İngilizce Organ Adları ve Örnek Cümleler

Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

İngilizce öğrenirken kelime bilginizin mümkün olduğunca gelişmiş olması önemli. Ancak ne kadar kelime bilirseniz bilin, bazı temel kelimeleri biliyor olmanız günlük hayattaki birçok zorluklarınızın çözümünü kolaylaştıracaktır. Buna örnek konulardan biri de İngilizce organ adlarının kullanımı. Bu kelimeleri öğrendiğiniz takdirde herhangi bir şikâyetinizi ifade ederken zorlanmayacak ve hastalıklarınızın çözümüne kolaylıkla ulaşacaksınız. Eğer bir bölgede herhangi bir ağrı sorunuyla doktora gittiyseniz ‘’I have got’’ kalıbını kullanarak söz konusu olan ağrınızı doktora anlatabilirsiniz.

Örneğin:  I have got a headache.

Başım ağrıyor.

I have got a stomacache.

Karnım ağrıyor.

Sizler için örnek İngilizce organ adlarını, vücudumuzda yaptığımız bazı eylemleri ve bu konu ile ilgili örnek cümle örneklerini derledik. Hazırsanız başlayalım.

Beard: Sakal

I think you should grow a beard.

Bence sakal bırakmalısın.

Cheek: Yanak

Ali kissed my cheek.

Ali, benim yanağımı öptü.

Chin: Çene

I punched him in the chin.

Onun çenesine yumruk attım.

Head: Baş

Ayşe hit him on the head.

Ayşe, onun kafasına vurdu.

Hair: Saç

I have very long hair.

Çok uzun saçım var.

Ear: Kulak

I have an ear infection.

Kulak enfeksiyonum var.

Eye: Göz

I closed my eyes to calm down.

Sakinleşmek için gözlerimi kapattım.

Eyebrow: Kaş

Sude raised her eyebrows.

Sude kaşlarını kaldırdı.

Eardrum: Kulak zarı

The ear canal sends sound waves to the eardrum.

Kulak kanalı, kulak zarına ses dalgaları gönderir.

Earlobe : Kulak memesi

His earlobes are large.

Onun kulak memeleri büyüktür.

Eyelash: Kirpik

She has fake eyelashes.

Onun takma kirpikleri var.

Eyelid: Göz kapağı

Your eyelids are closed, but I know you are awake.

Göz kapakların kapalı ama uyanık olduğunu biliyorum.

Forehead: Alın

He wiped the sweat from his forehead.

Alnındaki teri sildi.

Freckles: Çil

She doesn’t have any freckles.

Onun çilleri yoktur.

Jaw: Çene

My jaw hurts.

Çenem acıyor.

Lip: Dudak

The lower lip is bigger than the upper lip.

Alt dudak, üst dudaktan daha büyüktür.

Mouth: Ağız

Do not talk with your mouth full!

Ağzın doluyken konuşma.

Nose: Burun

The child’s nose is bleeding.

Çocuğun burnu kanıyor.

Nostril: Burun deliği

Murat had a little bit of blood coming from his nostril.

Murat’ta burun deliğinden gelen bir miktar kan vardı.

Moustache: Bıyık

Women like men with moustaches.

Kadınlar bıyıklı erkekleri sever.

Tongue: Dil

I angried him, because he stuck out his tongue at his teacher.

Ona kızdım çünkü öğretmenine dilini çıkardı.

Tooth: Diş

“I have a terrible tooth-ache.”

“Korkunç bir diş ağrım var”

“You had better see a dentist at once.”

“Hemen bir dişçiye gitsen iyi olur”

Teeth: Dişler

I have crooked teeth.

Benim çarpık dişlerim var.

Wrinkles: Kırışıklık

You have got wrinkles.

Kırışıklıkların var.

Arm: Kol

He hurt his arm.

Kolunu incitti.

Armpit: Koltuk altı

He shaved her armpits.

O, koltuk altını tıraş etti.

Back: Sırt

She is carrying a backpack on her back.

O, sırtında bir sırt çantası taşıyor.

Chest: Göğüs

I had a sharp pain in my chest yesterday.

Dün göğsümde keskin bir ağrı vardı.

Elbow: Dirsek

I hurt my elbow.

Dirseğimi incittim.

Hand: El

The child took her mother’s hand.

Çocuk annesinin elini tuttu.

Finger: Parmak

My finger got caught in the door.

Parmağım kapıda sıkıştı.

Fingernail: Parmak tırnağı

I broke my fingernail.

Tırnağımı kırdım.

Knuckle: Parmak boğumu

I heard Cenk cracking his knuckles.

Cenk’in parmaklarını çıtlattığını duydum.

Navel /Belly button: Karın deliği

She has got her navel a piercing.

Karın deliğinde bir piercing var.

Neck: Boyun

I woke up with a stiff neck.

Bir boyun tutulmasıyla uyandım.

Palm: Avuç içi

Deniz had her palm read.

Deniz avuç içini okuttu.

Shoulder: Omuz

I have a pain in the shoulder.

Omzumda bir ağrı var.

Throat: Boğaz

Do you have a headache and a sore throat?

Başın ağrıyor mu ve boğazın acıyor mu?

Thumb: başparmak

She pricked my thumb with a needle.

Başparmağıma iğne batırdı.

Waist: Bel

What is your waist size?

Bel ölçün nedir?

Wrist: Bilek

My wrist hurts.

Bileğim acıyor.

Ankle: Ayak bileği

I have hurt my ankle.

Ayak bileğimi incittim.

Belly: Göbek

Ahmet has got a belly.

Ahmet’in bir göbeği var.

Foot: Ayak

Feet: Ayaklar

The boy stepped on my foot on purpose.

Çocuk kasten ayağıma bastı.

Groin: Kasık

She kicked he in his groin.

O, onun kasığına vurdu.

Hip: Kalça

Özlem slipped on ice and broke her hip last winter.

Özlem geçen kış buzda kaydı ve kalçasını kırdı.

Knee: Diz

The knee is the body’s largest joint.

Diz vücudun en büyük eklemidir

Leg: Bacak

His leg was bitten by a crocodile.

Bacağı bir timsah tarafından ısırıldı.

Shin: Kaval kemiği

Her shin is hurting.

Onun kaval kemiği acıyor.

Sole: Ayak tabanı

Ali’s sole was hurting.

Ali’nin ayak tabanı ağrıyordu.

Thigh: Kalça

She has got a tattoo on her thigh.

Onun kalçasında bir dövme var.

Toe: Ayak parmağı

My toe began to bleed.

Ayak parmağım kanamaya başladı.

Toenail: Ayak tırnağı

Her toenail is broken.

Onun ayak tırnağı kırıldı.

Cornea: Kornea

My husband has a disease on the cornea.

Kocamın korneasında bir rahatsızlık var.

Eye socket: Göz yuvası

Eyeball: Göz küresi

İris: İris

Retina: Retina

Pupil: Göz bebeği

Artery: Atardamar

The bullet cut through an artery.

Kurşun atardamarı kesti.

Appendix: Apandist

The appendix is about 10 cm long.

Apandist yaklaşık 10 cm uzunluğundadır.

Bladder: İdrar kesesi

I had a bladder infection last year.

Geçen yıl idrar kesesi enfeksiyonu geçirdim.

Vessel: Damar

The nurse hit a blood vessel.

Hemşire damardan enjeksiyon yaptı.

Brain: Beyin

I don’t understand how the human brain works.

İnsan beyninin nasıl çalıştığını anlamıyorum.

Cartilage: Kıkırdak

She got her ear cartilage pierced.

O, kulak kıkırdağını deldirdi.

Colon: Kalın bağırsak

My grandfather died because of colon cancer.

Büyükbabam, kolon kanseri yüzünden öldü.

Gallbladder: Safra kesesi

Her uncle had a gallbladder operation.

Onun dayısı, safra kesesi ameliyatı oldu.

Heart: Kalp

You have a good heart.

İyi bir kalbin var.

Intestines: Bağırsak

Large intestine: Kalın bağırsak

The large intestine is about 1.5m long.

Kalın bağırsak, yaklaşık 1.5 uzunluğundadır.

Small intestine : İnce bağırsak

Kidney: Böbrek

I have got a kidney trouble.

Böbrek sorunum var.

Liver: Karaciğer

Alcohol damages the liver.

Alkol, karaciğere zarar verir.

Lung: Akciğer

Cigarette damages the lung.

Sigara, akciğere zarar verir.

Oesophagus: Yemek borusu

Pancreas: Pankreas

He has got a pancreas disease.

Onun, karaciğer hastalığı var.

Organ: Genel olarak organ kavramı

If you agree to become an organ donor, you may help save someone’s life.

Organ bağışçısı olmayı kabul edersen, birinin yaşamını kurtarmasına yardım edebilirsin.

prostate gland / prostate: Prostat

He has prostate cancer.

O, prostat kanseri.

Rectum: Göden bağırsağı

Spleen: Dalak

The doctors had to remove your spleen.

Doktorlar, dalağını almak zorunda kaldı.

Stomach: Karın

I sometimes have pain in my stomach.

Bazen midemde ağrım olur.

Tonsils: Bademcik

When I was 5, I had a tonsils operation.

Beş yaşındayken bademcik ameliyatı oldum.

Windpipe: Soluk borusu

Collarbone / Clavicle: Köprücük kemiği

Kerem broke his collarbone when he was thirteen.

Kerem on üç yaşındayken köprücük kemiğini kırdı.

Thigh bone / Femur: Kalça kemiği

The human’s femur is tougher than concrete.

İnsanların kalça kemiği bir betondan daha serttir.

Humerus: Kol kemiği

Kneecap: Diz kapağı

My kneecap is hurting.

Diz kapağım ağrıyor.

Pelvis: Leğen kemiği

Women’s pelvis are wider than man’s pelvis.

Kadınların leğen kemiği erkeğinkilerden daha geniştir.

Rib: Kaburga

My rib bones were broken.

Kaburga kemiklerim kırıldı.

Skeleton: İskelet

He looks just like a skeleton.

O bir iskelet gibi görünüyor.

Skull: Kafatası

The human skull consists of 23 bones.

İnsan kafatası 23 kemikten oluşur.

Spine / Backbone: Omurga

I felt a chill go up his spine.

Omurgama doğru giden bir ürperti hissettim.

Vertebra: Omur

Vertebrae: Omurlar

Even the long neck of a giraffe contains only seven vertebrae.

Bir zürafanın uzun boyu bile yedi omurga içerir.

Blood: Kan

A blood transfusion is necessary.

Kan nakli gereklidir.

Saliva / Spit: Tükürük

A gentleman would not spit on the street.

Bir beyefendi sokakta tükürmez.

Sweat / Perspiration: Ter

The president wiped the sweat from his forehead.

Başkan alnındaki teri sildi.

Tear: Gözyaşı

A tear ran down her cheek.

Bir gözyaşı onun yanağından aşağıya süzüldü.

Urine: İdrar

I had blood in my urine.

İdrarımda kan vardı.

Bone: Kemik

I got a fish bone stuck in my throat.

Boğazımda yapışmış bir balık kılçığı var.

Joint: Eklem

The knee is the body’s largest joint.

Diz vücudun en büyük eklemidir.

Muscle: Kas

The diaphragm is one of a muscles.

Diyafram kaslardan biridir.

Nerve: Sinir

A nerve cell responds to a slight stimulus.

Bir sinir hücresi hafif bir uyarıcıya yanıt verir.

Digestive system: Sindirim sistemi

Millions of beneficial organisms live in the human digestive tract.

İnsanın sindirim sisteminde milyonlarca yararlı organizma yaşamaktadır.

To breathe: Nefes almak

I can not breathe through my nose.

Burnumdan nefes alamıyorum.

To hiccup: Hıçkırmak

To have the hiccups: Hıçkırık tutmak

I have hiccups.

Hıçkırığım var.

To sneeze: Hapşırmak

To urinate: İdrar çıkarmak

To vomit: Kusmak

DUYU ORGANLARI

Smell: Koku

I have a good sense of smell.

İyi bir koku alma duyum var.

Touch: Dokunma

Don’t touch the flowers.

Çiçeklere dokunma.

Sight: Görme

Do you believe in love at first sight?

İlk görüşte aşka inanır mısın?

Hearing: İşitme

My father grew pale on hearing the news.

Babam haberi duyunca sarardı.

Taste: Tat alma

When I have a cold, I can not taste anything.

Üşüttüğümde, hiçbir şeyin tadını alamıyorum.

İngilizce Organ Adları ve Örnek Cümleler son güncelleyen: Haziran 24th, 2019Konuşarak Öğren

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.