İngilizcesini Bilmeniz Gereken 30 Hayvan!

Hayvan sevgisi dünya genelinde evrensel olsa da isimleri için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Öyle ki, anadili İngilizce olan biri kedi gördüğünde “Look! Oh, a cat!” dese de anadili Türkçe olan biri “Ayy, kediye baak!” gibi bir tepki verebilir. Bu yazımızda, birçok hayvanın İngilizce’deki karşılığını ve hepsiyle ilgili birer örnek cümle kimisinde de deyimler göreceksiniz. Hayvanlar da kendi aralarında yaşam alanlarına göre kategorilere ayrılıyor. Onları kendi kategorilerinde 3 konu başlığı altında topladık. Hayvanların İngilizcelerini bu konu başlıkları altında görmeniz, öğrenmenizi hızlandıracaktır.

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Wild Animals (Vahşi Hayvanlar)

Çoğu zaman korkutucu olsalar da bakmayın öyle olduklarına, özünde hepsi sevimli hayvanlardır. Kimisi yürüyen asalet, kimisi de yürüyen heybet.

Lion /layın/ : Aslan

“I saw a huge lion in the zoo.”

“Hayvanat bahçesinde devasa bir aslan gördüm.”

Tiger  /taygır/  : Kaplan

“Tiger is the biggest wild animal in the cat family.

(Kaplan, kedi familyasındaki en büyük vahşi hayvandır.)

“Now that you accept the contract, you have a tiger by the tail.” (Deyim)

(Sözleşmeyi kabul ettiğine göre zor bir işin altına girdin.)

Giraffe  /ciref/ : Zürafa

“Giraffes have long necks and long legs.

(Zürafaların uzun boyunları ve uzun bacakları vardır)

Elephant /elıfınt/  : Fil

“Elephants are huge animals and they are interestingly scared of mice.*”    (*Mouse (fare) kelimesinin çoğul hali)

“Filler devasa hayvanlardır ve ilginçtir ki farelerden korkarlar.”

Monkey /manki/ : Maymun

“Monkeys like bananas.”

“Maymunlar muz sever.”

Zebra /zibra/ : Zebra (telaffuza dikkat!)

“Are zebras black with white stripes or white with black stripes?”

“Zebralar siyah üzerine beyaz çizgili midir yoksa beyaz üzerine siyah çizgili midir?”

Bizim de kafamız karıştı açıkçası.

Kangaroo /kengıru/ : Kanguru

anigif_enhanced-buzz-19584-1387492187-3

“Kangaroos can’t walk backwards.”

“Kangurular geriye doğru yürüyemezler.”

Camel /kemıl/ : Deve

“A thirsty camel can drink 135 litres in 13 minutes.”

“Susamış bir deve 13 dakikada 135 litre su içebilir.”

Bear /ber/ : Ayı

“When you see a bear, run!”

“Bir ayı gördüğün an, kaç!”

Polar bear /poulır ber/ : Kutup Ayısı

“When you see a polar bear in the desert, wake up!”

“Çölde bir kutup ayısı gördüğün an, uyan!”

Fox /faks/ : Tilki

“My dog is running after a fox.”

“Köpeğim bir tilkinin peşinden koşuyor.”

Wolf /vuf/ : Kurt

“Wolves generally have longer legs than dogs.”

“Kurtlar genelde köpeklerden daha uzun bacaklara sahiptir.”

Squirrel /sıkkuverıl/ : Sincap

“Squirrels eat hazelnuts.”

“Sincaplar fındık yer.”

Leopard / lepırd/ : Leopar

“Tom can run as fast as a leopard.”

“Tom bir leopar kadar hızlı koşabilir.”

Rhino /rayno/ : Gergedan

“Rhinos are generally gray.”

“Gergedanlar genelde gridir.”

Cheetah /çiitı/ : Çita

“The Cheetah is the fastest animal in the world.”

“Çita dünyadaki en hızlı hayvandır.”

Underwater Animals (Sualtı Canlıları)

Denizaltında bambaşka bir dünya var. Kimisine iştahla bakarken kimileri hayran bırakıyor kendine. Bakalım bu sevimli hayvanların İngilizce’de karşılıkları nelermiş.

Fish /fiş/ : Balık

“I like eating fish”

“Balık yemeyi severim.”

“When Carla transferred to a new school, she was like a fish out of water because she didn’t know anyone there.” (Deyim)

“Carla yeni bir okula başladığında sudan çıkmış balık gibiydi, çünkü kimseyi tanımıyordu.”

Jellyfish /celifiş/ : Denizanası

“Sponge Bob likes catching of jellyfish.”

“Sünger Bob denizanası avlamayı sever.”

Starfish /sıtarfiş/ : Denizyıldızı

“We found a starfish on the beach.”

“Kumsalda bir denizyıldızı bulduk.”

Seahorse /sihors/ : Denizatı

“Seahorses have no teeth and no stomach.”

“Denizatlarının dişleri ve karınları yoktur.”

Octopus /ağktıpıs/ : Ahtapot

“I have never eaten a live octopus”

“Daha önce canlı bir ahtapot yemedim.”

Shark /şark/ : Köpekbalığı

“She is scared of sharks.”

“O, köpekbalıklarından korkar.”

Whale /wheyl/* : Balina  

* düz şekilde weyl demektense, o üstteki küçük h’yi /ğ/ gibi okumayı deneyin.

“While he was in underwater, he saw a huge whale.”

“Sualtındayken, kocaman bir balina gördü.”

“We have such a whale of time!” (Deyim)

“Ne kadar güzel vakit geçiriyoruz!”

Cuttlefish /katılfiş/ : Mürekkep Balığı

“Cuttlefish can change their color when they want to hide themselves.”

“Mürekkep balıkları kendilerini saklamak istediklerinde renk   değiştirebilirler.”

Sea turtle /si törtıl/  : Su kaplumbağası

“I think sea turtles are very cute.”

“Bence su kaplumbağaları çok sevimliler.”

Farm Animals (Çiftlik Hayvanları)

Diğerleriyle kıyasladığımızda, çiftlik hayvanlarının yaşam alanlarını ve kendilerini daha sık görüyoruz. Fakat İngilizce karşılıklarını bilmiyor ya da karıştırıyor olabilirsiniz. Aşağıdakilere bir göz atın.

anigif_enhanced-23403-1402773525-1

Dog /d ɔ *g/ : Köpek   * ɔ fonetik olarak o ve a sesinin aynı anda çıkmasıdır.

“Who let the dogs out!”

“Köpekleri kim saldı?”

Evet o meşhur şarkı herkesin aklına geldi biliyoruz. Devamı “wuf!wuf!wuf!wuf! olan.

Chicken /çikın/ : Tavuk

“They bought twenty chickens for their farm.”

“Çiftlikleri için 20 tavuk satın aldılar.”

Rooster /ruuster/ : Horoz

“A rooster’s sound is like cock-a-doodle-doo!”

“Horozun sesi ü ürü ü şeklindedir.”

 Çeviriye yorum katmadan edemedik. Hangisi doğru?

Horse /hors/ : At

anigif_enhanced-buzz-5815-1429734728-23

“I don’t like horse races.”

“At yarışlarını sevmem.”

“Mom hold your horses. I know we’re late but I’d prefer to arrive to the party alive. (deyim)

“Anne biraz sakin ol. Biliyorum partiye geciktik fakat oraya sağ bir şekilde varmayı tercih ederim.”

Goat /gout/ : Keçi

“He smells like a goat.”

“Keçi gibi kokuyor.”

Duck /dak/ : Ördek

“Ducks eat grass, insects,fruit and fish.”

“Ördekler ot, böcek, meyve ve balık yerler.”

“I just need a place to duck out of the rain for a bit.” (Deyim)

“Yağmurdan biraz olsun kaytarmak için bir yere ihtiyacım var.”

Cow /keau/ : İnek

“I can’t drink any milk other than cow milk.”

“İnek sütü dışında başka süt içemiyorum.”

Sheep /şiip/ : Koyun

“I want to feed a sheep.”

“Bir koyun beslemek istiyorum.”

Lamb /lem/ : Kuzu

“I become happy when I see a lamb.”

“Bir kuzu gördüğümde mutlu oluyorum.”

Bu kelimeleri siz de kendi cümlelerinizi kurarak öğrenmeye çalışın. Ezberden kaçının ve telaffuzlarını bol bol tekrar edin. Öyle ki, bir çok milletten arkadaşlarınızla bir barda “I want a glass of beer /biyır/” diyerek bir bardak bira sipariş edebilecekken ufak bir telaffuz hatasıyla “I want a glass of bear /ber/” diyerek bir bardak boz ayı sipariş edebilir ve ortamda dalga konusu olabilirsiniz. Aman telaffuza dikkat!

 

İngilizcesini Bilmeniz Gereken 30 Hayvan! son güncelleyen: Haziran 22nd, 2019nihat

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.