İngilizce Güzel Kelimeler ve Türkçe Anlamları


ingilizce-güzel-kelimeler

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Konuşmak insanın kendini ifade etmesi için en güzel yoldur. Konuşarak insanlarla anlaşabilir, ikna edebilir, iltifatlar edebilirsiniz. Kullanacağınız her bir İngilizce kelime, tüm söylediklerinizin anlamını değiştirebilir. Bu yüzden her bir kelimenizi özenle seçmelisiniz. Bazı kelimelerin okunuşu size zor gelebilir. Kelimeleri daha rahat okumak için İngilizce alfabeyi bilmenizde fayda var. Harflerin okunuşlarını öğrendikten sonra buradaki kelimeleri daha rahat bir şekilde okuyabilir ve güzelce yazabilirsiniz. Üstelik harflerle İngilizce Kısaltmalar kullanabilir ve aşağıdaki kelimelerle çok güzel cümleler kurabilirsiniz. Siz de güzel kelimelerle kurulan güzel sözler söylemek istiyorsanız aşağıdaki güzel kelimeler listesini okuyabilirsiniz.

 

Ailurophile (Kedi Sever)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli telaffuzu
AilurophileKedi Severa lu rı fa yıl

My sister is totally ailurophile.

Kız kardeşim tam anlamıyla bir kedi sever.

Comely (Çekici)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli Telaffuzu
ComelyÇekicikam li

Her comely attitude affected me most.

Beni en çok etkileyen çekici tavrı oldu.

Beleaguer (Sorun Çıkaran)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli Telaffuzu
BeleaguerSorun çıkarmakbı lig ır

His beleaguer acts is driving me crazy.

Sorun çıkaran hareketleri beni delirtiyor.

Brood (Tek Başına Düşünmek)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli Telaffuzu
BroodTek başına düşünmekbruud

All I need is to brood calmly in my room.

Tek ihtiyacım olan şey odamda sessizce ve tak başıma düşünmek.

Conflate (Bir Araya Getirmek)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli Telaffuzu
ConflateBir araya getirmekkonf leyt

I conflated 3 different works to forge this documents.

Bu belgeleri oluşturmak için 3 farklı çalışmayı bir araya getirdim.

Petrichor (Toprak Kokusu)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli Telaffuzu
PetrichorYağmurdan sonra gelen hoş toprak kokusupet ri kor

My favourite smell is the petrichor.

Yağmurdan sonra gelen toprak kokusu en sevdiğim koku.

Serendipity (Tesadüf)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli Telaffuzu
SerendipityTesadüfen gerçekleşen eylemlerse ren di pi di

Finding money in your pocket is my favourite serendipity moment.

Cebimde para bulmak ne sevdiğim tesadüf anı.

Solitude (Yalnızlık)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli Telaffuzu
SolitudeKendini izole etme ve diğer insanlardan uzak bir şekilde yalnız kalmakso li tud

Sitting in solitude, away from everyone.

Yalnız başına oturmak, herkesden uzak.

Aurora (Gökyüzü Işıkları)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli Telaffuzu
AuroraGökyüzünde oluşan renkli ışıklaro ro ra

North auroras are best to see in nights.

Kuzey ışıkları en iyi gece görünür.

Idyllic (Sakin ve Güzel)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
IdyllicAşırı hoş, güzel ve sakin bir yeri dı lik

We need to some Idyllic village scenerario.

Güzel, sakin bir köy manzarasına ihtiyacımız var.

Pluviophile (Yağmurdan Zevk Alan)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
PluviophileYağmurdan zevk alan kişipu lu vi o fa yıl

As a pluviophile, she is always dancing in the rain.

Yağmurdan zevk alan birisi olarak yağmurda hep dans eder.

Euphoria (Aşırı Mutluluk)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EuphoriaMantık sınırlarını aşacak seviyede mutlu olma durumuyu fo ri a

She was in such a euphoria that I thought she became sick.

O kadar aşırı mutluydu ki hasta sandım.

Sequoia (Sekoya)

KelimeTürkçesiOkunuşuSesli Telaffuzu
SequoiaSekoya, 90 metreye kadar büyüyen ve yapraklarını asla dökmeyen bir ağaç türüse ku o ya

Sequoia is one of the most beatiful trees.

Sekoya en güzel ağaçlardan birisidir.

Aquiver (Titreme)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
AquiverHafifi titremea ku i vır

Her hands was aquivering due to crying.

Ağladığı için elleri titriyordu.

Mellifluous (Kadife Ses)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
MellifluousYumuşak, hoş ve kadife gibi sesme li fu lu ıs

With his mellifluous voice, I would listen to him speaking all night long.

O kadife sesiyle, tüm gece konuşsa dinlerim.

Ineffable (Tarif Edilemez)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
IneffableÇok büyük duygulara neden olduğu için kelimelerle anlatılamazin efı bıl

My love and belief for you is so strong that it’s ineffable.

Sana olan aşkım ve inancım o kadar kuvvetli ki kelimelere dökelim.

Nefarious (Kötü ve Rezil)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
NefariousKötü ve ahlaksız kişini fe ri ıs

His nefarious character only brought trouble.

Kötü ve rezil karakteri ile sadece bela getirdi.

Somnabulist (Uyurgezer)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
SomnambulistUyurgezersom nem bu list

My doctor told me I’m a somnbambulist.

Doktorum uyurgezer olduğumu söyledi.

Epoch  (Çağ)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EpochÇaği pok

A new epoch is closing in.

Yeni çağ yaklaşıyor.

Sonorous (Derin Ses)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
SonorousDerin ve hoş bir sesso no rıs

His sonorous voice was his biggest talent.

Derin sesi en büyük yeteneğiydi.

Ethereal (Gerçek Olamayacak Kadar Güzel)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EtherealBu dünyaya ait olamayacak kadar hoş ve narine fı ri ıl

Her ethereal beauty mesmerized me.

Gerçeklik dışı güzelliği beni büyüledi.

Epiphany (Aydınlanma)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EpiphanyAydınlanma anıe pi fi ni

The epiphany moment when he learned that exam is tomorrow was priceless.

Sınavın yarın olduğunu öğrenince geçirdiği aydınlanma anı paha biçilemez.

Efflorescence (Çiçek Açma Dönemi)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EfflorescenceBitkinin çiçek açma sürecief lo re sıns

Efflorescence period is the best time to walk on nature.

Doğada yürümek için en iyi zaman bitkilerin çiçek açma dönemi.

Elixir (Mucizevi İksir)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
ElixirSihirli güçleriyle iyileştirme ve koruma yeteneği olan iksire lik sır

Another company claiming they found an elixir to everything again.

Yine bir şirket her şeyin çözümü bir ilaç bulduğunu iddia ediyor.

Eloquence (Hitabet Yeteneği)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EloquenceGüzel hitabet yeteneğie lı ku ens

His eloquence was advanced that he could convince anyone.

Hitabeti o kadar iyiydi ki herkesi ikna edebilirdi.

Harbinger (Elçi)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
HarbingerGelecekten iyi ya da kötü haber getiren kişihar bin cır

Harbinger of doom, do not bore us.

Felaket tellalı, canımızı sıkma.

Opulent (Pahalı ve Gösterişli)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
OpulentPahalı ve gösterişlio pü lınt

His opulent dress was the main focus of the night.

Pahalı ve gösterişli kıyafeti tüm gecenin ana odağıydı.

Ravel (İpliklerine Ayrımak)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
Ravelİpliklerine ayırmakrey vıl

It took a long time to ravel all the wool.

Tüm yünü ipliklerine ayırmak uzun sürdü.

Sumptuous (Lüks ve Gösterişli)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
SumptuousPahalı ve lüks görünensamp çu ıs

All the guests were in a sumptuous dress.

Tüm misafirler lüks kıyafetler içindeydi.

Talisman (Tılsım)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
Talismanİyi şans tılsımıta lis mın

My mother gave me this talisman for good luck.

Annem bu tılsımı iyi şans için verdi.

Wherewithal (Gerekli Para)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
WherewithalBir amaç için gereken paraver vit al

I want to buy a new computer but I don’t have the wherewithal.

Yeni bilgisayar almak istiyorum ama yeterli param yok.

Woebegone (Üzgün)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
WoebegoneAşırı üzgün görünmekvo bi gan

His woebegone expressions were upsetting us.

Hüzünlü ifadesi hepimizi üzüyordu.

Imbroglio (Karmaşık)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
ImbroglioKarışık, zor ve kafa karıştırıcıim bro lio

This imbroglio matters are getting out of hand.

Bu karışık meseleler kontrolden çıkmaya başladı.

Surreptitiously (Gizlice)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
SurreptitiousKimse görmeden, gizlice yapmaksö rep ti şıs

She was surreptitiously looking at the clock, wanting to get away.

Uzaklaşmak için çaktırmadan saate bakıyordu.

Ripple (Damla Deseni)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
RippleSu yüzeyindeki hafif dalgalanmari pıl

Ripple pattern on the water was so nice.

Su üzerindeki damla deseni çok hoştu.

Nemesis (Büyük Düşman)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
NemesisYenilmesi imkansıza yakın düşmanni me sis

This sickness has been my nemesis for a long time.

Bu hastalık benim düşmanım oldu.

Penumbra (Yarı Gölge)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
PenumbraIşığın sadece bir kısmının engellendiği yarı gölgepe namb ra

You can witness the penumbra during the eclipse.

Tutulma sırasında yarı gölgeye denk gelebilirsiniz.

Cynosure (İlgi Çekici)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
CynosureGüzelliği veya iyiliği ile ilgiyi üstüne çeken kişisay no şır

She is very important for us since she is cynosure.

O kadar güzel ve ilgi çekici ki bizim için çok önemli birisi oldu.

Dalliance (Flörtleşme)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
DallianceCiddi olmayan, kısa süreli flörtleşmeda li ıns

She throw the ring when she learnt her fiance had a dalliance.

Nişanlısının başkasıyla flörtleştiğini öğrenince yüzüğü fırlattı.

Demesne (Mülk)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
DemesneMülkdi men

This all lands are demesne of the king.

Tüm topraklar kralın mülküdür.

Denouement (Sonuç)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
DenouementAkıbet, sonuçde nü man

The denoument act on the theatre was amazing.

Tiyatronun sonuç bölümü çok iyiydi.

Solemn (Ağırbaşlı)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
SolemnAğır başlıso lım

His solemn movements was the thing that affected us.

Bizi etkileyen ağırbaşlı hareketleriydi.

Desultory (Amaçsızca)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
DesultoryBir amaç ya da plan olmadan, rastgele yapılande sul to ri

He was wandering around in a desultory way.

Başıboş şekilde ortalıkta dolanıyordu.

Ephemeral (Fani)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EphemeralGeçici, kısa süreli, fanie fe mı rıl

I thought this music genre was ephemeral.

Bu müzik türü geçici sanıyordum.

Evanescent (Uunutulup Giden)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EvanescentKısa bir süre var olduktan sonra unutulup gidene ve ne sın

Not matter what he did, he became evanescent.

Ne yaptıysa önemi yok, unutulup gitti.

Halcyon (Sakin ve Hoş)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
HalcyonMutlu ve sakinhal si ın

We need to go a place halcyon.

Sakin ve hoş bir yere gitmeliyiz.

Usurp (Zorla Ele Geçirmek)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
UsurpZor kullanarak hakkı olmayan bir mevkii ele geçirmekyu surp

After he usurped the throne, became the new king.

Tahtı zorla ele geçirdikten sonra yeni kral oldu.

Lassitude (Zihinsel ve Fiziksel Yorgunluk)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
LassitudeFiziksel ya da zihinsel yorgunlukla si tud

Lassitude of the teacher affects their students.

Öğretmenlerin yorgunluğu öğrencileri de etkiliyor.

Lilt (Alçalan ve Yükselen Ses)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
LiltBir insanın sesindeki hoş yükselmeler ve alçalmalarliilt

He was singing beautyfully with a lilting voice.

Alçalan ve yükselen sesiyle güzelce şarkı söylüyordu.

Agile (Çevik)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
AgileÇevika cıl

Her agile movement enabled him to hold the falling plate.

Çevik hareketleri sayesinde düşen tabağı tutabildi.

Leisure (Boş Vakit)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
LeisureBoş zamanli jır

I sleep on my leisure time.

Boş zamanlarımda uyurum.

Love (Aşk)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
LoveSevgi, aşklav

My love is eternal.

Aşkım sonsuzdur.

Luminescence (Parlaklık)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
LuminescenceIşıltı, parlaklıklu mi ne sıns

Luminiscence on her eyes enchanted me.

Gözlerindeki parlaklık beni büyüledi.

Syzygy (Gezegenlerin Hizaya Dizilmesi)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
Syzygy2 veya daha fazla gezegenin bir hiza oluşturmasısi zi ci

Astrologs are waiting for the syzygy.

Astrologlar gezegenlerin hizalanmasını bekliyor.

Oblivion (Unutulmak)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
OblivionTamamen unutulma durumuob li vi ın

I was in Oblivion, no one knew me.

Unutulmuştum, kimse beni tanımıyordu.

Incandescence (Aşırı Parlak)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
IncandescenceAşırı parlamakin kan de sıns

Incandescence of the flaming sword lighted the room.

Ateşler içindeki kılıç odayı aydınlatıyordu.

Diaphanous (İnce ve Narin)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
DiaphanousArkası görülebilecek kadar narin olan nesneda ya fı nıs

His diaphonus curtains were useless.

İnce perdeleri bir işe yaramıyordu.

Ebullience (Enerji ve Mutlu Ruh Hali)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EbullienceEnerji ve mutlulukla dolu olmaa ba li ıns

Children are always in a ebullience mood.

Çocuklar daima enerji ve mutluluk dolu.

Evocative (Hatırlatıcı)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
EvocativeHatırlatıcıi vo ka tiv

This evocative smell took me to happy old days.

Bu koku bana eski günleri hatırlattı.

Felicity (Mutluluk)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
FelicityMutluluk, şans ya da iyi sonuçlar veren durumfe li si ti

Felicity of the marriage lasts long.

Evliliğin getirdiği mutluluk uzun sürer.

Forbearance (Kendine Hakim Olmak)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
ForbearanceZor durumlarda kendine hakim olabilme yeteneğifor be rens

Her forbearance convinced us that he was the right person for this job.

Zor durumda kendisini hakim olabilme yeteneği bize bu iş için doğru kişi olduğuna ikna etti.

Furtive (Gizli Saklı)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
FurtiveGizli ve güvenilmez eylemlerle bulunmakför div

His furtive actions suggested that we should get rid of him.

Gizli kapaklı hareketleri ondan kurtulmamız gerektiğini fark ettirdi.

Glamour (İhtişamlı)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
Glamourİhtişamlıgı le mır

His glamour was pulling everyone to him.

İhtişamlı görünümü herkesi kendine çekiyordu.

Gossamer (İnce İplik)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
GossamerÖrümceklerin ağ kurmak için kullandıkları en iplik kadar ince ve zarif olanga sı mır

She was wearing a gossamer veil.

Çok ince işlenmiş bir duvak takıyordu.

Incipient (Başlangıç)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
IncipientBaşlangıçin si pi ınt

Incipient was the attracting part of the movie.

Başlangıç filmin en ilgi çekici yeriydi.

Inglenook (Şömine Etrafındaki Yer)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
InglenookŞömine etrafında oturulması için tasarlanmış yarı kapalı alanin gıl nuk

We decided to build an inglenook.

Şöminenin etrafında oturmak için yer inşa etmeye karar verdik.

Insouciance (Endişesiz ve Rahat)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
InsoucianceEndişeli hissetmeden rahatça davranmakin su si yıns

Insouciance of the youth always amazed me.

Gençlerin rahatlığı beni hep etkilemiştir.

Panacea (Her Şeyin Çözümü)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
PanaceaTüm sorunlara çözümpe na si a

Technology is not the panacea.

Teknoloji her şeyin çözümüdür.

Pastiche (Derleme)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
PasticheBaşka sanat eserlerinden parçalar içererek oluşan yeni bir sanat eseripas tiij

This pastiche involves works of various writers.

Bu derleme bir çok yazarın çalışmalarını içermekte.

Plethora (Bol)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
PlethoraBaşa çıkılamayacak kadar büyük olanpı le to ra

Plethora books of the royal family was astonishing.

Kraliyet soyunun başa çıkılamayacak kadar fazla kitabı hayrete düşürüyordu.

Pyrrhic (Buruk Zafer)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
PyrrhicKarşılığında ağır fedalar yapıldığı için değmeyen bir galibiyetpi rik

He won the case but with all the money spent, it was a pyrrhic victory.

Davayı kazandı ama harcadığı para yüzünden yarım bir zaferdi.

Quintessential (En Önemli ve Gerekli)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
QuintessentialEn önemli ve gerekli parçaku in te sen çıl

For a quality cheese, quality milk is the quintessential part.

Kaliteli bir peynir için kaliteli süt en önemli parçadır.

Redolent (Anımsatıcı)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
RedolentBir başka şeyi anımsatan güçlü kokure dı lın

His redolent smell took me to a few years back.

O anımsatıcı kokusu bana eski yılları anımsattı.

Riparian (Nehir Kıyısı)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
RiparianNehir kıyısıri pe ri ın

Cars were parking on the riparian.

Araçlar nehrin kenarına park ediyordu.

Scintilla (En Ufak Parça)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
ScintillaBir şeyin en ufak parçasısin ti la

There isn’t a scintilla of truth in his story.

Hikayesinde gerçeğe dair en ufak parça yoktu.

Untoward (Beklenmeyen)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
UntowardBeklenmeyen ve hoş olmayanan tu vord

His untoward actions wore us out.

Beklenmedik hareketleri bizi yordu.

Mesmerize (Büyüleyici)

KelimeTürkçeOkunuşuSesli Telaffuzu
MesmerizeBüyülemekmez mı rayz

His mesmerizing glance was beatiful.

Büyüleyici bakışları çok güzeldi.

Daha Fazla Kelimeyi Konuşarak Öğrenin!

Öğrenebileceğiniz kelime sayısı çok fazla. Öğrenmek içinse zorlanmanıza gerek yok! Konuşarak Öğren sayesinde bir çok kelimeyi rahatça öğrenebilirsiniz. Anadili İngilizce olan eğitmenler sayesinde güzel telaffuzlarla kelimeleri öğrenebilirsiniz. Kendinize göre ayarlayabileceğiniz ders saatleri ile İngilizce öğrenmek hiç zor olmayacak. Siz de rahat saatlerle ve uzman eğitmenler kolayca İngilizce öğrenmek istiyorsanız Konuşarak Öğrene gelebilirsiniz!

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.

Nasıl İngilizce Öğrendiler?

18 thoughts on “İngilizce Güzel Kelimeler ve Türkçe Anlamları

  1. Haha çok tatlı bir ders olmuş bu, çok güzel gruplanmış ve örnekler de güzel hoşuma gitti. Elinize sağlık

  2. dizilerde görüp merak ettiğim birkaç kelimenin anlamını sonunda buldum. teşekkürler

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Son Yazılar

x

Hızlı Quiz ile İngilizce Seviyeni Öğren!

Question

İngilizcenizi Geliştirin

Türkiye'nin %100 başarı garantili tek online İngilizce kursunu ücretsiz deneyin.

X

Online Canlı Ders

Mehmet Hoca ile İngilizce cümle kurma canlı dersi İçin son dakika saniye.