İngilizce Eşyalar ve Türkçeleri

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Günlük hayatta evimizde keyifle kullandığımız ve hayatımızı kolaylaştıran birçok eşya var. İşlevleri evrensel olsa da, onlara verilen isimler dilden dile değişiyor. Evimizin farklı bölümlerinde kullandığımız farklı eşyaların İngilizcelerini altbaşlıklarla sizler için derledik. Kimileri çok tanıdık gelecek, bir göz atın!

Oturma Odası / Living room /livin ruum/

Her ülkede aynı mı bilmiyoruz fakat Türkiye’de evde ailecek en fazla vakit geçirilen yer oturma odasıdır. Odanın büyüklüğü ve ailenin nüfusu ne kadar olursa olsun farketmez, her türlü aile saadeti burada yaşanır. Evin bu bölümünde en fazla denk geldiğimiz eşyalar ve İngilizce karşılıkları :  

Koltuk (2li ya da daha fazla) : Sofa /sofa/ 

“Two people can’t fit into this sofa.”

“Bu koltuğa iki kişi sığamaz.”

Koltuk (Tekli) :  Armchair /ağmçer/ 

“This armchair is exclusively to my father.”

“Bu tekli koltuk yalnızca babama ait.”

Televizyon : Television /telivijın/

“While I am doing my homework, my mother is watching the television”

“Ben ödevimi yaparken annem de televizyon izliyor.”

Kitaplık : Bookshelf /buukşelf/

“I have forty books on my bookshelf”

“Kitaplığımda 40 adet kitabım var.”

Kilim: Rug /rag/

“This rug is too large for our living room.”

“Bu kilim, oturma odası için fazla büyük.”

Halı: Carpet /karpıt/

“Don’t step on that carpet, I washed it only just 10 minutes ago.”

“Halıya basma, daha 10 dakika önce yıkadım onu.”

Perde : Curtain /körtın/

“They have no curtain in their living room and I feel very uncomfortable.”

“Onların oturma odasında perde yok ve ben çok rahatsız hissediyorum.”

Koltuk yastığı: Cushion /kuşın/

“Can I take a cushion to lie back?”

“Sırtımı yaslamak için bir yastık alabilir miyim?”

Sehpa: Coffee table /kofi teybıl/

“I put your tea on the coffee table.”

“Çayını sehpanın üzerine koydum.”

Vazo: Vase /veyz/

“When I was a child, I broke the vase which my mother loved very much.”

“Ben çocukken, annemin çok sevdiği vazoyu kırmıştım.”

Mum: Candle /kendıl/ 

“When it blacks out, we light a candle”

“Elektrikler gittiğinde, mum yakarız.”

Lamba: Lamp /lemp/

“Can you turn off the lamp? We don’t need to it.”

“Lambayı kapatır mısın? Işığa ihtiyacımız yok.”

Mutfak / Kitchen /kiçın/

Şimdi de evde geçirilen en keyifli zamanların sahibi mutfağa geldik. Güzel kokuların yayılmasına sebebiyet veren yemekleri nasıl yapıyoruz? Nerede yapıyoruz? Ne kullanıyoruz? Kullandığımız araç gereçlerin Türkçe karşılıklarını biliyoruz tabiiki. İngilizcelerini kullanmamız gerekirse de aşağıdakiler yardım olacaktır:

Fırın: Oven /avın/

“I forgot the chicken in the oven and it burned. We were hungry all night long.”

“Tavuğu fırında unuttum ve yandı. Bütün gece aç kaldık.”

Buzdolabı: Fridge /firic/ 

“Are there any fruit in the fridge?”

“Buzdolabında meyve var mı?

Yemek masası: Dinner table /dinır teybıl/

“My father wants to see all of us in the dinner table, when we have dinner.”

“Akşam yemeği yerken, babam hepimizi yemek masasında görmek ister.”

Sandalye: Chair /çer/

“Take a chair for yourself”

“Kendine bir sandalye çek.”

Lavabo: Sink /sink/ 

“Don’t throw these fruits trash into the sink!”

“Bu meyve çöplerini lavaboya atma!”

Bulaşık makinesi: Dishwasher /dişwoaşır/

“The invention of the dishwasher saved all women lives.”

“Bulaşık makinesinin icadı tüm kadınların hayatını kurtardı.”

Ekmek bıçağı: Bread knife /bred nayf/

“She cut her finger with a bread knife.”

“Parmağını bir ekmek bıçağıyla kesti.”

Kaşık: Spoon /spuun/

“Celine dropped her spoon to the floor.”

“Celine kaşığını yere düşürdü.”

Çatal: Fork /fork/

“You can’t have your soup with a fork.”

“Çorbanı bir çatalla içemezsin.”

Tabak: Plate /pıleyt/

“I am so sorry that the earthquake broke my all plates.”

“Deprem, tüm tabaklarmı kırdığı için çok üzgünüm.”

Mutfak dolabı: Cupboard /kabırd/

“Put these glasses in the cupboard.”

“Bu bardakları mutfak dolabına koy.”

Yatak odası / Bedroom /bedruum/

Yatak odası da evimizin en güzel bölümlerinden biri. Zira herkes odasının kendine özel, rahat ve konforlu olmasını ister. Peki rahat, konforlu ve eksiksiz bir odada neler bulunur? İngilizce karşılıkları nelerdir? Buyrunuz: 

Yatak: Bed /bed/

“My cat sleeps with me on my bed every night.”

“Kedim her gece benim yatağımda benimle uyur.”

Yastık: Pillow /pilau/

“Take your pillow and go to living room!”

“Yastığını al ve salona git!”

Battaniye: Blanket /blenkit/

“In winter nights, I need a warm blanket and some warm tea.”

“Kış gecelerinde, ılık bir battaniyeye ve biraz ılık çaya ihtiyaç duyarım.”

Gardolap: Wardrobe /wordrob/

“My wardrobe is full with clothes but I can’t find anything to wear.”

“Dolabım kıyafetlerle dolu fakat giyecek hiçbir şey bulamıyorum.”

Çekmece: Drawer /drovır/

“Your glasses is in her drawer.”

“Gözlüklerin onun çekmecesinde.”

Gece lambası: Night Lamp /nayt lemp/

“Please turn on the night lamp, I will read a book.”

“Gece lambasını aç lütfen, kitap okuyacağım.

Komodin: Bedside table /bedsayd teybıl/

“Harry turned on the small night lamp on his bedside table.”

“Harry komodinin üzerindeki küçük gece lambasını yaktı.”

Çalar saat: Alarm clock /ılarm kılak/

“I hate waking up with that alarm clock’s sound.”

“Bu çalar saatin sesiyle uyanmaktan nefret ediyorum.”

Ayna: Mirror /mirrır/

“Mirror mirror on the wall who’s the fairest of them all?”

“Ayna ayna söyle bana, var mı benden güzeli şu dünyada?”

Saç fırçası: Hair brush /her bıraş/

“I am sick of seeing so much hair on this hair brush!”

“Bu saç fırçasında bu kadar saç görmekten bıktım!”

Elbise askılığı: Clothes hangers /kılots hengırs/

“I am sick of losing my clothes hangers all the time.”

“Habire elbise askılarımı kaybetmekten bıktım.

Çalışma masası: Desk /desk/

“My mother always brings a plate full of fruits to my desk when I study.”

“Ben ders çalışırken annem çalışma masama her zaman bir tabak dolusu meyve getirir.”

Oyuncak kutusu: Toybox /toybaks/

“Sometimes my nephew hides himself in his toybox.”

“Bazen yiğenim kendisini oyuncak kutusunun içine saklar.”

Masaüstü bilgisayar: Computer /kımpiyitır/

“I will sell my computer and buy a laptop because I can’t take my computer anywhere.”

“Masaüstü bilgisayarımı hiçbir yere götüremediğim için onu satıp laptop alacağım.”

Banyo / Bathroom /bethruum/

Peki evimizin bir diğer bölümü olan banyoda neler bulunur? Sadece kendi banyomuzda değil,  yurtdışında bir otele gittiğimizde de ihtiyacımız olacak birçok araç ve gereç var. İhtiyaçlarımızı tedarik edebilmek için cümlelerimizi anlamlandıracak bir diğer kelime grubumuz da bunlar:

Tuvalet: Toilet /toylıt/

“Don’t put thrash in the toilet. Use the trash can.”

“Tuvaletin içine çöp atmayınız. Çöp kutusunu kullanınız.”

Duşakabin: Shower cabin /şavır kebın/

“I stepped on a soap and I fell in the shower cabin.”

“Sabuna bastım ve duşakabinin içinde düştüm.”

Sabun: Soap /sop/

“I use Hacı Şakir’s soap when I have a shower.”

“Duş alırken Hacı Şakir sabunu kullanırım.”

Şampuan: Shampoo /şempu/

“May I use some your shampoo? Mine is consumed.”

“Biraz şampuanından kullanabilir miyim? Benimki bitti.”

Havlu: Towel /tavıl/

“After you wash your face, you can use this towel.”

“Yüzünü yıkadıktan sonra bu havluyu kullanabilirsin.”

Tuvalet kağıdı: Toilet paper /toylıt peypır/

“Put used toilet paper in the trash can.”

“Kullanılmış tuvalet kağıtlarını çöp kutusunu içine atın.”

Diş fırçası: Toothbrush /tuut bıraş/

“Please stop using my toothbrush! It is disgusting!

“Diş fırçamı kullanmayı bırak artık, iğrenç!”

Diş macunu: Toothpaste /tuut peyst/

“I love the taste of this toothpaste.”

“Bu diş macununun tadına bayılıyorum.”

Duş kesesi: Bath glove /beth gılov/

“Where is my bath glove? I can’t find it in the bathroom.”

“Duş kesem nerede? Banyoda bulamıyorum.”

Sıvı sabun: Liquid soap /likwid* sop/

“You can continue to use this finished liquid soap by pouring some water in it.”

“Bu bitmiş sıvı sabunun içine biraz su koyarak kullanmaya devam edebilirsin.”

*okunuştaki ‘w’ sesi ıslık çalarkenki dudak hareketiyle çıkarılır.

İngilizce Eşyalar ve Türkçeleri son güncelleyen: Haziran 26th, 2019Konuşarak Öğren

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.