İngilizce Kaç Ayda Öğrenilir?

İngilizcede En Çok Kullanılan Düzensiz Fiiller ve Anlamları

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

İngilizce Düzensiz Fiilleri Kolayca Ezberleme Yöntemleri

1.Düzensiz Fiillerin En Çok Kullanılanlarını Bir Araya Toplayın

Herhangi bir kurala uymayan düzensiz fiilleri akılda tutmak oldukça zordur. Fakat bazı düzensiz fiiller benzer kalıplara sahip. Fiilleri alfabetik sıraya koymak yerine onları benzer gruplara ayırırsak daha akılda kalıcı olmalarını sağlarız. Düzensiz fiiller gruplamak için birkaç ipucu;

Present, past ve past participle halleri aynı olan fiiler.

Örnekler: cost (mal olmak), set (ayarlamak).

Geçmiş halleri aynı olan ama present hali farklı olan fiiller.

Örnekler: breed, bred (yavrulamak) ve shoot, shot (ateş etmek)

Üçüncü hali, past participle olarak -en ile bitenler.

Örnekler: speak, spoken (konuşmak) wake, woken(uyanmak)

2. Öğrendiğin Yeni fiilleri zamanlara göre de öğren

Düzensiz fiilleri en baştan itibaren öğrenerek ileride onların sana daha kolay gelmesini sağlayabilirsin. Her yeni bir fiil öğrendiğinde zamanlara göre de öğren. Örneğin yeni öğrendiğin to steal (bir şeyi izinsiz almak) fiilinin past hali stole ve past participle stolenhalini de öğrenmelisin.

3. İngilizcede en çok kullanılan 25 düzensiz fiili ezberlemelisin

Bütün düzensiz fiiller yaygın bir şekilde kullanılmaz. Broadcast (yayın yapmak) gibi bir fiili hiç kullanmayabilirsin ve abide (uymak) fiilini yalnızca law-abiding citizen (kanunlara uyan kimse) ifadesinde görebilirsin. Alfabetik sırayla listede ilerlemek yerine ilk olarak en çok kullanılan fiillere odaklan. Sizler için en çok kullanılan 25 düzensiz fiili ve anlamlarını sıraladık;

İngilizcede En Çok Kullanılan 25 Düzensiz Fiil ve Anlamları

İngilizcede bilinmesi gereken temel bilgilerden bir tanesi, düzenli-düzensiz fiillerin kullanımıdır. Düzensiz fiillerin kullanımında tek yapılması gereken, dikkatli bir şekilde hepsini okumak ve öyle kullanmaktır!

Öyle ya, watch, watched ikilisinde -ed takısı kullandığımız için, çok fazla konuyu irdelemedik ama go, went ikilisinde? İşte burada, düzensiz fiilleri bilmenin önemi karşımıza çıkıyor. Tabii ki oldukça geniş bir kelime skalası söz konusu ve tüm düzensiz fiillere hâkim olmak, zamanla olabilir. Ancak en azından, başlangıç ve gelişim aşamasında en çok kullanılan İngilizce fiilleri okumak, tekrar etmek ve hâkim olmak önemli!

Kitaplarda, dizilerde, talk showlarda, Twitter’da, kısacası hayatın her yanında… İngilizcede düzensiz fiillerde en çok hangileri kullanılıyor dersiniz? İşte en çok kullanılan 25 düzensiz İngilizce fiil ve Türkçe anlamları.

Sıralamalar base – past tense ve past participle şeklinde gidiyor. 

Say / Said / Said

İngilizcede söylemek anlamına gelen to say, düzensiz fiiller arasında.

Örnek Cümle: The President said that the current economical state of the country is unstable.

Anlamı: Başkan, ülkenin mevcut ekonomik durumunun stabil olmadığını söyledi.

Make / Made / Made

İngilizcede yapmak başta olmak üzere, birlikte yer aldığı isimlerle, onlarca anlam taşıyan to make ve geçmiş zaman geçimleri.

Örnek Cümle: Susan made a big mistake and her boss was not happy about it. 

Anlamı: Susan büyük bir hata yaptı ve bu patronunun hiç hoşuna gitmedi.

Go / Went / Gone

İngilizcede gitmek manasına gelen to go ve geçmiş zaman çekimli halleri.

Örnek Cümle: My sister went to Canada 2 years ago and she still lives there. 

Anlamı: Kız kardeşim 2 yıl önce Kanada’ya gitti ve hala orada yaşıyor. 

Take / Took / Taken

İngilizcede almak manasına gelen to take ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: My ride to the village had taken almost an hour.

Anlamı: Köye yolculuğum yaklaşık bir saat kadar sürdü. 

Come / Came / Come

İngilizcede gelmek anlamına gelen to come da düzensiz fiilerden. 

Örnek Cümle: Barney came home very late so he missed the birthday party of Robin.

Anlamı: Barney eve çok geç geldi ve bu yüzden Robin’in doğum günü partisini kaçırdı.

See / Saw / Seen

İngilizcede görmek manasına gelen to see ve geçmiş zaman çekimleri.

Örnek Cümle: I have never seen “Louvre Museum” before so my next station will be France, definitely.

Anlamı: Daha önce hiç “Louvre Müzesi” ni görmedim bu yüzden bir sonraki durağım kesinlikle Fransa olacak.

Know / Knew / Known

İngilizcede bilmek manasına gelen know ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: Local people of this village are known by everyone with their wealth.

Anlamı: Bu yörenin halkı herkes tarafından oldukça varlıklı olmalarıyla bilinir. 

Get / Got / Got – (Gotten, ABD)

Geniş bir anlam skalasına sahip olan to get, almak, sahip olmak, elde etmek gibi karşılıklara sahip. Bunun yanı sıra, phrasal verbs kullanımlarında da oldukça fazla karşılığı olabiliyor birlikte yer aldığı kalıplara göre. Get ve geçmiş zaman çekimleri yukarıdaki şekilde.

Örnek Cümle: Students got the main idea of the subject according to the results of the exam.

Anlamı: Sınav sonuçlarına bakılırsa, öğrenciler konunun ana fikrini kapmışlar. 

Give / Gave / Given

İngilizcede vermek manasına gelen to give ve çekimleri.

Örnek Cümle: Her husband gave Beth a valuable necklace for their 10th anniversary. 

Anlamı: Eşi, 10. evlilik yıldönümleri için Beth’e değerli bir kolye verdi. 

Find / Found / Found

İngilizcede bulmak manasına gelen to find ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: A body was found in the train station and the police is looking for the murderer.

Anlamı: Tren istasyonunda bir ceset bulundu ve polis katili arıyor. 

Think / Thought / Thought

İngilizcede düşünmek manasına gelen to think ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: I have never thought that I might have hurt you with my words.

Anlamı: Sözlerimle seni üzmüş olabileceğimi hiç düşünmemiştim. 

Tell / Told / Told

İngilizcede söylemek manasına gelen to tell ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: Mr. Draper told that he had wanted to see the report till the weekend.

Anlamı: Bay Draper, haftasonuna kadar raporu görmek istediğini söyledi. 

Become / Became / Become

İngilizcede olmak başta olmak üzere birkaç anlamı bulunan to become ve çekimleri, come ile benzerlik gösteriyor.

Örnek Cümle: Bart became an engineer two years ago.

Anlamı: Bart, iki yıl önce mühendis oldu. 

Show / Showed / Shown

İngilizcede göstermek manasına gelen to show, geçmiş zaman çekimlerinde showed ve shown ile birlikte kullanılıyor.

Örnek Cümle: So many ads has shown before the film and it was so annoying.

Anlamı: Filmden önce çok fazla reklam gösterildi ve bu bayağı can sıkıcıydı. 

Leave / Left / Left

İngilizcede ayrılmak manasına gelen to leave ve çekimleri.

Örnek Cümle: Their mother had left some food for them in the fridge before leaving home. 

Anlamı: Anneleri evden ayrılmadan önce, onlar için buzdolabına yiyecek bir şeyler bırakmıştı. 

Feel / Felt / Felt

İngilizcede hissetmek manasına gelen to feel ve karşılıkları.

Örnek Cümle: He felt a deep anxiety when the lights off.

Anlamı: Işıklar söndüğünde derin bir endişe duydu. 

Put / Put / Put

İngilizcede koymak manasına gelen to put fiili ve çekimleri. Tüm çekimleri aynı olan nadir fiillerden.

Örnek Cümle: The singer asked audience to put their hands up during his new song.

Anlamı: Şarkıcı, yeni şarkısını söylerken seyircilerden ellerini havaya kaldırmalarını istedi.  

Örnek Cümle 2: Robert put his books to the wrong desk at the first day of school.

Anlamı 2: Robert, okulun ilk gününde kitaplarını yanlış sıraya koydu. 

Bring / Brought / Brought

İngilizcede getirmek anlamına gelen to bring ve geçmiş zaman çekimleri.

Örnek Cümle: The waiter mistakenly brought hot coffee instead of a cold one. 

Anlamı: Garson yanlışlıkla soğuk kahve yerine sıcak getirdi. 

Begin / Began / Begun

İngilizcede başlamak manasına gelen to begin ve çekimleri.

Örnek Cümle: This semester begun 2 months ago so you may have some trouble to catch your friends.

Anlamı: Bu dönem iki ay önce başladı bu yüzden arkadaşlarını yakalamakta zorluk çekebilirsin. 

Keep / Kept / Kept

İngilizcede korumak; tutmak anlamına gelen to keep ve geçmiş zaman çekimleri.

Örnek Cümle: The man was kept in the jail till the trial.

Anlamı: Adam duruşmaya kadar hapiste tutuldu. 

Hold / Held / Held

İngilizcede tutmak manasına gelen to hold ve geçmiş zaman çekiminde kullanılan karşılıkları.

Örnek Cümle: Sam hold his mother’s hand tightly while they were crossing the street. 

Anlamı: Sam, karşıya geçerken annesinin elini sıkıca tuttu. 

Write / Wrote / Written

En çok kullanılan İngilizce fiilerden bir tanesi de write, yani yazmak. Write’ın geçmiş zaman çekimleri wrote ve written şeklinde.

Örnek Cümle: The soldier wrote almost twenty letters but he never got any answer to them. 

Anlamı: Asker neredeyse twenty mektup yazdı ama hiç birine cevap alamadı.

Stand / Stood / Stood

İngilizcede dikilmek, ayağa kalkmak anlamları ve bunun yanı sıra, birlikte kullanıldığı edatlara göre farklı anlamlara da gelebilen stand sözcüğü.

Örnek Cümle: Everyone stood up while bride and groom were coming in. 

Anlamı: Gelin ve damat içeri girerken herkes ayağa kalktı. 

Hear / Heard / Heard

İngilizcede duymak manasına gelen to hear. 

Örnek Cümle: I have heard some gossip about them but I have never thought that they might have been true. 

Anlamı: Onlarla ilgili bazı dedikodular duymuştum ama gerçek olabileceklerine hiç ihtimal vermemiştim. 

Let / Let / Let

İngilizcede izin vermek anlamına gelen to let ve geçmiş zaman çekimleri. 

Örnek Cümle: Kids’ parents did not let them go to the camp without their teacher.

Anlamı: Çocukların velileri, öğretmenleri olmadan kampa gitmelerine izin vermedi. 

En çok kullanılan ve işinizi görecek 25 Düzensiz Fiil ve anlamlarını sıraladık. Şimdi de dilerseniz alfabetik liste şeklinde tüm düzensiz fiilleri sıralayalım.

Be / Was/ Were / Been 

İngilizcede yaygın kullanım olarak “olmak” ve “bulunmak” anlamına gelen to be 

Örnek Cümle: I’ve always been a good student.

Anlamı: Her daim iyi bir öğrenci oldum.

Beat / Beat / Beaten

“Vurmak”, “dövmek” ve “yenmek” gibi manalara gelen to beat

Örnek Cümle: He was beaten by the last European champion.

Anlamı: Son Avrupa şampiyonu tarafından mağlup edildi. 

Bite / Bit / Bitten

İngilizcede “ısırmak” ve aynı zamanda “lokma” anlamına da gelen to bite ve geçmiş zaman çekimli halleri.

Örnek Cümle: The child bit the candy and he winced.

Anlamı: Çocuk şekeri ısırdı ve acıyla yüzünü buruşturdu.

Break / Broke / Broken 

“Kırmak”, “kopmak” manasına gelen to break 

Örnek Cümle: There was a broken window in the bedroom and the house seemed more spooky in that way. 

Anlamı: Yatak odasında kırık bir pencere vardı ve ev bu haliyle daha ürkütücü görünüyordu. 

Broadcast / Broadcast / Broadcast

İngilizcedeyayın” ve “yayın yapmak” gibi anlamlara gelen “Broadcast”  

Örnek Cümle: The AMC broadcasted the old episodes of the series last night.

Anlamı: AMC kanalı dün gece dizinin eski bölümlerini yayınladı. 

Build / Built / Built

“inşa etmek” manasına gelen Build ve çekimleri.

Örnek Cümle: Süleymaniye Mosque was built by Mimar Sinan who is the most famous architect of country. 

Anlamı: Süleymaniye Camii, ülkenin en ünlü mimarı tarafından inşa edilmiştir. 

Burn / Burned-burnt / Burned-burnt

İngilizcede “yakmak” ve “yanmak” manasına gelen Burn ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: The little girl burnt her hand while she was trying to help her mother in the kitchen.

Anlamı: Küçük kız mutfakta annesine yardım etmeye çalışırken elini yaktı. 

Buy / Bought / Bought

Buy “satın almak” anlamına gelir. 

Örnek Cümle: She bought so many unnecessary stuff during her Paris visit. 

Anlamı: Paris ziyareti sırasında bir sürü işe yaramaz şey satın aldı. 

Catch / Caught / Caught

İngilizcede “yakalamak” “yetişmek” ve “enselemek” gibi anlamları olan to catch 

Örnek Cümle: The robber was caught by the security of the bank.

Anlamı: Hırsız, bankanın güvenlik görevlisi tarafından yakalandı. 

Choose / Chose / Chosen

to choose İngilizcede “seçmek” demektir.

Örnek Cümle: It is hard to choose one among all these magnificent earrings, she thought.  

Anlamı: Kadın, bu kadar göz alıcı güzellikte küpe arasından birini seçmek ne kadar zor, diye düşündü. 

Cut / Cut / Cut

İngilizcede kesmek manasına gelen to cut ve geçmiş zaman çekimli halleri.

Örnek Cümle: Bill cut the letter mistakenly while he was trying to open the envelop.

Anlamı: Bill, zarfı açmaya çalışırken yanlışlıkla mektubu kesti. 

Deal / Dealt / Dealt

“Davranmak” “dağıtmak” “iş yapmak” “anlaşma” gibi çeşitli anlamlara gelen to deal ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: Two companies have dealt on doing the next project together. 

Anlamı: İki şirket, bir sonraki projeyi birlikte gerçekleştirme konusunda anlaştı. 

Do / Does / Did / Done

İngilizcede “yapmak” manasına gelen do. 

Örnek Cümle: Boy’s mother asked him whether he had done his homework or not.

Anlamı: Çocuğun annesi, ödevini yapıp yapmadığını sordu. 

Draw / Drew / Drawn

“Çekmek” “karalamak” “çizmek” anlamına gelen to draw 

Örnek Cümle: Sarah had drawn a whale when her teacher asked her to draw something big. 

Anlamı: Öğretmeni büyük bir şey çizmesini istediğinde, Sarah bir balina çizdi. 

Drive / Drove / Driven

İngilizcede “sürmek (araç)” manasına gelen to drive ve çekimleri.

Örnek Cümle: He drove all night to get to the city. 

Anlamı: Şehre gitmek için bütün gece araba sürdü. 

Drink / Drank / Drunk

to drink  İngilizcede içmek manasına gelir.

Örnek: Emily had drunk a glass of wine at supper so she had to take a taxi. 

Anlamı: Emily akşam yemeğinde bir kadeh şarap içmişti, bu yüzden taksiye binmek zorunda kaldı.

 Eat / Ate / Eaten

İngilizcede to eat “yemek yemek” manasına gelir. 

Örnek Cümle: Her brother ate three huge sandwiches and that made everyone laugh. 

Anlamı: Erkek kardeşi üç koca sandviç yedi ve millet gülmekten kırıldı.  

Fall / Fell / Fallen

“düşmek” anlamına gelen to fall ve geçmiş zaman çekimli halleri.

Örnek Cümle: While I was walking down the street, a big pot fell just in front of me. How lucky I am!

Anlamı: Yolda yürürken büyük bir saksı tam önüme düştü. Ne şans ama!

Feed / Fed / Fed

İngilizcede “beslemek” manasına gelen to feed.

Örnek Cümle: She told the babysitter that she had fed the baby.

Anlamı: Bakıcıya bebeği doyurduğunu söyledi. 

Fight / Fought / Fought

“dövüşmek” anlamındadır to fight.

Örnek Cümle: Everybody knew that the new boy had fought almost every kid in his previous school.

Anlamı: Herkes okula yeni gelen oğlanın önceki okulundaki hemen hemen her çocukla dövüştüğünü biliyordu. 

Find / Found / Found

İngilizcede “bulmak” manasına gelen to find ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: Body of the woman has been never found.

Anlamı: Kadının cesedi asla bulunamadı. 

Fly / Flew / Flown

 “Uçmak” kelimesinin İngilizce karşılığı olan to fly.

Örnek Cümle: The kite flew away from child’s hands.

Anlamı: Uçurtma çocuğun ellerinden uçup gitti. 

Forbid / Forbade / Forbidden

İngilizcede “yasaklamak” anlamındadır to forbid 

Örnek Cümle: It is forbidden to smoke indoors.

Anlamı: Kapalı alanlarda sigara içmek yasaklanmıştır.

Forget / Forgot / Forgotten

to forget “unutmakmanasına gelir.

Örnek Cümle: Nations who had forgotten their past cannot be successful in future.

Anlamı: Geçmişini unutan uluslar gelecekte başarılı olamazlar. 

Forgive / Forgave / Forgiven

“affetmek”anlamındadır to forgive.

Örnek Cümle: Lucy said that she forgave him for his bad words.

Anlamı: Lucy, kötü sözleri için onu affettiğini söyledi. 

Freze / Froze / Frozen

to freze  İngilizcede “donmak” manasına gelir.

Örnek Cümle: The ground froze in the east of the country last winter.

Anlamı: Toprak geçen kış ülkenin doğusunda dondu. 

Grow / Grew / Grown

“Büyümek” anlamına gelen to grow.

Örnek Cümle: The reporter told that the economy grew in the last quarter of the year. 

Anlamı: Muhabir, ekonominin yılın son çeyreğinde büyüdüğünü söyledi.

Have-Has / Had / Had

to have İngilizcede sahip olmak demektir. 

Örnek Cümle: Marty had a terrible headache so he took an aspirin before going to bed.

Anlamı: Marty’nin başı çok ağrıyordu ve bu yüzden yatmadan önce bir aspirin aldı. 

Hide / Hid / Hidden

İngilizcede “saklamak” manasına gelen to hide ve geçmiş zaman çekimli halleri.

Örnek Cümle: There was a hidden treasure in the game and gamers were trying to find it. 

Anlamı: Oyunda gizli bir hazine vardı ve oyuncular bu hazineyi bulmaya çalışıyorlardı. 

Hit / Hit / Hit

to hit “vurmak” demektir.

Örnek Cümle: His boss hit his punch to the table when he had learned the low selling numbers.

Anlamı: Patronu düşük satış rakamlarını öğrendiğinde yumruklarını masaya vurdu. 

Hurt / Hurt / Hurt

“Yaralanmak” anlamına gelen to hurt.

Örnek Cümle: His leg hurt really bad during sport.

Anlamı: Spor sırasında bacağını çok kötü incitti. 

Learn / Learned-Learnt / Learned-learnt 

İngilizcede “öğretmek” manasındadır to learn. 

Örnek: Students learnt how to use passive voice last week.

Anlamı: Öğrenciler geçen hafta pasif cümleleri nasıl kullanacaklarını öğrendi. 

Lie / Lay / Lain

Yalan söylemek” “yatmak, uzanmak” manalarına gelen to lie ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek  Cümle: The suspect lay about where he was in the course of event so he had been found guilty. 

Anlamı: Şüpheli, olay esnasında nerede olduğu ile ilgili yalan söyledi ve bu yüzden suçlu bulundu. 

Lose / Lost / Lost

to lose İngilizcede “kaybetmek” anlamındadır.

Örnek Cümle: Handmaid told that she had lost the duplicate keys.

Anlamı: Hizmetçi yedek anahtarları kaybettiğini söyledi. 

Mean / Meant / Meant 

İngilizcede “anlamına gelmek” demektir to mean.

Örnek Cümle: Teacher told students that those exam results had meant nothing if they had not learnt anything. 

Anlamı: Öğretmen öğrencilere, eğer bir şey öğrenmemişlerse bu sınav sonuçlarının hiçbir anlamı olmadığını söyledi.

Meet / Met / Met

to meet  İngilizcede “buluşmak” manasına gelir.

Örnek Cümle: Ted told his children how he had met their mother.

Anlamı: Ted çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştığını anlattı.

Pay / Paid / Paid

ödemek” manasına gelen to pay ve çekimleri.

Örnek Cümle: All of the friends shared the check and paid equally after dinner.

Anlamı: Yemekten sonra tüm arkadaşlar hesabı paylaştılar ve eşit ödediler.

Read / Read / Read

İngilizcede okumak manasına gelen to read ve geçmiş zaman çekimli halleri.

Örnek Cümle: Have you ever read Tolkien?

Anlamı: Hiç Tolkien okudun mu?

Ride / Rode / Ridden

to ride  “binmek” ve ”gezinti” gibi anlamlara gelir.

Örnek Cümle: Betty rode the most magnificent horse in the club. 

Anlamı: Betty kulüpteki en muhteşem ata bindi. 

Ring / Rang / Rung

çalmak” manasına gelen to ring ve çekimleri.

Örnek Cümle: After the storm, the bell rang and that frigtened to death everyone.

Anlamı: Fırtınadan sonra zil çaldı ve bu herkesin ödünü patlattı. 

Rise / Rose / Risen

İngilizcede to ride “yükselmek” “doğmak” ve “doğuş” anlamındadır.

Örnek Cümle: After all dark and stormy nights, the sun rises.

Anlamı: Her fırtınalı ve karanlık gecenin ardından güneş doğar.

Run / Ran / Run

“Koşmak” manasına gelen to run ve geçmiş zaman çekimli halleri.

Örnek Cümle: The guy ran after the lady to give her money back.

Anlamı: Adam parasını geri vermek için bayanın peşinden koştu. 

Sell / Sold / Sold

İngilizcede “satmak” to sell dir.

Örnek Cümle: After they had learned that the house was sold, their dreams came to naught.

Anlamı: Evin satıldığını öğrendikten sonra, hayalleri suya düştü. 

Send / Sent / Sent

to send  İngilizcede “göndermek” manasına gelir.

Örnek Cümle: As a traditional habit, Mary sends a letter to her friend every month.

Anlamı: Geleneksel bir alışkanlık olarak, Mary her yıl arkadaşına mektup gönderir. 

Shut / Shut / Shut

İngilizcede “kapamak” demektir to shut.

Örnek Cümle: Father shut the door harshly after the arguement.

Anlamı: Baba, tartışmadan sonra kapıyı sertçe kapattı. 

Sing / Sang / Sung

to sing  İngilizcede şarkı söylemek anlamına gelir.

Örnek Cümle: When they ask John what he loves most about Yuki, he tells that she sings like a bird. 

Anlamı: John’a, Yuki ile ilgili en çok neyi sevdiğini sorduklarında, kuşlar gibi cıvıldayarak şarkı söylediğini söyler. 

Sit / Sat / Sat

İngilizcede “oturmak” demektir to sit.

Örnek Cümle: We kindly remind you to sit silently during the conference.

Anlamı: Konferans sırasında sessizce oturmanızı rica ederiz. 

Sleep / Slept / Slept

to sing “uyumak” manasına gelir.

Örnek Cümle: He slept all night after a long and tiring day. 

Anlamı: Uzun ve yorucu bir günün ardından tüm gece uyudu.

Speak / Spoke / Spoken

İngilizcede “konuşmak” manasına gelen to speak.

Örnek Cümle: When he spoke with others, he had realised that he is the one who has the lowest salary.

Anlamı: Diğerleriyle konuştuğunda, en düşük maaş alanın kendisi olduğunu fark etti. 

 Spend / Spent / Spent 

to spend “harcamak” ve “geceyi geçirmek” gibi anlamlara gelir.

Örnek Cümle: She spent three years to learn Russia.

Anlamı: Rusçayı öğrenmek için üç yılını harcadı. 

Swim / Swam / Swum

“Yüzmek” manasına gelir to swim.

Örnek Cümle: Children swam in the kiddy pool while their parents were chatting.

Anlamı: Çocuklar ebeveynleri sohbet ederken küçük havuzda yüzdüler.  

Teach / Taught / Taught

İngilizcede “öğretmek” anlamına gelen to teach ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: Teacher told that she had taught that subject two weeks ago.

Anlamı: Öğretmen, bu konuyu iki hafta önce öğrettiğini söyledi. 

Throw / Threw / Thrown 

 “Fırlatmak” İngilizce karşılığı to thorw.

Örnek Cümle: The boy threw the ball to the top of the tree.

Anlamı: Çocuk topu ağacın tepesine fırlattı. 

Understand / Understood / Understood

İngilizcede “anlamak” demektir understand.

Örnek Cümle: I have never understood why people fight with eachother.

Anlamı: İnsanların birbiriyle neden savaştığını hiç anlamadım. 

Wake / Woke / Woken 

“Uyanmak” manasına gelen to wake ve geçmiş zamanlı kullanımları.

Örnek Cümle: When he woke up, he had heard a noise from downstairs.

Anlamı: Uyandığında alt kattan gelen bir gürültü duydu. 

Wear / Wore / Worn 

to wear  İngilizcede “giymek” anlamındadır.

Örnek Cümle: Edward wore his coat in that sunny day thanks to his mother.

Anlamı: Edward bu güneşli günde annesi yüzünden ceketini giydi. 

Win / Won / Won 

İngilizcede “kazanmak” manasına gelir to win.

Örnek Cümle: All groups had won little prizes for their attendance.

Anlamı: Tüm gruplar katılımları için küçük ödüller kazandı.

Write / Wrote / Written

“Yazmak” anlamına gelir to write.

Örnek Cümle: Tony wrote two different type of letters and asked students to discuss the differences.

Anlamı: Tony iki farklı türde mektup yazdı ve öğrencilerden farkı tartışmalarını istedi. 

 

İngilizcede En Çok Kullanılan Düzensiz Fiiller ve Anlamları son güncelleyen: Haziran 27th, 2019nihat

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.