İngilizce soru sorun, soruları cevaplandırın, puan toplayın. Topladığınız puanlarla hediyeler kazanın!

İngilizce Dini Terimler Sözlüğü


Türkiye’nin En İyi Online İngilizce Eğitim Sistemi Konuşarak Öğren’den Ücretsiz Konuşma Dersi Almak İçin Tıklayın !

Konuşarak Öğren'i Ücretsiz Deneyin

Faith: İnanç

  • People are tend to believe that there is something divine and powerful because of their need for emotion of faith.

(İnsanlar inanç duygusuna duydukları ihtiyaç sebebiyle güçlü ve mukadder bir varlığın olduğuna inanmaya meyillidir.)

Sacred: Kutsal

  • All heavenly religions have their own sacred figures.

(Tüm semavi dinlerin kendi kutsal figürleri vardır.)

Church: Kilise

  • Church is a sacred place for the Christian, where they go for praying.

(Kilise, Hristiyanların dua etmek için gittikleri kutsal bir yerdir. )

Bible: İncil

  • According to the Bible, the meaning of life is for a man to love God and live by his words with his whole heart, soul, mind and strength.

(İncil’e göre, hayatın anlamı bir insanın bütün kalbi, ruhu, aklı ve gücü ile Tanrı’yı ​​sevmesi ve onun sözlerine uygun yaşamasıdır.)

Convert: Değiştirmek (din)

  • After he read all the sacred books, he converted to Islam as he thought that it is the most appropriate religion of all.

(Tüm kutsal kitapları okuduktan sonra, en uygun din olduğunu düşündüğü için İslamiyet’e geçti.)

Holy: Kutsal

  • Ramadan is a holy month for all Muslims and they fast for the whole month.

(Ramazan tüm Müslümanlar için kutsal bir aydır ve tüm ay boyunca oruç tutarlar.)

Infidel: Kafir, imansız

  • To this day, among all the religion, people who believe in religion have marked and blamed the people who don’t believe as infidels.

(Bugüne kadar, tüm dinler arasında, dine inanan insanlar, inanmayanları kafir olarak adlandırmış ve suçlamışlardır.)

Devout: Dindar

  • If it is needed to adapt a society to religion, the most efficient way is to use devout people.

(Bir toplumu dine uyarlamak gerekirse, en etkili yol dindar insanları kullanmaktır.)

Secular: Dünyevi

  • Most of the religions support people to keep away from the secular life and pleasures and devote themselves to God.

(Dinlerin çoğu insanların dünyevi hayattan ve zevklerden uzak durmasına ve kendilerini tanrıya adamasına destek olur.)

Fast: Oruç tutmak

  • During Ramadan month, Muslims fast and show their dedication to Allah.

(Ramazan ayı boyunca Müslümanlar oruç tutup Allah’a olan bağlılıklarını gösterirler.)

Theology: İlahiyat

  • If the missionaires wants to convert local people to Christianity, they need to teach theology to the citiziens.

(Misyonerler yerel halkı Hıristiyanlığa dönüştürmek istiyorsa, vatandaşlara ilahiyat öğretmeleri gerekir.)

Cult: Tarikat

  • Some religious cult can be dangerous as the leaders may lead people to the wrong way by brainwashing.

(Liderler beyin yıkama ile insanları yanlış yola sokabildikleri için bazı dini tarikatlar tehlikeli olabilir.)

Pious: Dindar

  • Under the guidance of a very pious mentor, I learned so much about the origin of the scriptures.

(Çok dindar bir akıl hocasının rehberliğinde, kutsal yazıların kökeni hakkında çok şey öğrendim.)

Divinity: Kutsallık, tanrılık, tanrısallık

  • The prophet spread the words of God and encouraged people to follow him but never claimed divinity.

(Peygamber Tanrı’nın sözlerini yaydı ve insanları onu takip etmeye teşvik etti, ancak hiçbir zaman tanrılık iddiasında bulunmadı.)

Heathen: Putperest, dinsiz

  • As the new preacher came to the town, the heathen can be converted to Christianity.

(Yeni vaiz kasabaya geldiği için, dinsizler Hristiyanlığa döndürülebilir.)

Devotee: Sofu, adanmış

  • Religions encourage the believers to follow the rules of God and be devotee.

(Dinler,müminleri tanrının kurallarını takip etmeye ve adanmış olmaya teşvik eder.)

Spiritual: Manevi, dini

  • The focus of the nun’s spiritual journey is pious dedication to God and the advancement of the soul.

(Rahibenin manevi yolculuğunun odağı Tanrı’ya dindar özveri ve ruhun ilerlemesidir.)

Renegade: Dinden dönmüş

  • The renegade members of the church decided to establish a new ministry for their new religion.

(Kilisenin dinden dönmüş üyeleri yeni dinleri için yeni bir papazlık kurmaya karar verdiler.)

Faithful: İnançlı

  • In order to get through the though times, one should be faithful and know that it all comes from God.

(Zor zamanları atlatabilmek için, inançlı olmalı ve her şeyin Tanrı’dan geldiğini bilmelisiniz.

Martyr: Şehit(etmek)

  • According to the heavenly religions, it is a must to fight for God and being a martyr will be rewarded in afterlife.

(Semavi dinlere göre, Tanrı için savaşmak bir zorunluluktur ve şehit olmak öbür dünyada ödüllendirilecektir.)

Persecution: Zulüm, eziyet

  • In some religious communities, the unbelievers are still subject to persecution.

(Bazı dini topluluklarda, inançsızlar hala zulme maruz kalmaktadır)

Doctrine: Öğreti

  • Because I was not pleased with the doctrine of the church, I have decided to find a new place.

(Kilisenin öğretisinden memnun olmadığım için yeni bir yer bulmaya karar verdim.)

Segregate: Tecrit etmek

  • People who want to devote themselves to Sufism segregate themselves to be isolated from worldly pleasures.

(Kendilerini tasavvufa adamak isteyen insanlar, dünyevi zevklerden soyutlanmak için tecrit ederler.)

Preach: Vaaz(vermek)

  • The preachers who only preach on damnation and hell are not accepted by the people who want to learn about doctrines.

(Sadece lanet ve cehennem üzerine vaaz veren vaizler doktrinleri öğrenmek isteyen insanlar tarafından kabul edilmez.)

Heresy: Sapkınlık

  • Once upon a time, some women were falsely convicted as witches in trials against heresy.

(Bir zamanlar, kadınlar, sapkınlığa karşı davalarda cadı olarak yanlış bir şekilde yargılandılar.)

Prophet: Peygamber

  • In the bibleJonah was a prophet who warned the people of Nineveh to repent before it was too late.

(İncilde, Yusuf, Ninova halkını çok geçmeden tövbe etmesi için uyaran bir peygamberdi.)

Sin: Günah

  • It is a sin for Muslim to drink alcohol, play gamble and have adultery.

(Müslümanların alkol alması, kumar oynaması ve zina yapması günahtır.)

SORU CEVAP

İngilizce Sacred ile İlgili Örnek Cümle Nedir?

Sacred: Kutsal, All heavenly religions have their own sacred figures. (Tüm semavi dinlerin kendi kutsal figürleri vardır.)

İngilizce Heresy ile İlgili Örnek Cümle Nedir?

Heresy: Sapkınlık, Once upon a time, some women were falsely convicted as witches in trials against heresy. (Bir zamanlar, kadınlar, sapkınlığa karşı davalarda cadı olarak yanlış bir şekilde yargılandılar.)

İngilizce Segregate ile İlgili Örnek Cümle Nedir?

Segregate: Tecrit etmek, People who want to devote themselves to Sufism segregate themselves to be isolated from worldly pleasures.(Kendilerini tasavvufa adamak isteyen insanlar, dünyevi zevklerden soyutlanmak için tecrit ederler.)

İngilizce Devotee ile İlgili Örnek Cümle Nedir?

Devotee: Sofu, adanmış, Religions encourage the believers to follow the rules of God and be devotee.(Dinler,müminleri tanrının kurallarını takip etmeye ve adanmış olmaya teşvik eder.)

Konuşarak Öğren uygulaması ile İngilizcenizi geliştirin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İngilizcenizi Geliştirin

Türkiye'nin %100 başarı garantili tek online İngilizce kursunu ücretsiz deneyin.

X

Online Canlı Ders

Çağrı Hoca ile İngilizce cümle kurma canlı dersi İçin son 3 dakika 45 saniye.