nefes sayısıyla ölçülmez. Aldığımız nefesi kesen anlarla ölçülür.
  • Never a failure always a lesson. Türkçesi: Asla bir hata değildir, her zaman bir derstir.
  • Betrayer, where is your head. Betrayer, where is your heart. Türkçesi: Hain, başın nerede? Hain, kalbin nerede?
  • Fate fell short Türkçesi: Kader alçağa düştü
  • Until forever fades away Türkçesi: Sonsuza dek kaybolana kadar
  • Fear is the mind killer Türkçesi: Korku, zihin katilidir.
  • Strength Respect Loyalty Türkçesi: Güç, Saygı, Sadakat
  • Hope Love Family Believe Strength Dream Türkçesi: Umut Aşk Aile İnanç Güç Hayal
  • Dear lover, give me one last painful kiss Türkçesi: Sevgili sevgilim, bana son bir acı veren öpücük ver.
  • Never compromise. Not even in the face of armageddon. Türkçesi: Asla taviz verme. Armagedon karşısında bile.

 

 

  • Heart means everything Türkçesi: Kalp her şey demektir.
  • Never forget who you are Türkçesi: Asla kim olduğunu unutma.
  • Grant me the serenity to accept the things I cannot change the courage to change the things I can, and the wisdom to know the difference. Türkçesi: Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesaretini, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenme sakinliğini ve farkı bilebilmem için gereken bilgeliği ver.
  • You are what you love and not what loves you back Türkçesi: Sen, sevdiğin kişisin ve seni seven kişi değilsin.
  • Wars begin in the minds of men Türkçesi: Savaşlar erkeklerin aklında başlar.
  • If you can dream it you can do it Türkçesi: Hayal edebiliyorsan, yapabilirsin.
  • With pain comes strength Türkçesi: Acıyla birlikte güç gelir.
  • To die would be an awfully big adventure Türkçesi: Ölmek korkunç büyük bir macera olurdu.
  • Be the one to guide me but never hold me down Türkçesi: Bana her zaman yol gösteren ve asla düşmeme izin vermeyen kişi ol.
  • I will fear no evil for you are with me Türkçesi: Sen benimle olduğun için hiçbir kötülükten korkmam.
  • Live each day as if it were your last Türkçesi: Her gününü son gününmüş gibi yaşa.
  • Faith Hope and Love Türkçesi: İnanç Umut ve Aşk
  • She was no more no less, than anything but herself Türkçesi: O, kendisinden ne eksik ne fazlaydı.
  • Dream Believe Dare Do Türkçesi: Hayal et, İnan, Meydan oku, Yap
  • Just as long as there are stars above us Türkçesi: Yıldızlar üzerimizde var olmaya devam ettiği sürece…
  • A prayer for the wild at heart, kept in cages Türkçesi: Kafeslerde tutulan kalpleri vahşi insanlar için bir dua
  • To err is human; to forgive is divine. Türkçesi: Hata insana mahsus, affetmek büyüklüktür.
  • Uncertain, intrepid, possibly immortal decidedly in love Türkçesi: Belirsiz, cesur, muhtemelen ölümsüz bir şekilde aşık
  • I brought down the sky for you but all you did was shrug Türkçesi: Ben senin için gökyüzünü indirdim oysa senin tek yaptığın omuz silkmek…
  • Forget your past, forgive yourself, and begin again Türkçesi: Geçmişini unut, kendini affet ve yeniden başla.
  • You don’t know what you’re alive for until you know what you would die for Türkçesi: Ne uğruna öleceğini bilene kadar, ne için yaşadığını bilmezsin.
  • Fearfully and wonderfully made Türkçesi: Korkusuzca ve müthiş yapıldı
  • To sleep, perchance to dream… Türkçesi: Uyumak için, hayal kur…

 

  • Be the change Türkçesi: Değişim sen ol.
  • The worst part about being lied to is knowing you weren’t worth the truth Türkçesi: Yalan söylemenin en kötü yanı, gerçeğe değmeyeceğini bilmektir
  • I listened to the brag of my heart I am I am I am Türkçesi: Kalbimin övgüsünü dinledim, ben benim, ben benim, ben benim.
  • Miss me little but not too long. And not your head bowed too low, remember the love that we once shared, miss me-but let me go. Türkçesi: Beni az özle ama çok da uzun değil. Ve başını çok öne eğme, bir zamanlar yaşadığımız aşkı hatırla, beni özle ama gitmeme izin ver.
  • One Life One Love Türkçesi: Tek Hayat, Tek Aşk
Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İngilizcenizi Geliştirin

Türkiye'nin %100 başarı garantili tek online İngilizce kursunu ücretsiz deneyin.