Derdinizi İngilizce Anlatın: İngilizce Hastalıklar

Hayat bazen güldürürken bazen de canımızı sıkabiliyor. Canımızı sıkan bir diğer konu da zaman zaman başımıza gelen hastalıklar. Hastalığın bizi nerede ne zaman bulacağı belli olmadığından, bir yurtdışı seyahatinde ya da gezisinde bizi yakaladığında derdimizi İngilizce anlatmamız gerekebilir.

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Bir de ayrımına varmanızı istediğimiz bir nokta var ki, İngilizce’de hastalıklar Türkçe’deki gibi tek başlık altında toplanmıyor. Öyle ki, ölümcül ve ciddi hastalıklara diseases /dıziizız/ denirken, çok da ölümcül olmayan hastalıklara da (grip, nezle, boğaz ağrısı vb.) illness /ilnıs/ deniyor.

İşte yurtdışında belki de hayatınızı kurtaracak, derdinizi kolayca anlatmanızı sağlayacak İngilizce kelimeler ve onlarla ilgili cümleler:

Alerji: Allergy /elırci/

“I have allergy to chocolate and that is terrible for a chocolate lover.”

“Çikolataya alerjim var ve bu bir çikolata aşığı için berbat bir şey.”

Astım: Asthma /ezma/

“Please use this deodorant anywhere except for my bedroom, I have asthma.”

“Lütfen bu deodorantı benim odam dışında herhangi bir yerde sık, astımım var.”

Ateş: Fever /fivır/

“My son has had a fever for 3 days”

“Oğlumun 3 gündür ateşi var.”

Baş ağrısı: Headache /hedeyk/

“I have headache and none of my friends have any pill for headache.”

“Başım ağrıyor ve arkadaşlarımın hiçbirinde baş ağrısı için ilaç yok.”

Sırt ağrısı: Backache /bekeyk/

“Because he sits down at work all the time, he has backache.”

“İşyerinde habire oturduğu için sırt ağrısı çekiyor.”

Diş ağrısı: Toothache /tuuteyk/

“Stop eating candies, you will have toothache soon.”

“Şeker yemeyi bırak, yakında diş ağrısı çekeceksin.”

Karın ağrısı: Stomach ache /sıtamek eyk/

“Some kids have stomach ache because they ate too much food that was too spicy.”

“Bazı çocuklar baharatlı yiyecekleri fazla yediği için karın ağrısı yaşar.”

Kulak ağrısı: Earache /iyıreyk/

“After that concert, I had earache for a week”

“O konserden sonra bir hafta kulak ağrısı çektim.”

Boğaz ağrısı: Sore Throat /sor tırot/

“Don’t drink so much cold water, you will have sore throat!”

“O kadar soğuk su içme, boğazların ağrıyacak!”

Grip: Flu /fulu/

“If I had listened to my mom when she warned me about wearing a coat, I could’nt have caught flu.”

“Annem beni ceket giymem için uyardığında onu dinleseydim, şimdi gribe yakalanmazdım.”

Şeker hastalığı: Diabetes /dayabidiz/

“Sugary beverages are the worst drink choice for someone with diabetes”

“Şekerli içeçekler diyabet hastaları için en kötü içecek seçimidir.”

Migren: Migraine /maygreyn/

“When I have migraines, aspirin doesn’t alleviate the pain for me.”

“Migrenim nüksettiğinde, asprin işe yaramıyor.”

Miyop: Myopia  /mayopya/

“Because I have myopia, I can’t read what is written in the whiteboard.”

“Miyop olduğum için tahtaya yazılanı okuyamıyorum”

Romatizma: Rheumatics /ruumediks/ 

“My grandmother suffers from rheumatics and she takes a pill for it every other day.”

“Büyükannem romatizma çekiyor ve iki günde bir bunun için ilaç alıyor.”

İshal: Diarrhea /dayareya/

“You see your doctor if your diarrhea persists beyond a few days.”

“Eğer ishal birkaç günden fazla sürerse doktorunuza görünün.”

Nezle: Cold /kold/

“I knew that I will have a cold. I should not have eaten an ice cream in a winter day.”

“Nezle olacağımı biliyordum. Kış günü dondurma yememeliydim.”

Öksürük: Cough /kaf/

“My baby coughed all last night and I could not sleep.”

“Bebeğim dün bütün gece öksürdü ve uyuyamadım.”

Baş dönmesi: Dizzy /dizi/

“I felt dizzy when I got up.”

“Yataktan kalkınca başım döndü.”

Hapşuruk: Sneeze /sıniiz/

“When a cat sneezes, it sounds so funny.”

“Bir kedi hapşırdığında kulağa çok komik geliyor.”

Kanser: Cancer /kensır/

“He died of lung cancer.”

“Akciğer kanserinden öldü.”

Tüberküloz: Tuberculosis /tubırkiyıloziz/

“In 1921, a tuberculosis vaccine was developed in France.”

“Tüberküloz aşısı 1921’de Fransa’da geliştirildi.

Kızamık: Measles /mizıls/

“The doctor is quite definite about Jeremy having measles.

“Doktor, Jeremy’nin kızamığı olduğu konusunda emindi.”

Suçiçeği: Chicken pox /çikın paks/

“Chicken pox is a contagious disease.”

“Suçiçeği bulaşıcı bir hastalıktır.”

Kalp hastalığı: Heart Disease /hart dıziz/

“Obesity can increase the risk of heart disease.”

“Obezite kalp hastalığı riskini arttırabilir.”

Karaciğer hastalığı: Liver disease /livır dıziz/

“High alcohol consumption increases the risk of liver disease.”

“Yüksek alkol tüketimi karaciğer hastalığı riskini arttırır.”

Kaygı bozukluğu: Anxiety disorder /engzayidi disordır/

“You maybe suffering from social anxiety disorder because you can’t talk in public.”

“Sende sosyal anksiyete bozukluğu olabilir çünkü herkesin önünde konuşamıyorsun.”

Yemek zehirlenmesi: Food poisoning /fuud poyzıning/

“I wish I had never eaten that cheeseburger yesterday, I feel very bad. I think it caused food poisoning.”

“Keşke dün o çizburgeri yemeseydim, kötü hissediyorum. Sanırım yemek zehirlenmesine neden oldu.”

Saman Nezlesi: Hay fever /hey fivır/

“A lot of people are dealing with hay fever now.”

“Birçok insan saman nezlesine yakalanıyor bu aralar.”

Böbrek Hastalığı: Kidney disease /kidni dıziz/

“Nausea, vomiting and loss of appetite are some symptoms of kidney disease.”

“Bulantı, kusma ve iştah azalması böbrek hastalığının bazı semptomlarındandır.”

Felç: Stroke /sıtrok/

“We were scared when my grandfather suddenly had a stroke.”

“Dedem birden felç geçirince korktuk.”

Çölyak Hastalığı: Celiac Disease /siliyak dıziz/

“The ones who have celiac diseases should consume gluten-free food.”

“Çölyak hastaları glutensiz yiyecekler tüketmeli.”

Beyin Kanaması: Apoplexy /epıpleksi/

“My father died suddenly of apoplexy, at Istanbul, on the 30th of September 1977.”

“Babam 30 Eylül 1977 tarihinde İstanbul’da ani beyin kanamasından öldü.”

Derdinizi İngilizce Anlatın: İngilizce Hastalıklar son güncelleyen: Temmuz 1st, 2019nihat

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.